Hikaye içinde hikaye Bademler Sanat Köyü
BPW İzmir İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği üyeleri, Bademler Sanat Köyü’nde düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi. Etkinliğe ben de gazetemiz adına katıldım. Yüksek Mimar Öznur Çakır Aydoğan’dan projenin ortaya çıkış sürecini, Mustafa Şafak Baran ve eşi Duha Baran’dan ise kurucuları olduğu Bademler Sanat Köyü’nün etkileyici öyküsünü ve sürdürülen çalışmaları dinledik. Aynı gün Musa Baran Çocuk Oyuncakları Müzesi ve Sabiha Tansuğ Etnografya Müzesi’ni gezme fırsatını da bulduk.

Mustafa Şafak Baran’ın anlatımıyla hikaye içinden çıkan yeni bir hikayesi ile adeta bir matruşka bebeği anımsatan Bademler Sanat Köyü’nün tarihçesi aslında Horasan’dan Durhasan Dede önderliğinde Adana’nın Ceyhan ilçesine gelen Tahtacı Türkmenlerle başlıyor. Burada Durhasan Köyü’nü kurup dağlarda tahta keserek geçimlerini sağladıkları için de Tahtacı Türkmeni ismini alıyorlar.
Zamanla Toroslar’dan Çanakkale’ye ardından da Güzelbahçe Yaka Mahallesi’ne, Narlıdere Yukarı Mahallesi’ne, Bornova Naldöken’e, Cumaovası Karakuyu ve Uzundere köylerine dağılıyorlar.
Yaklaşık 300 sene önce, 12 çadırla Seferihisar’a gelip badem ağaçlarının altına yerleşmiş olanları ise kurdukları bu yeni köye “Bademler” adını veriyor…
Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nda görev yapan üsteğmenlere köylere giderek okuma-yazma seferberliğine katılmalarını istiyor.

Urlalı Üsteğmen Mustafa Anarat da Bademler Köyü’ne görevlendiriliyor. Aynı tarihlerde Atatürk, Aka Gündüz’e, “Yarım Osman” tiyatro eserini yazdırıp köylerde sahnelenmesini de istiyor. Böylece Bademliler, 1930 yıllarında “Yarım Osman” oyunu ile köyde tiyatro geleneğini başlatıyor.
Aradan geçen yıllarda savaşlar, salgın hastalıklar, kuraklıklar ve hatta pandemiler yaşanıyor ancak Bademler’de tiyatro hiç durmuyor.
1960’larda ise Bademli Köyü’nden olan arkeolog Dr. Musa Baran ve dönemin Gümrük ile Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu, köy heyeti ve Durmuş Yaşar’ın da katkılarıyla bölgeye bir de tiyatro binası inşa ediyor. Yaklaşık bir asırdır bu gelenek yörede hala yaşatılıyor…
Bademler Köyü’nün en önemli hikâyelerinden biri de Susuz Yaz romanı ve filmine ilham vermesi. Yaşanan gerçek olaydan etkilenen yazar Necati Cumalı, köyde yaptığı araştırmalar sonucunda Susuz Yaz romanını yazıyor, yönetmen Metin Erksan ise filmi Bademler Köyü’nde çekiyor. Köy halkının da çekimlere destek verdiği film, Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan ilk Türk filmi oluyor.
Bademler’de bir de Ankara gelin başlığıyla çekilmiş fotoğrafı 50 kuruş üzerinde yer alan ilk Türk vatandaşı olan araştırmacı Sabiha Tansuğ’un öyküsü var elbet…
Anadolu’nun geleneksel Türkmen ve Yörük kültürünü belgeleyen önemli bir araştırmacı olan Tansuğ’u köyle buluşturan Bodrum yolunda karşılaştığı bir Yörük kızından satın aldığı başlık oluyor.

Anadolu’yu köy köy dolaşarak geleneksel kıyafetleri, takıları ve yaşam biçimlerini toplamış, fotoğraflamış ve kayıt altına almış olan Sabiha Tansuğ ve eşi Haluk Tansuğ, 1960’lı yıllarda önce arkeolog Musa Baran, ardından da kardeşi Murat Baran ve eşi Zehra Baran’la tanışıyor.
Aile dostlukları devam ettiği süreçte de Murat Baran’ın İstanbul’da inşaat mühendisliği okuyan oğlu Mustafa Şafak Baran, Tansuğ ailesinin evladı gibi oluyor.
Ve yıllar yılları kovalıyor… Mustafa Şafak Baran, 2019 yılında kendisini arayıp Bademler’e kişisel koleksiyonunu da sergileyeceği bir müze yapılmasını isteyen Sabiha Tansuğ’u kırmıyor, hemen çalışmalara başlıyor. Önce Bademler Köyü Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı kuruluyor ardından da müze inşa ediliyor, Sabiha Tansuğ Etnografya Müzesi oluşturuluyor.
Baran, amcası arkeolog Musa Baran’ın koleksiyonunu da müze içine alarak iki eski dostun eserlerini aynı çatı altında buluşturuyor.
Sabiha Tansuğ, 2023’te vefatı sonrası vasiyeti gereği Bademler Köy Mezarlığı’na, Zehra Baran, Murat Baran ve Musa Baran’ın yanlarına gömülüyor.
Bugün ağırlıklı Yörük kültürü olmak üzere pek çok kıymetli eserin sergilendiği Bademler Sanat Köyü’nde hafta boyunca büyük-küçük her yaş grubu için etkinlikler sürüyor. Müzede kadınların el emeği ürünleri de satışa sunuluyor.
Bademler Sanat Köyü Kurucusu Mustafa Şafak Baran, “Bu köyde sanat, dışarıdan getirilen bir etkinlik değil, yaşamın içinde büyüyen bir kültürdür. Biz de bu mirası korumak, Musa Baran’ın ve Sabiha Tansuğ’un çok kıymetli birikimini gelecek kuşaklara aktarmak için yola çıktık. Sanat Köyü’nü yaşayan, üreten, anlatan ve paylaşan bir merkez olarak büyütmek istiyoruz” diyor.
Buluşmada konuşan BPW İzmir Yönetim Kurulu Başkanı Hayriye Şendinç ise, “Bugün burada yalnızca bir müze gezisi yapmadık, aynı zamanda emeğin, hafızanın ve sanatın nasıl bir araya getirilebildiğini gördük. Bundan sonra da sanata, kadın emeğine ve kültürel mirasımıza değer katan çalışmalara destek vermeye devam edeceğiz” diye belirtiyor.
Umuyorum biz İzmirliler, kökleri asırlara dayanan Bademler Sanat Köyü’ne daha fazla sahip çıkarız ve yörenin güzel insanlarının biriktirdiği bu kıymetli miras gelecek kuşakları da sevgiyle kucaklamaya devam eder…
Sende Yorum yap