s

İngiltere’de “winter is coming”

“Siyasette bir hafta bile uzun bir zamandır”

-Harold Wilson

İngiltere’de yaşarken bir iş seyahati sebebiyle ülkenin kuzeyine gittiğimde, kuzey-güney farkını açık bir şekilde görmüştüm. Londra ve güneyi daha çok hizmet sektöründe yoğunlaşmış, daha kozmopolitan bir yapıya sahipken, sanayinin merkezi Manchester ve Liverpool kentlerinin bulunduğu kuzey İngiltere, siyaseten daha solda, emekçi sınıfının kalesi olarak görülüyor. Bugünlerde, İngiltere siyasetinde kuzeyden esen serin rüzgarlar Londra’yı ürpertiyor.

Geçtiğimiz Perşembe günü Manchester’ın Makerfield bölgesindeki bir ara seçim tüm İngiltere’nin geleceğini değiştirecek cinstendi. Başbakan Keir Starmer son zamanlarda büyük baskı altında: ABD Büyükelçisi olarak atadığı Mandelson’ın Epstein ile ciddi bağlarının çıkması sonrası istifa sesleri duyulmaya başlanmıştı. Ekonominin durağan hali, özellikle genç nüfustaki işsizlik oranının yüksekliği ve son olarak yerel seçimlerde İşçi Partisi’nin hezimete uğraması gibi sebeplerden ötürü Starmer’ın koltuğu sallanmaktaydı. Makerfield’daki ara seçimleri Starmer’ı en sert dille eleştiren rakibi Andy Burnham ezici farkla kazandı ve tekrar parlamentoya döndü.

İngiltere’nin kuzeybatısındaki Merseyside’da doğan, yine kuzeydeki Cheshire’da büyüyen Burnham henüz daha okul çağındayken İşçi Partisi’ne katılmış. Cambridge Üniversitesi’nde edebiyat okumuş. Sıkı bir Everton taraftarı olan Burnham “Kuzey’in Kralı” olarak anılıyor. Yıllarca parlamentoda milletvekilliği yaptıktan sonra ilginç bir şekilde 2017 yılında bu sefer yerel hükümete yönelmiş; son 9 yıldır Manchester belediye başkanı olarak görev yapmış. Belediye başkanlığından tekrar parlamentoya dönmesinin sebebi ise Starmer’ın yerine geçmek.

Burnham liderlik yarışına girebilsin diye Makerfield milletvekili Josh Simons istifa ederek ara seçim olmasını sağladı zira başbakan olabilmek için milletvekili olmak gerekiyor. Parlamentodaki İşçi Partisi grubu yeterli imzayı toplarsa bir liderlik seçimi yapılacak. Ancak partinin önde gelenleri, bu aşamaya gelmeden Starmer’ın bir devir süreci başlatması gerektiğini savunuyorlar. Başbakan’ın en yakınları bile artık yolun sonuna gelindiğini vurguluyorlar.

Siyaset acımasızdır; çok değil daha iki yıl önce on yıllık Muhafazakar Parti iktidarını yıkan Starmer için övgüler düzenler şimdi koltuğu bırakmasının elzem olduğunu ifade ediyorlar. Özellikle İngiltere gibi istifa kültürünün ve kamuoyu baskısının etkili olduğu ülkelerde koltuktan her an kalkmanız gerekebileceği bilincindesinizdir. Demokrasinin en kıymetli değerlerinden biri de zaten budur. Starmer’ın ilk günlerinde Kaotik Muhafazakar Parti döneminden sonra ideolojik spektrumun merkezinde yer alan sakin bir eski savcının ülkeye liderlik edecek olması memnuniyetle karşılanmıştı ama bu kadar nötr bir karakterin de koltuğa fazla tutunamayacağı öngörülmüştü. Tahmin edilen olacak gibi gözüküyor. “Winter is coming”, çare Kuzey...

Starmer’ı kurtarabilecek tek şey Dünya Kupası

1966’da İngiltere Dünya Kupası’nı kazandığında başbakan Harold Wilson’dur. Bu zafer tüm ülke üzerinde bir mutluluk havası (feel-good factor) oluşturmuş, Wilson hükümetine ilaç gibi gelmiştir. Durumu fırsata çevirmek isteyen Wilson 1970’de erken seçim kararı alır, ancak seçime kısa bir süre kala İngiltere Batı Almanya’ya elenir. Wilson seçimi kaybeder. Starmer’ı kurtarabilecek tek şey futbol gibi gözüküyor. Eğer turnuva sonuna kadar dayanabilirse...

Y Raporu

2002 Dünya Kupası benim Panini çıkartmaları topladığım son organizasyondu. Okulda kartları değiş tokuş yapar, nadir bulunan bir kart çıktığında havalara uçardık. Gelen haberlere bakılırsa bu sefer Türkiye’de dahil pek çok ülkede ne defter ne de çıkartma paketleri bulunmuyormuş hatta karaborsaya düştüğü söyleniyor. Neden böyle bir kıtlık yaşanıyor bilmiyorum ama bu keyfi şimdiki neslin yaşayamıyor oluşu gerçekten çok üzücüdür.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.