Başka bir hayat mümkün
Başkan Aziz Yıldırım'ın 17 bin 245 oyla ve rekor kırarak göreve seçilmesini galiba hiç kimse beklemiyordu. Buna ben de dahilim. Hatta ben, Hakan Safi'nin küçük bir farkla olağanüstü kongreyi kazanacağını düşünüyordum, fena halde yanıldım!
Evet tam 17 bin 245 kongre üyesi, Aziz Yıldırım'ın başarabileceğine inandı, aidat ödedi, stada gitti, sıraya girdi, oy verdi. 17 bin 245 kişinin desteğini almak kolay bir iş değil. Hem büyük bir gururdur hem de camiadaki beklentinin ne kadar yüksek olduğunun net bir kanıtıdır.
Aziz Yıldırım kongre öncesinde teknik direktörlük görevi için Aykut Kocaman'ı işaret etti ancak net bir açıklama yapmaktan kaçındı. Farklı teknik adamlarla görüştüklerini belirterek stratejik davrandı.
Şimdi ise Aziz Yıldırım kararını çoktan vermiş görünüyor. Bu çerçevede Aykut Kocaman'ın birkaç gün içinde resmen açıklanacağını düşünüyorum.
Peki, Aziz Yıldırım-Aykut Kocaman ikilisi bu ağır görevin üstesinden gelebilir mi? Yıldırım'la başlayalım...
Efsanevi basketbolcu Michael Jordan'ın kariyerini anlatan "The last dance" belgeselini mutlaka izlemişsinizdir. Aziz Yıldırım önündeki bir yıllık süreçte kendi "son dansını" yapacak. Ya başaracak ve yola devam edecek. Ya da sessiz sedasız köşesine çekilecek...
Başkanlık koltuğuna 8 yıl sonra geri dönen Aziz Yıldırım her şeyden önce elini çabuk tutmalı ve Şampiyonlar Ligi'ne katılım yolunda çok güçlü bir kadro oluşturmalıdır. Vedat Muriç ve iş resmiyete dökülürse Serhou Guirassy çok önemli santrforlar. Ardından özellikle savunmaya yapılacak A kalite takviyelerle Fenerbahçe çok iddialı bir takım haline gelir. Orta sahaya da en az bir transfer gerekir. Elbette yerli-yabancı verimsiz oyuncular birer birer elden çıkarılmalıdır...
Aykut Kocaman'a geçelim...
Fenerbahçeliler için esas soru işareti burada... Aykut hocanın en son 6 yıl önce Başakşehir'de çalışmış olması ve oynattığı futbolun genel olarak kabul görmemesi kafaları ciddi biçimde kurcalıyor. Durumun farkındayım, hatta geçen hafta detaylı biçimde yazdım. Fakat yine de "başka bir hayatın mümkün olduğunu" düşünüyorum...
Aykut Kocaman her şeyden önce bizzat kendisi oynatmak istediği futbolu net biçimde anlatmalı ve insanları ikna etmelidir. Kocaman'ın hangi futbol modelini benimseyeceğini Fenerbahçeliler gayet iyi anlamalıdır. Hocanın genel bir basın toplantısı veya FB TV'de bir programla bu iletişimi doğru yapması, beklentileri pozitif yönetmek anlamında bana göre çok büyük önem taşımaktadır.
Aykut Kocaman, Fenerbahçeli taraftarların ne istediğini de, ne istemediğini de gayet iyi biliyor. Fenerbahçeliler enerjisi çok yüksek, tempolu, rakiplerine nefes aldırmayan, sürekli kazanan, içeride dışarıda rakip tanımayan bir takım izlemek istiyorlar. Aykut Kocaman, yardımcıları Volkan Demirel ve Dirk Kuyt'la birlikte bu işi başarabilir mi? Evet, gayet güzel başarabilirler. Yeter ki beklentileri doğru okuyabilsinler...
Şunu da ifade edelim, Fenerbahçe sezon başında kendisine yakışan futbolu oynar, maçlarını birer birer kazanır ve koşar adım şampiyonluğa doğru giderse o zaman çok başka bir film izleriz. Fenerbahçe'nin önce Şampiyonlar Ligi ve ardından şampiyonluk sahnesine dönmesiyle birlikte Türkiye'de yepyeni bir dönemin başlangıcına şahitlik edebiliriz.
Sende Yorum yap