UÇAN BELGE
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın haddini aşan konuşmaları tepki yaratırken bir yandan da geçmişin anıları zihinlerde canlanıyor.
Yazar Muzaffer Ayhan Kara, emekli Büyükelçi Tahsin Burcuoğlu’nun bir anısını aktarıyor.
Burcuoğlu, 2003 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda Ortadoğu Genel Müdürü’dür. O sırada ABD askerlerinin Türkiye’ye yerleştirilmesi gündemdedir.
Bir gün ABD Büyükelçiliği Müsteşarı Robert Deutsch, randevu almadan kapıyı vurur, ‘Kusura bakmayın, aceleyle geldik, Vaşington’dan aldığımız acil bir talimatı hemen size iletmek durumundayız’ diyerek elindeki metni uzatır. Talimat diliyle yazılmış olan belge ‘Aksi takdirde Türkiye sonuçlarına katlanacaktır’ ifadesiyle sona ermektedir. Burcuoğlu, Deutsch’a bu belgeyi alıp gitmeleri için kapıyı gösterir. Deutsch şaşırarak ‘Ama aldığımız talimata göre belgeyi mutlaka size bırakmamız gerekiyor’ der. Burcuoğlu ‘Sehpanın üzerinde duran belgeyi alın ve gidin, ben de içeriğini gerekli yerlere arz edeyim’ diye üsteler. Amerikalı diplomat geri aldıkları takdirde bunu Vaşington’a izah edemeyeceklerini söyleyince Burcuoğlu belgeyi alır, birkaç kez katlayarak uçak yapar. Ve pencereden dışarı atar. Kâğıttan uçak süzüle süzüle gözden kaybolur. Amerikalılar şaşkınlık içindedir. Deutsch’un beraberindeki yardımcısı hızla fırlayıp dışarıya kâğıttan uçağı aramaya gider. Amerikalılar kös kös geri döner.
Burcuoğlu bu anıyı (Kayıt Dışı Anılar- Tarihçi Kitabevi- 1922) adlı kitabında anlatıyor.
EMEK BAYRAMI
İşçiler, kaldırım ve yol işçisi, inşaat işçisi, şoför, hamal vs. olarak 364 gün Taksim Meydanı’na girebilir.
Ancak 1 Mayıs’ta bayram yapmak için giremez... Bu da bizim demokrasinin bir güzelliği!
1 Mayıs 1977 tarihinde Taksim Alanı’na işçi bayramını kutlamaya giden yurttaşlarımızdan 34’ ü akşam evine dönmedi. O günü kana boyayan olaylar hâlâ karanlıkta... Olaylar nasıl başladı, kim başlattı, emri kim verdi, hâlâ aydınlığa çıkmadı. Daha doğrusu hâlâ gizleniyor!
1976 yılında çok görkemli bir Taksim Mitingi düzenlenmişti. Birilerinin gözü korktu. 1 Mayıs’lar ertesi yıldan itibaren korku gününe dönüştürüldü. Gerçi mitingler yine yapılıyor. Ama Taksim’e çıkmak yasak. Taksim’in özellikle muhalifleri isyana sevk eden bir tılsımı mı var? Herhalde öyle sanılıyor. Yoksa Taksim’in yolları neden yasak olsun!
Emek gününü kutluyor, Taksim’de hayatını kaybeden emekçileri saygıyla anıyoruz…
ÖZGÜRLÜK
Türkiye dünya basın özgürlüğü listesinde dört basamak gerileyerek 180 ülke arasında 163. sıraya inmiş. Gazeteci hapsederek sürekli imaj kaybına uğruyoruz, peki karşılığında ne kazanıyoruz?
SANIK
-Sanık ayağa kalk.
- .....
- Sana ayağa kalk dedim...
- Yargıç gelince kalkarım...
- Yargıç benim hâlâ anlamadın mı?
- Siz kapıdaki mübaşir değil misiniz?
- Yargıcın işi çıktı gelemedi yerine beni bıraktı...
- Nasıl olur?
- Burada soruları ben sorarım, otur şimdi yerine...
- Peki savcı nerede?
- Acele işi çıktı, iddianameyi bana bırakıp gitti...
- Öyle mi?
- Öyle... 30 yıla mahkumiyetin isteniyor bir diyeceğin var mı?
- Ben masumum, bütün diyeceğim bu...
- Ben 30 yıldır duruşma kapısında görev yaparım. Ben masum değilim diyen tek bir sanık görmedim. Demek sen de masumsun?
- Evet ben masumum...
- Ya masum değilsen... Masum olduğuna dair kanıtın var mı?
- Masumiyetin kanıtı olur mu Müba... Pardon Hakim bey?
- Olmalı... Ben kanıtsız karar vermem...
- Avukatıma söz vermeyecek misiniz?
- Onun da ne diyeceği belli, boşuna vakit kaybetmeyelim...
- Ne diyeceğimi bilemedim...
- Ben biliyorum. Yaz kızım... Masumiyeti hakkında kanıt gösteremediği için hafifletici sebepler de göz önüne alınarak Ahmet Çörek adlı sanığın 29 yıl hapsine...
- Benim adım Ahmet Çörek değil hâkim bey... Mehmet Börek...
- Her neyse kararı verdik bir kere... Ayrıntılarla uğraşmayalım şimdi.
(Kafka’nın Dava adlı romanından esinle...)
OSİMHEN
Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Victor Osimhen, Nijerya basınına verdiği röportajda kulübünü övüyor:
- Ben burada bir yuva buldum. Bu aile, bu aşk, bu birlik, bu saygı... Tanrı’ya gerçekten minnettarım ki, Galatasaray ile yollarımız kesişti...”
Evet... Pahalı transfer, ünlü futbolcular, ünlü çalıştırıcı, zengin tesisler... Bir kulübün başarısı için daha da fazlası gerekli. En önemli etken sporcularda yarattığı aidiyet duygusu, aile bağlılığı, birlik havası... Galatasaray’ın başarısında en büyük pay burada. Yapı dedikleri buysa evet böyle bir yapı var! İyi bir yapı…
Sende Yorum yap