s

CHP’deki kördüğümü çözecek ayrıntı

Gerçekler ayrıntılarda gizlidir...

CHP’yi tarihinin en büyük krizine sürükleyen 4-5 Kasım 2023’teki kurultayın en tuhaf ve sır dolu anı sizce nedir?

Tabii ki, Kurultayda Divan Başkanı olarak görev yapan Ekrem İmamoğlu’nun kurultay devam ederken İstanbul’a gitmesi, Maraton koşusu açılışını yaptıktan sonra Ankara’ya geri dönmesi!

“E ne var bunda?” diyenler biraz sabırlı olsun. Gerçekler ayrıntılarda gizlidir diye boşuna demedik.

Bu tuhaf gelişmeyi o tarihte ve sonrasında birkaç kez dile getirdim. Ama niyeyse bizden başka kimsenin dikkatini çekmedi.

Oysa bir Divan Başkanı yönettiği toplantı-kurultay devam ederken bırakın il değiştirmeyi, salonu bile terk edemez.

Ama İmamoğlu bu gerçeği bildiği halde kurultay salonundan ayrıldı ve Ankara-İstanbul- İstanbul-Ankara arasında hızlı bir seyahat gerçekleştirdi!

İşte o seyahat muhtemelen 3 yıldır CHP ile beraber Türk siyasetini de enfekte eden tartışmaları toptan sona erdirecek ayrıntılarla dolu.

İmamoğlu kurultayı bırakıp sadece Maraton açılışı için mi İstanbul’a gitti?

O gün İstanbul’da Maraton açılışı dışında açılan başka yerler, temas kurulan kişiler oldu mu?

Hangi düğümler, nasıl çözüldü? Ankara’ya dönüş nasıl oldu? Yanında İstanbul’dan ne getirdi?

Bütün bu soruları şimdi neden soruyoruz?

Dün CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’in şu açıklamasını gördükten sonra bir kez daha hatırlatmak şart oldu da ondan.

Ne diyor Berhan Şimşek bir bakalım:

“Kurultay’da Divan Başkanı divanı terk edemez. Sayın İmamoğlu, bırakın divanı terk etmeyi, İstanbul’a gitti. İki tur arasında en az üç saat olması gerekirken buna riayet edilmedi. Bu iki olay kurultayı iptal ettirmek için yeterliydi.”

Berhan Şimşek’in bu konuda bildiği bir şey mi var acaba? Durup dururken bu konuyu gündeme getirmesi enteresan.

Yazın bir kenara. CHP’deki kördüğümü İmamoğlu’nun “Divan Başkanı” sıfatıyla 5 Kasım 2023’te gerçekleştiği İstanbul seyahatinin ayrıntıları çözecek. O ayrıntılar ortaya çıktığında bambaşka bir gündemi olacak CHP’nin. Yakında çıkar kokusu...

Zengin topçularla buraya kadar

Dünya Kupasında milli takımın yaşadığı büyük hezimet hepimizin moral değerlerini alt üst etti..

Futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz…

Futbolculara her türlü imkanı -biraz da abartarak- fazlasıyla sunuyoruz.

Ama Haiti ile beraber kupaya erkenden veda eden iki ülkeden biri olmaktan kurtulamıyoruz!

Bu işte bir terslik yok mu?

Bir yerde hata yapıyoruz ama nerede?

Sorunun cevabını yıllar önce Şenol Güneş vermişti aslında: Bizim zamanımızda futbolu fakirler oynar, zenginler izlerdi. Şimdi zenginler oynuyor, fakirler izliyor!

Mesele bu kadar basit. Futbolcularımızı aslında hak etmedikleri paraya, şöhrete öylesine alıştırdık ki… O kadar tok, o kadar doymuşlar ki.. Belki de bu yüzden sahaya bir ruh koyamıyorlar. İran’ın, Yeşil Burun Adalarının maçlarını izlerken o ruhu görüyorsun.

Bizimkiler ise maalesef reklamlarda, YouTube yayınlarında oldukları kadar sahada iyi değiller. Acı ama gerçek.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.