s

Okyanusu kürek çekerek geçecekler! Dünyanın en zorlu yarışında iki Türk

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - 5 buçuk yaşında, Jimnastikle başlayan spor hayatını Efes Pilsen'de 3 sene basketbol ve ardından 18 yıllık kürek kariyeriyle sürdüren Ali Rıza Bilal, sayısız Türkiye şampiyonluğu, Balkan dereceleri ve dünya üçüncülüğünün yanı sıra olimpiyatlarda yarışan ilk Türk kürekçi unvanını da taşıyor. Ancak onun hikâyesi klasik bir spor kariyerinin çok ötesine uzanıyor. 2008 yılında Şili Patagonyası’nda düzenlenen dünya şampiyonasında macera yarış takımıyla dünya üçüncülüğü elde eden Bilal, son yıllarda ise ekstrem dayanıklılık sporlarına yöneldi. Türkiye’nin 13’üncü Ironman sporcusu olan Bilal, 30’dan fazla yarım Ironman, 5 Ironman ve 5 ekstrem Ironman yarışını tamamladı. Geçen yıl ise 13 yıllık hayalini gerçekleştirerek Antarktika’da Güney Kutbu’na yürüyerek ulaşan ilk Türk oldu. Dünyada yalnızca 9 kişinin tamamlayabildiği 'Messner Rotası'nı 51 günde, 933 kilometrelik yürüyüşle tamamlayan sporcu, yalnızca beş buçuk ay sonra bu kez Grönland’ı doğudan batıya geçen ilk Türk olarak tarihe geçti.

‘ATLANTİK’İ KÜREKLE GEÇİP, TÜRK BAYRAĞIMIZI HAVALANDIRMAK BÜYÜK MOTİVASYON’

Atlantik’i kürekle geçmeye nasıl karar verdiğini anlatan Ali Rıza Bilal, “Antarktika'da ilk 17 gün çok güzel geçmişti. Sanıyorum 13 ile 17 gün arasında yürürken ben bu işi yapıyorum, çok da zevk alıyorum acaba bundan sonrası ne olur diye hayal kurdum. Aklımda Grönland’ı geçme fikri vardı. Ancak Antarktika'dan sonra Grönland büyük oğlumun da dediği gibi bir basamak aşağı inmek gibiydi. Ancak hiçbir Türk tarafından yapılmamış olması beni çok cezbediyordu o yüzden listenin başına Grönland’ı ekledim. Ancak beynimin bir tarafında daha büyük bir şey vardı. O da kendi sporum, bildiğim bir spor olan kürek çekmek. Atlantik Okyanusu'nu kürek çekerek geçme fikri. İşte o yürüyüş anında kafama kazdım” şeklinde konuştu.

Anlaşma mı zayıflık mı? Dünya Trump’ın kabusunu yazdı: Çin dönüm noktasının adresi

"Atlantik okyanusunu kürek çekerek geçeceğim dediğimde insanlar bir bu kalmıştı sonrasında Mars'a gideceksin herhalde diyorlar"diyen Ali Rıza, “İmkan olsa gerçekten onu da yaparım. Çünkü yapılamaz ya da çok zor denilen şeyler beni çok cezbediyor. Keşfetmek duygusu bütün bedenimi sarmış. Öncelikle eşim Göksu’ya bu fikri açtığımda, ‘He he yaparsın’ dedi. Yani biraz kafasında öteledi diye düşünüyorum. Sanıyorum Antarktika gibi bir yerde 2 ay tek başına yürümüş olmamın hatta bu yürüyüşte gelebilecek tüm aksaklıkların başıma gelmiş olmasından dolayı insanlar, zaten her işin üstesinden gelebilirim gibi görüyorlar. Tabi kazın ayağı böyle değil, ancak onların görüşleri, hisleri bu şekilde” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘EKSİ 35 DERECEDE SADECE İÇ ÇAMAŞIRLARIMLA KARDA KOŞTUM’

"Biz kürekçiler çokça ağırlık çalışırız, kürek makinesinde antrenmanlar yaparız"diyen Ali Rıza Bilal, “Sağ olsun kürek federasyonu da bizi destekliyor ve hemen 2 tane kürek makinesi yolladılar. Bahadır, kürek makinesi için bir odasını ayırdı. Ben de garajıma koydum. Haftanın 3 veya 4 günü o makinenin üstündeyiz. İlerleyen zamanlarda 24 saatlik antrenmanlar yapacağız. Haftanın 3 günü kürek sporuna yönelik ağırlık antrenmanları yapıyoruz. Ben Türkiye'ye geldiğimde Bahadır'la birlikte suda kürek antrenmanları yapıyoruz. Sağ olsun bütün kulüpler bizi davet ediyorlar, 'Gelin bizim kulüpte kürek çekin' diye. Ben yaşadığım yer olan Tallin’de bir kürek kulübüne üye oldum, hafta sonları gidip orada kürek çekiyorum. Hatta kulübün baş antrenörü, bu kadar antrenmanlı olduğumu görünce bu yıl takımında yarışmam için teklif verdi. Bizler 40 - 45 yılı spor yapmış yarışarak geçirmiş 2 kişiyiz, ayrıca antrenörüz. Nasıl spor yapmamız gerektiğini bir yarışa nasıl hazırlanmamız gerektiğini çok iyi biliyoruz. Her gün telefonda görüntülü konuşarak antrenmanlarımızı birbirimize anlatıyoruz. Eksik yanlış yaptığımız yer varsa birbirimizi uyarıyoruz. Aynı zamanda motive oluyoruz. Haziran ayında okyanus teknemizi teslim aldığımızda 2 gün 4 gün ve 6 günlük karaya ayak basmadan antrenmanlar yapacağız. Kürek makinesi (kürek ergometresi) ile 12 saatlik, 24 saatlik hiç durmadan antrenmanlar yapacağız. Hatta bu antrenmanlarımızı halka açık bir yerde yapıp insanlara da göstermek tanıtmak istiyoruz” bilgisini paylaştı.

"Fiziksel dayanıklılık için çokça antrenman yaparsın hatta kafayı kırıp daha da çok yaparsın. Ancak mental hazırlık gerçekten çok zor"diyen Ali Rıza Bilal, “Ben Antarktika'ya gitmeden önce zaten kürekçiyim, kafam kırık, mental olarak buna hazırım dediğimde çok yanılmış olduğumu gördüm. Tek başına günler, haftalar, aylarca devam etmek hem de çok zor doğa koşulları altında gerçekten sınırları zorlayan bir iş. Her şey rutine bağlandığı için çıldırmanın eşiğine geliyor insan. O yüzden zaman zaman rutinin dışına çıkmak için -35 derecede soyunup sadece iç çamaşırımla karda koştuğum zamanlar oldu. Atlantik için şu anda mental antrenman yapmıyoruz. O mental antrenmanı simülasyonla yapacağız. Yani teknemiz geldiği zaman günlerce çıkıp açık denizde antrenman yapacağız karaya ayak basmadan. Bu en iyi süreç olacaktır. Tabii ben bu tip olaylarda artık çok tecrübelendim. Bahadır'ın bu konuda bana göre eksiği var. Kendisi ultra maratoncu 100 kilometre, 160 kilometre maratonları bitirmiş bir sporcu. Dolayısıyla yalnız ilerlemenin ne kadar zor olduğunu o da biliyor. Benim Antarktika ve diğer tecrübelerimden faydalanacak” ifadelerine yer verdi.

‘TABİAT ANAYA KARŞI KOYMAK GİBİ BİR AMACIMIZ YOK’

"Biz olimpik kürekçiyiz yani durgun suda (göl ve kanal gibi) kürek çekeriz"bilgisini paylaşan Ali Rıza Bilal, “Okyanusta kürek çekmenin şöyle bir riski var. Kaba dalga tabir ettiğimiz 6-7 metrelik dalgalar, fırtına, rüzgar, gece boyu yol alma, yağmur vs. Açıkçası bunların hiçbiri bizi korkutmuyor, zaten simülasyon antrenmanlarıyla tecrübe ediyor olacağız. Kendimize bu konuda güveniyoruz. Ancak bilemediğimiz bir şey var ki o da deniz tutması. Açık denizde kaba dalgaların üstünde olduğunuz zaman hemen hemen her insanı deniz tutar. Tabii istisnalar olabilir ancak biz okyanusta kürek çekerken o istisnalardan mıyız, bilemeyiz. Şunu biliyorum ki deniz tutmaması için devamlı ufka bakmak lazım. O zaman sallantıdan deniz tutmaz. Ancak kamaraya girip yatay pozisyona geçtiğimiz anda deniz tutacaktır. Dolayısıyla bundan kaçış yok. Benim eniştem eski uzun yol kaptanı, kılavuz kaptan. Ona danıştım. O da ‘İllaki deniz tutacaktır. Önemli olan bir an önce midedeki her şeyi dışarı çıkarıp rahatlamak. Bu tabii insanı halsiz yapar. Ancak bunu bir kere aşarsanız bir daha da deniz tutmaz’ dedi. Bakalım bizim tek korkumuz endişemiz bu. Tabii ki fırtınada dev dalgalarda kürek çekmek korkutucu ancak o tabiat ananın o vahşi yüzüyle karşı karşıya gelmek bizi çok heyecanlandırıyor açıkçası” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni
Diplomasi de Erik Dalı’nın ritmine kapıldı


‘TEKNEMİZDE STARLİNK UYDUSU OLACAK, GÖRÜNTÜLÜ BİLE HABERLEŞECEĞİZ’

Bu yolculuktaki en kritik ekipmanlarının, su arıtma cihazı ve otopilot olacağına değinen Ali Rıza Bilal, “Deniz suyunu arıtan bir cihaz var. Bu cihaz elektrikle çalışıyor. Elektriği ise teknemizin üstündeki solar panellerin aracılığıyla dolduracağımız akülerden alacak. Yaptığımız tüm araştırmalarda en çok bozulan ekipmanın bu su arıtma cihazı olduğunu gördük. İki tane taşımak çok mümkün değil çünkü çok ağır ve yer kaplayan bir alet. Bu alet bozulduğunda tamir etmek lazım, onu iyice etüt edeceğiz. Ancak tamir edilemediğinde el ile pompalamak gerekiyor. Bu da şu anlama gelir. Bahadır 2 saat kürek çekerken ben dinlenip yemek yiyip teknenin bakımını yapacağım. 2 saat sonra ben kürek çekmeye başlayınca Bahadır dinlenip yemek yiyecek. Yani 24 saat boyunca o tekne hiç durmayacak. O cihazı el ile pompalamak zorunda kalırsak birimiz kürek çekerken birimizin devamlı dinlenemeden su için pompa yapması gerekir. Bu da enerjimizi düşürecek, konsantrasyonumuzu bozacak ve tabii bizi yavaşlatacak. Bu istemeyeceğimiz bir durum olur. O yüzden o cihazı söküp takmayı, tamirini öğreneceğiz. Onun dışında teknede otopilot dediğimiz bir elektronik sistem var. Rotayı önceden GPS'e gireceğiz. Oto pilot arkadaki dümeni o rotada tutmak için otomatik olarak sağ ve sola döndürür. Ancak dev dalgalarda bu otopilotun mekanik sistemi de bozulabiliyor. Onun da tamirini bilmek gerekir. Tamir edilemediği durumlarda birimiz kürek çekerken diğerimiz dümeni iple tutmak ve yönlendirmek zorunda kalır” şeklinde konuştu.

Acil durumlar için de yarış organizasyon komitesinin önceden hazırlamış olduğu senaryolar olduğunu dile getiren Ali Rıza Bilal, “Bir kere iki tane uydu telefonu taşıyor olacağız, VHF bandı telsizimiz olacak, zorunlu değil ama bizim teknemizde starlink uydusu olacak, yani her zaman, her yerden görüntülü bile konuşup haberleşebileceğiz. Onun dışında teknede kürek çekerken veya uyurken her zaman tekneye bağlı olmak şartı var devrilme ihtimaline karşı. Tabii ki çok hızlı şişen ince ve hafif can yelekleri var. Bir de en önemlisi teknede taşıyacağımız acil durumda otomatik şişen can salı var. Çok fırtınalı havada kürek çekmeniz imkansızdır. Çünkü dev dalgalarda kürekler suya girmez. O zaman teknenin devrilmesini önlemek, tekneği daha stabil tutmak için kite anchor, yani paraşüt çapa kullanılır. Bu bildiğimiz paraşüt şeklinde bir çapadır. Paraşütü yavaşça okyanusa salarsınız. O dibe doğru gittikçe açılır. Dipte açıldığı zaman teknenin ağırlığını hafifçe aşağı doğru çeker. Bu da tekneyi daha stabil bir konuma getirir. Bunların dışında aynı Antarktika'da olduğu gibi online olarak her an okyanusta nerede olduğumuz izlenecek. Bu hem yarış organizasyonunun kendi aplikasyonu üzerinden hem de kendimizin özel yazılımı ile takipçilerimizin izlemesine olanak sağlayacağız. Bu bir yarış olduğu için güvenlik tabii ki önemli. Yarışacak teknelerin arkasından 2 tane yelkenli tekne de okyanusu geçiyor. Acil bir durumda yardım isterseniz o tekneler size gelir ve yardım etmeye çalışır. Ancak bu öyle birkaç saatte değil birkaç gün içinde olabilir. Malum okyanusun ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla acil durum senaryolarını çalışıp kendimiz çözmeye çalışacağız” ifadelerine yer verdi.

‘BACAĞIMIZ KOPSA YİNE DE O İŞİ BİTİRİRİZ’

Bunun bir ekip çalışması olduğuna dikkat çeken Ali Rıza Bilal, “İkimize şöyle bir baktığımızda ‘yahu böyle ekip olur mu’ diyebilirsiniz. İkimiz aynı boydayız ancak ben 94 kiloyken Bahadır benden 20 kilo daha hafif. Görenler 'Daha iri yarı birini seçemedin mi' diyorlar. Evet Bahadır'dan daha iri kuvvetli birini seçebilirdim belki. Ancak Bahadır'ı 35 seneden daha eski tanıyorum. Aynı kafadayız. Önümüzde rakip varsa onu geçip artık Türk ekibini geçemeyiz diye düşündürtene kadar gece gündüz ikili çekeriz. Bu esnada yorulmak, susamak, acıkmak bizim için konu olmaz. O da ben de bacağımız kopsa yine o işi bitiririz felsefesi ile otururuz tekneye. Dolayısıyla bana çok kuvvetli ekip arkadaşı değil, benim gibi düşünen canının, kanının son damlasına kadar savaşabilen biri gerekliydi. Zaten bu iş için başkasını hiç düşünmedim bile. Ben Grönland'da gitmeden önce Bahadır'a, kafamda yeni bir proje var ve bu sefer seninle yapmak istiyorum ne dersin dediğimde Bahadır, Atlantik, kürek vs bilmeden, ‘Yeter ki sen söyle seninle her şeye varım’ dedi” şeklinde konuştu.

Teknede ikisinin de aynı görevleri ikişer saatte bir yapacaklarını söyleyen Ali Rıza Bilal, “Ancak gitmeden önce şu sıralar yapacağımız çok iş var. Sponsor bulmak, sponsorlarla arayı iyi tutmak, toplantılara katılmak, sosyal medyada görünür olmak ve devamlı Atlantik ile ilgili bir şeyler paylaşmak benim görevim. Bahadır ise yarış organizasyondan gelen işlerle ile ilgileniyor. Düzinelerce yönergeler, kurallar var. Bunları etüt ediyor sonra aramızda toplantı yapıyoruz bana anlatıyor. Bunun dışında Antarktika ve Grönland'da olduğu gibi yine belgesel çekeceğiz. Yönetmenimiz Tayfun Belet'in doğrultusu üzerine antrenmanlarımızı, sponsor görüşmelerimizi ikimiz de kayıt altına alıyoruz” ifadelerine yer verdi.

Bodrum’da lüks beach 20 bin TL

‘TUVALETİMİZİ BİLE MAVİ BİR KOVAYA YAPACAĞIZ’

"Ne kadar iyi arkadaş olsanız da 3-5 metrekarelik ceviz kabuğu gibi sallanan bir teknede yaşamak çok zor olsa gerek diye düşünüyorum"diyen Ali Rıza Bilal, “Bir süre sonra her hareketimiz birbirimize batacaktır. Düşünsenize tuvaletinizi bile arkadaşınızın yanında mavi bir kovaya yapıyorsunuz. Eminim ben veya Bahadır gecenin üçünde kürek çekerken tekne sağa sola 2-3 metre yattığında tekneyi düz tut uyuyamıyorum diye birbirimize bağıracağız belki de. Ama birbirimizi gerçekten iyi tanıyoruz, günlerce konuşmadan ama yine de hareketlerimizle ve mimiklerimizle iletişimde kalarak ilerleyebiliriz. İkimizin de sinirleri çelik gibi. Öyle olmazsa ne o ultra maratonları bitirebilirdi ne de ben ekspedisyonları. Öyle bir ortama girdiğimizde sivil şalterimizi kapatıp yarış ve ekspedisyon şalterimizi kaldıracağız” bilgisini paylaştı.

"Yarış yılında ben 55, Bahadır da 58 yaşında olacak"diyen Ali Rıza Bilal, “En yaşlı milli takım sporcusu olacağız. Kürek federasyonu bu yarışı 2027 yılında kendi yarış takvimine aldı. Bu şu demek oluyor biz Bahadır'la Türkiye'nin ilk milli Okyanus kürekçileri oluyoruz. Yüzlerce kez milli formayı giymiş iki kürekçi yıllar sonra tekrar milli takımda ama bu sefer okyanus milli takımında olacağız. Bundan ötürü çok gururluyuz. Tabii bu üstümüzde bir yükümlülük. Ama bu tatlı ve güzel bir yükümlülük. Bu sorumluluğun ve yükümlülüğün bilincinde olarak yarışı podyumda bitirmek istiyoruz” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni
Galatasaray üst üste 4. şampiyonluğunu kutladı!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.