Eğitimde kağıt kalemin dönüşü

KÜBRA KÖKLÜ İSTANBUL -İsveç hükümeti, tablet ve bilgisayarı bırakarak sınıflarda fiziksel kitap, defter ve kalemlere geri döndü. Fransa ve Danimarka’da da dijital cihazların öğrenme performansı üzerinde yarattığı olumsuz sonuçlar gündemde. Araştırmalar da elle not tutan öğrencilerin, bilgisayar kullananlara kıyasla daha iyi notlar aldıklarını ortaya koydu. Araştırmalar, erken yaşta yoğun ekran kullanımının dikkat sorunları, düşük akademik performans ve artan anksiyeteyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bu sebeple kâğıt-kalem ve yüz yüze etkileşime dayalı eğitim yeniden öne çıktı. Eğitimde “ekran yerine kitap” yaklaşımı konuşulurken uzmanlar konuyu Milliyet’e değerlendirdi.
'BECERİLER KAYBOLUYOR'
Enstitü Sosyal’in Eğitim Araştırmaları Birimi’nden araştırmacı Fatma Betül Ercan, uzun yıllardır eğitimde dijitalleşmenin öncüleri olarak gösterilen gelişmiş ülkelerin bugün ekranların öğrenme üzerindeki yıkıcı etkilerini fark ederek politikalarında keskin bir ‘U dönüşü’ yaptıklarını söyledi. Ercan, “Uzmanlar, eğitimde bir zamanlar devrim yaratacağı düşünülen teknolojik cihazların (K-12 düzeyinde her öğrenciye bir tablet veya bilgisayar verilmesi) öğrenmeyi baltaladığını söylüyor. Bilişsel nörobilimci Dr. Jared Cooney Horvath’ın vurguladığı gibi, okullara teknoloji girdiğinde öğrenme seviyesi düşüyor. Çünkü ekranlar aracılığıyla çocuklar okumak yerine yalnızca göz gezdirme alışkanlığı kazanıp, derinlemesine okuduğunu anlama becerilerini kaybediyorlar. Çocukların ekranda geçirdikleri uzun süreler yürütücü işlevleri (problem çözme, öz düzenleme, dikkat) sekteye uğratıyor ve öğrenme yoksulluğuna sebep oluyor. El yazısıyla alınan notun, bilgisayar, tablet veya klavyeyle alınan nota göre daha iyi olduğu bilimsel bir gerçek” diye konuştu.

'ELLE YAZMAK BEYNİ ÇALIŞTIRIYOR'
Araştırmacı Fatma Betül Ercan: “Nörogörüntüleme çalışmaları, elle yazmanın beyindeki motor alanları ve sol Broca alanını aktif hale getirdiğini; klavyeyle yazmanın ise bu nöral ağları aynı seviyede uyarmadığını kanıtladı. Tüm çalışmalar bize dijitalleşmenin ve ekranların kontrolsüzce eğitimin merkezine yerleştirildiğinde, zararlı bir yöntem olabileceğini gösteriyor. Ancak bu durumdan yola çıkarak okulları tamamen teknolojiden arındırılmış bir ‘monolog sisteme’ döndürmeyi, dijitalin her türlüsünü reddetmeyi de savunamayız. Derin işleme, yüksek odaklanma ve hafızada tutma gerektiren tüm bu süreçlerde kalem ve kâğıt masada tutulmalıdır. Artık teknolojiyi sınıfa sokmanın eğitimin sorunlarını çözen sihirli bir değnek olmadığının farkındayız.”

'ANLAMLI DENGE OLMASI GEREKİYOR'
Prof. Dr. Sibel Cengizhan(Marmara ÜniversitesiAtatürk Eğitim Fakültesi) : “Eğitim bilimciler, nörologlar ve hatta bazı hükümetler, ekran merkezli eğitimin beklenen başarıyı getirmediğini tartışmaya başladı. Princeton Üniversitesi’nde yapılan araştırma, elde not tutan öğrencilerin dizüstü bilgisayar kullananlara kıyasla kavramsal sorularda daha başarılı olduğunu ortaya koydu. Bugün eğitim dünyasında ‘dijital araçlar mı kötü, yoksa onları yanlış mı kullanıyoruz?’ sorusu bir tartışma konusu haline geldi. Buradaki önemli ayrıntı; bu çalışmaların teknolojinin tamamen zararlı olduğunu söylememesidir. Eğitim teknolojileri her zaman pedagojik ihtiyaçlardan değil, bazen teknolojik heyecandan doğabilir. Oysa eğitimde asıl soru ‘hangi araç yeni?’ değil, ‘hangi araç öğrenmeyi gerçekten güçlendiriyor?’ olmalıdır. Peki bu noktada geleneksel eğitim tamamen haklı mı? Aslında burada tartışmayı ‘teknoloji kötü, kalem iyi’ gibi basit bir ikileme dönüştürmek tehlikeli bir tuzaktır. Finlandiya, Güney Kore ve Japonya’da dijitalleşme yoğun kullanılsa da el yazısı ile not alma ve erken yaşta okuma kültürü, fiziksel kitap kullanımı güçlü bir biçimde korunuyor. Eğitimde tam dijitalleşme değil, eğitim teknolojilerinin tamamen ortadan kalkmayacağı anlamlı denge olması gerekiyor.”
Sende Yorum yap