s

Umutla tükenmişlik arasında

İskoç elektronik müzik ikilisi Boards of Canada yeni albümü “Inferno”da, teknoloji ve çevresel felaketlerle cehenneme dönen bir dünyada umut ışığı arıyor

Boards of Canada (İskoç kardeşler Michael Sandison ve Marcus Eoin), 1998’deki ilk albümleri “Music Has The Right to Children”dan bu yana her fırsatta dinleyiciyi tekinsiz bir elektronik yolculuğa çıkarmayı tercih etti. Bu tekinsiz ortamı hep tanıdık, bildik sesler ve imgeler üzerine kurdular üstelik. Analog sesler, geçmişe ait sample ve görüntüler, bağlamından koparılıp müziğin içine yerleştirilmiş özenli nostalji tohumları bu ortamın temel taşları oldu. Günlük yaşamı oluşturan sıradan şeylerin distopik gelecekte birer nostalji nesnesine dönüşmesinin hikâyesini anlattılar. Yani neşeli bir şeyler dinlemek isteyenlerin müziği değil Boards of Canada’nın müziği, onlar daha ziyade yas tutuyor.

Marcus Eoin, 2005’te verdiği bir röportajda dünyanın içinde bulunduğu çevre meselelerinin ve siyaset konularının dışında olmadıklarınıancak bir tercih yaptıklarını anlatmıştı. “Her gün konuşmuyor olmamız, dünyadan kopuk olduğumuz anlamına gelmiyor. Müzik yapmak ya da aktivist olmak arasında bir tercih yaptık. Müziği seçtik.”

Boards Of Canada’nın albümleri birer siyasi manifesto değil ancak hepsi eğer duymak istersek bizimle çok derinden konuşuyor ve dünyayı anlatıyorlar.

Analog bir dünyada doğup büyümüş, teknolojinin günlük hayata girmesine yetişkinlik yıllarında tanık olmuş hemen herkesin içinde bir yerlerde taşıdığı o yası ifade ediyorlar aslında. Kişisel bilgisayarları, interneti, sosyal medyayı, yapay zekâyı hep sonradan görüp sindirmeye çalışmış herkesin çok iyi anlayacağı, çok iyi bildiği bir his bu. Boards of Canada, tarihin belki de en yıkıcı dönüşüm sürecinin yarattığı hafıza ve kimlik kriziyle, flulaşan bir geçmişi kaybetmemek adına detayları büyüterek mücadele ediyor. Çünkü zaman önce detayları siler.

Önce batmalı bu dünya

1986’dan bu yana aktif olan, 13 yıldır yeni müzik yayınlamayan İskoç ikilinin beşinci stüdyo albümü “Inferno” bu anlamda oldukça konuşkan bir albüm. 18 parçada bir saat dokuz dakika boyunca devam eden bir elektronik anlatının içinde kimi zaman kayboluyorkimi zaman tanıdık yerlerden geçiyor kimi zaman geriliyor kimi zaman rahatlıyoruz. 2013 tarihli “Tomorrow’s Harvest”, çöküşün eşiğinde bir dünyayı anlatıyordu. “Inferno”da adından da anlaşılacağı gibi artık çöküş gerçekleşmiş, dünya bir kaosa sürüklenmiş alev alev yanmaktadır. Bu kadarı da olmaz artık denen her şey olduktan sonra tıpkı Dante’nin “Inferno”su gibi cehennemin katmanları arasında dolaşmaktayız. Peki umut yok mu?

Boards of Canada aslında çoğu post rock grubunun (hemşehrileri Mogwai gibi mesela) ruh hâlini elektronik müzik evreninde yaşatıyor. Bütün bu gruplar gibi bir duygu seli içine atıyor dinleyeni ve umut ile tükenmişlik arasında gidip geliyor.

Boards of Canada’nın durduğu yerden bakılınca umudun yeniden yeşermesi için önce dünyanın yanması gerekmektedir. Bunu Türkçe’ye belki de şöyle tercüme etmek daha doğru: “Inferno” bize tek şartla umut vadediyor; önce batmalı bu dünya.

Ne dinlesek?

■ İngiliz rock ekibi The Coral köklerine dönüşü simgeleyen bir saygı albümü yaptı. “388” adlı sürpriz albüm (adını basit kayıt aleti Tascam 388’den almış) hiç duyuru yapılmadan ansızın internete kondu. Elemanlar grubun ilk zamanlarında besteledikleri dub ve ska tarzındaki şarkılarını kayda alıyor. Kayıtlar Liverpool’daki Kempston Street Stüdyolarında iki haftalık bir sürede canlı olarak yapılmış.

■ Angine de Poitrine’i duymuşsunuzdur. Hani şu puantiyeli kostümlerle sahneye çıkan Fransız davul-gitar ikilisi. Yüzlerini gizledikleri gibi kimliklerini de herkesten saklamaya devam ediyorlar. Müzik yapan iki uzaylı fikri üzerine inşa edilen proje “Vol.I” adlı bir albüm yayınlanmıştı. İkinci albüm de “Vol.II” adı altında geldi. Primus dinliyor gibi oluyorum nedense. Bir kulak verin bence eğer hâlâ duymadıysanız.

■ Cazseverleri böyle alalım. Norveçli kontrbasçı Nicolas Leirtro’nun grubu Action Now ile birlikte kaydettiği yeni albümün adı “Entrance”. 2025’teki solo albümün ardından Leirtro şimdi ekibiyle Kuzey cazına yeni ve deneysel bir soluk getiriyor.

■ Alternatif rock sevenleri bu hafta Dave Grohl’un kızı Violet Grohl ile tanıştırayım. İlk albümü “Be Sweet to Me” enerjik riff’ler ve canlı gitar sound’uyla babasının grubu Foo Fighters’tan çok da uzakta değil. Bakalım boynuz kulağı geçecek mi?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.