En büyük güvence?
Doğru olan hangisi? İnat mı, değişim mi?
“Takım tutar gibi tutmak” diye bir deyim var.
Takımınız yense de yenilse de şampiyon olsa da olmasa da hep yanında olursunuz.
Dededen toruna geçen bir sevdadır o.
En çok kızan onlar olsalar da, bazen körü körüne diye isyan ettirse de o sevdadan asla vazgeçmezler.
Siyasette de aynı tutum hâkim değil mi? Aynı siyasi bakış açısı nesiller boyu devam etmiyor mu?
Peki, her konuda kimilerine göre böylesine “sevdalı”, kimilerine göre ise böylesine “takıntılı” olmak mı gerekir yoksa daha esnek mi?
Ya da gidişata göre gelişmeleri akıl ve mantık sürecinden geçirip ona göre mi hareket edilmeli?
Sokağa çıkıp mikrofon uzatsanız eminim ki hemen herkes bir dizi öneride bulunacaktır ama asıl önemli olan, kim ne kadar söylediklerini yerine getiriyor ona bakmak gerekir.
Daha ne olduğunu anlayıp dinlemeden değişime karşı çıkanlar gibi statükoya dört elle sarılıp o, bu, şu yoksa sistem çöker diyen de çok çıkacaktır.
Çok daha önemlisi, başkaları için doğru çözüm olan uygulamalar başkaları için yanlışların en büyüğü olabiliyor.
Bütün bunları neden bir kez daha hatırlatma gereği duyduk?
LGS ve YKS’ye sayılı günler kaldı ama adaylardan pek çoğunun “kendileri için doğru lise ve doğru meslek konusunda” kafaları hâlâ karmakarışık.
“Hele bir sınava girelim, puanları görelim, ona göre karar veririz” görüşü hâkim.
Doğru olan puana göre meslek ya da okul seçmek mi yoksa hayallerin peşinde koşmak mı?
Çok yüksek puan geldiğinde hiç aklınızda olmayan mesleklere ve üniversitelere mi yöneleceksiniz yoksa daha önceki hedefleriniz ne ise o yönde mi hareket edeceksiniz?
Ya da umduğunuzun çok altında bir puan geldiğinde daha önce hiç ilginizi çekmeyen “önünden dahi geçmem”, “aklımın ucundan bile geçirmem” dediğiniz liselere ve mesleklere mi yöneleceksiniz?
Daha yolun en başındayken bu konuda birkaç öneride bulunmakta yarar görüyoruz:
■ Gelecek sizin geleceğiniz, seçeceğiniz meslek de sizin mesleğiniz olacak bunu asla unutmayın!
■ Herkesi dinleyin, araştırın, kıyaslayın, bugünü kadar yarınını da düşünün ama son kararı hep siz verin!
■ Günü kurtarmaya değil, geleceğe odaklanın.
■ İyi okul, iyi meslek, garantili gelecek diye bir şey yoktur ve bu kişiden kişiye değişir. Öğretim kurumlarına da mesleklere de gideceğiniz kentlere de değer katacak olan sizlersiniz. Bu yüzden ilgi, yetenek, beceri ve beklentileriniz doğrultusunda hayalini kurduğunuz mesleklere yönelin. Eğer hâlâ böyle bir hayaliniz yoksa hemen arayışa başlayın.
■ Değişim, beklentiler ve hayaller başkalarının değil önce sizin hoşunuza gitmeli.
■ Okul ve meslek tercihlerinizi kesinlikle sonraya bırakmayın.
■ Sizin için doğru olanın meslek mi yoksa üniversite mi olduğuna şimdiden karar verin.
■ Lise, üniversite, meslek ve gelecek konusundaki önceliklerinizi titizlikle belirleyin, kendi yol haritanızı ona göre çizin ve bundan asla vazgeçmeyin.
■ Anayasaların bile sil baştan değiştiği günümüzde yol haritaları değişmez mi, elbette değişir, güncellenir ve revize edilir. Yeter ki esen rüzgâra göre karar vermeyin.
■ Bu arada geleceğin, bugünden çok daha güzel olması için sadece istemekle kalmayıp, mazeretlerin arkasına saklanmayıp her koşulda gereğini yerine getirmeye çalışın. Vereceğiniz mücadele ve birikimler, sonuç ne olursa olsun çoğu zaman anlık kazanımlarınızdan çok daha değerlidir.
Görünen o ki diploma artık her şey değil, sizi değerli kılacak olan diplomalarınızdan daha çok sahip olduğunuz ya da olacağınız yetkinlikler, imaj ve özellikle de azminiz olacaktır!
Peki bu konuda ne yapmalıyız?
Bu aşamada üç şey çok önemli:
- Öncelikle her yönüyle kendinizi keşfedin.
- Bol bol hayal kurun ve hayallerinizin peşinden koşun.
- Sorumluluklarınızı asla unutmayın ve başaracağınıza yönelik inancınızı asla kaybetmeyin.
Bu zorlu süreçte elbette her şey planlandığı gibi gitmeyebilir; siz elinizden geleni yapmanıza rağmen dış etkenler süreci uzatabilir ya da tüm hayallerinizi yerle bir edebilir. İşte o durumda bile ayağa kalkın ve yürümeye devam edin…
Özetin özeti: Sınavlar, okullar, diplomalar, kariyer, çevre desteği ve şans elbette çok önemli ama her şey değil. Kendinizi, hayallerinizi, idealinizi ve azminizi asla hafife almayın, en çok da ona güvenin…
Sende Yorum yap