s

KUPANIN AYARI KAÇTI

Futbol turnuvalarının artık biraz kabak tadı verdiğini siz de zaman zaman düşünmüyor musunuz?

Hem de futbol oyununun kendisi belki hiç olmadığı kadar seyirlik hale gelmişken.

Sahalar pırıl pırıl, futbolcular daha atletik, yayınlar daha kaliteli. Ama ne tuhaftır ki, turnuvalarda heyecanla beklenen maçların toplam içindeki payı düşüyor.

Allah aşkına bu yılki Dünya Kupası’nın programına bir göz atın. Önümüzde 48 takımlı, 104 maçlı dev bir organizasyon var.Bunun 72’si grup maçı!

İnsan ister istemez soruyor: Bu maçların kaçı gerçekten izlenmeye değer?

Bizim Çocukların maçlarını elbette heyecanla izleyeceğiz; çeyrek finalden itibaren ağırlığı artan son 8 maçı da ayrı bir kenara koyalım.

Peki geriye kalan koca programın kaçını gözümüz başka şeylere kaymadan seyredeceğiz?

Sıradanlaşan kupa

Türkiye’nin ilk katıldığı 1954 İsviçre Dünya Kupası’nda turnuvada yalnızca 16 ülke vardı. 1978 Arjantin’e kadar da bu sayı değişmedi.

Dünya Kupası kapısı dardı. İçeri girmek kolay değildi. Belki de heyecanın bir kısmı buradan geliyordu. Az olan daha kıymetliydi. Her maçın bir ağırlığı vardı.

Hatırladığım ilk Dünya Kupası ise 1982 İspanya. O turnuvada takım sayısı 24’e çıkmıştı. Sonra 1998’de 32’ye, bugün ise 48’e geldik.

Benim çocukluğumun bir köşesinde hâlâ 82 İspanya’sının görüntüleri durur. Neredeyse bütün maçları izlediğimi hatırlıyorum. Daha doğrusu çocuk aklım öyle söylüyor.

Bambaşka bir kupaydı. Brezilya vardı; Zico vardı, Socrates vardı. Turnuvaya fırtına gibi dönüp finalde Batı Almanya’yı devirerek şampiyonluk kupasını kaldıran Paolo Rossi’li o efsane İtalya vardı. Bir de skoruyla, uzatmalarıyla, penaltılarıyla hâlâ Dünya Kupası hafızasının en sert maçlarından biri olan Almanya-Fransa yarı finali vardı.

Elbette burada sadece “nerede o eski kupalar” diye iç çekmek istemiyorum. Nostalji, geçmişi bazen olduğundan parlak gösterir. Ayrıca Dünya Kupası’na daha çok ülkenin katılmasının iyi tarafları da var.

Yıllar içinde takım sayısı arttıkça, Avrupa ve Güney Amerika dışından gelen ülkelerin görünürlüğü de arttı. Üstelik bu ülkeler kupaya sadece renk değil, zaman zaman unutulmaz anlar da kattı.

1982’de ilk kez katılan Cezayir’in Batı Almanya’yı 2-1 yenmesi, 1990’da Kamerun’un çeyrek finale çıkması, 2002’de yine ilk kez sahne alan Senegal’in son şampiyon Fransa’yı yenip çeyrek finale kadar yürümesi kolay unutulacak şeyler değildi.

Dünya Kupası tarihi boyunca FIFA’ya üye federasyonların sayısı elbette katlanarak arttı. Futbol haritası genişledi, temsil talebi büyüdü. Buraya kadar tamam. Ama bugün iş makul ölçüyü aşmış durumda.

Dünya Kupası’nı daha kapsayıcı yapalım derken, gerçekten izlenmeye değer maçların toplam içindeki payını aşağı çekiyoruz. Çeyrek finallere kadar birçok maçın Dünya Kupası hissi vermemesi biraz da bundan.

Futbol endüstrisinin derdini de anlıyorum. Daha fazla maç; daha fazla yayın saati, daha çok reklam, daha çok bilet, daha fazla forma, daha fazla içerik demek. Takvim genişledikçe gelir kalemleri kabarıyor. Ama unutmayalım ki seyircinin dikkati de sonsuz değil.

Futbolu büyütüyoruz diye turnuvayı durmadan yeni takımlarla genişletirseniz, Dünya Kupası bile özel bir olay olmaktan çıkar. Gereksiz maçlarla dolu bir program seyircinin heyecanını da sabrını da öldürür. Nitekim eskiden yaklaşık bir aya sığan kupa, bu yıl 39 güne yayılıyor.

Yorgun ve bıkkın seyirci

Belki de bu Dünya Kupası çağımızın küçük bir özeti. Her şey çoğalıyor: Seçenek, ekran, içerik, reklam, maç, yorum, görüntü… Ama ölçüsüz çoğalan her şey ister istemez sıradanlaşıyor. Nicelik kabardıkça, asıl değerli olan kalabalığın içinde silikleşiyor.

Futbol da bundan payını alıyor. Benim için Dünya Kupası’nı Dünya Kupası yapan asıl şey, dünyanın en iyi takımlarının dört yılda bir aynı sahnede buluşmasıydı. Şimdi o seçkinlik duygusu zayıfladıkça, turnuvanın büyüsü de azalıyor.

Futbol endüstrisi maç sayısını böyle şişirmeye devam ederse, nihayetinde karşısında yorgun ve bıkkın bir seyirciden başka bir şey bulamayacak.

Categories: KUPANIN AYARI KAÇTI

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.