Çin: Devrimden dijital itaate

Çin yapay zekâ teknolojilerini farklı endüstrilere uyarlayarak teknolojiye bağlı uygulamaların alanını genişletmeyi planlarken dünya medyası Çin’in giderek rakip güçlerin aynı masaya oturmak zorunda kaldığı küresel bir merkez haline geldiği düşüncesinde birleşiyor.
Karl Marx’ın hayal ettiği dünya ile bugünkü Çin çok farklı. Marx, sınıfların ortadan kalktığı, insanların sömürülmediği, eşitliğin egemen olduğu bir toplum düşledi. Çin de komünist bir ülke ama rejim biçim değiştirdi. Öyle ki bugün teknolojik gücü sayesinde Çin tam manasıyla gözetim toplumlarından birine dönüştü. Mao dönemindeki Çin ile bugünkü Çin arasında değişmeyen tek şey ise devletin toplum üzerindeki mutlak kontrol arzusu…
★ ★ ★
Bugün Çin teknolojiden besleniyor. Devlet destekli geniş gözetim ağları var. Çin teknolojiyi toplumsal davranışı biçimlendiren, halkın nasıl düşüneceğine karar veren devletin ideolojik aygıtları gibi kullanıyor.
Yüz tanıma sistemleri, dijital takip mekanizmaları, sansür algoritmaları, internet filtreleri ve sosyal kredilerle yapıyor. Kameralar her yerde. Çin vatandaşlarını izleyerek, ölçerek, puan vererek yönetiyor. Mao döneminde insanlar muhbirlerden korkuyordu. Bugün ise algoritmalardan çekiniyor. Teknolojinin özgürlüklerimiz üzerindeki hükmünün arttığı da bir gerçek.
★ ★ ★
Bunun insan hayatını nasıl etkilediği sorusuna yanıt arayan Coded Bias adlı belgeseli izlemenizi tavsiye ederim. Belgeselde yer alan Çin’deki uygulamalar, dijital toplumların geleceğini göstermesi bakımından önemli. Belgesele göre; yapay zekâ teknolojileri toplumsal güç, denetim ve özgürlük kavramlarını yeniden şekillendiriyor. Belgeselin özellikle Çin’e odaklanan bölümü, kitlesel gözetim teknolojilerinin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldiği bir düzeni ele alıyor.
Mesela Çin açıkça vatandaşlarına “seni takip ediyorum” diyor. “Hükümet hakkında söyledikleriniz, yaptıklarınız sadece sizin değil, ailenizin dostlarınızın da notunu etkileyecek” diyor. Bir nevi vatandaşları üzerinde algoritmik itaat düzeni sağlıyor. Güvenilirliğini kaybeden vatandaşa kısıtlamalar getiriyor. Güvenilir olanı ödüllendiriyor. Durumdan memnun olan Çinliler de var.
Belgesele göre; eğer yapay zekâ denetlenmezse, demokratik toplumlar bile giderek görünmez bir dijital gözetim düzenine dönüşebilir. Çin aslında dijital dünyanın gelecekteki en görünür fotoğrafı…
★ ★ ★
Belgesel Amerika’nın Çin’den pek farklı olmadığı konusunda da uyarıyor. Sadece Amerika bunu açıkça yapmıyor. Amerika sosyal medya şirketlerinin, diğer şirketlerin ve kanun uygulayıcı kurumların üzerinden insanları gözetliyor, ancak bunu gizlice yapıyor. Çin devletin kontrolünde yapıyor, Amerika şirketlerin.
Bir zamanlar Mao’nun Kızıl Kitabı referanstı. Bugün Çin halkının rejime olan bağlılığını dijital davranış haritalarıyla ölçen teknolojisi var. Ve bu teknoloji itaati tarihte hiç olmadığı kadar görünmez hale getirdi. İnsanlar baskıyı hissetmeden denetlenmeye alıştı. Kendi özgürlüğüne yabancılaştı.
Kısacası; bir yanda dünyanın en büyük üretim gücüne dönüşmüş devasa ekonomisi, diğer yanda ise nefes alışını bile kayıt altına alan siyasal yapısıyla Çin dünyanın geleceğini anlamamız bakımından önem taşıyor. Çünkü dijital devlet dediğimiz şey; halk adına düşünmeye başladığı anda halkın da neyi nasıl düşüneceğine de karar vermek isteyecektir. Dolayısıyla öncelikle şu soruya yanıt bulmak zorundayız. Teknoloji insan davranışlarını sessizce şekillendiren görünmez bir otoriteye dönüşebilir mi?
Sende Yorum yap