Paris, Atina’yı terk ediyor...

Fransa Cumhurbaşkanı Macron bana Gırgır’da Oğuz Aral’ın çizgileriyle hayat verdiği Utanmaz Adam karikatür serisini hatırlatıyor.
Libya’da, Suriye’de Sahra Altı Afrika’da Türkiye’ye aralıksız mağlup olan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından buçuk ülke olarak tanımlanan Fransa’nın Ege’de ve Doğu Akdeniz’de imza attığı askeri iş birliği anlaşmaları ve bizzat Macron’un sözleri canımızı sıkıyor mu, çok sıkıyor.

Fakat işin bir de az görünen bölümleri var.
Macron söylemde boyunu aşan cümleler kursa da gerçek hayatta başka türlü ilerliyor.
Mesela Kıbrıs Rum Yönetimi’yle anlaşma yaptılar ama Ankara’nın tepkilerinden sonra Rum kesiminde ilginç bir haber yayınlandı. Buna göre Fransa Kıbrıs’ta kalıcı askeri üs değil, gerektiğinde Ortadoğu’dan sivilleri tahliye üssü kuruyor, askeri anlaşma da ortak uçuşları, ziyaretleri kapsıyormuş.
Bu haberi kenara koyup son zamanda olanlara bakalım, Fransa, Eurofighter uçaklarıyla beraber Türkiye’ye Meteor füzelerinin satışını onayladı. Konsorsiyum var, tek başımıza yetkimiz yok açıklaması da Atina’yı hiç tatmin etmemişti.
Şimdi ilişkiler bir adım daha ileriye gidiyor.
İtalya’dan Konya’ya gelen SAMP/T Füze Bataryası haberi sıradan bir NATO güvenlik adımı değil aslında.
Bloomberg gibi uluslararası kanallarda, İtalya’nın arabuluculuğunun işe yaradığını, geçmiş yıllarda tıkanan görüşmelerin canlandığını ve Çelik Kubbe’nin yerli unsurları tamamlanınca SAMP/T füzelerinin, teknoloji transferi, yerli katkı payı ve ortak üretimle Türkiye’nin hava savunmasına katılacağını duyurdular.
Atina basını, Yunanistan’a silah satan Fransa’nın Ankara ile masaya oturmasını “büyük bir stratejik ihanet” ve Ege’deki askeri dengeleri sarsacak bir hamle olarak yorumladı.
Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında bu konuda da ilerleme sağlanması bekleniyor.
Sonuç mu, Atina’nın Yunanistan’ı asıl güvende tutacak şeyin Türkiye ile iyi niyetli bir müzakere sürecini yürütmek olduğunu, İsrail’in maşası olmanın kötü sonuçlar doğuracağını anlamasını bekliyoruz…

Türkiye’nin büyük ülke gösterisi...
İletişim, bir stratejiye dayandığı zaman amacına ulaşan bir bilim dalıdır.
Ankara’da NATO Zirvesi sırasında dünya Türkiye’yi konuşacak.
Bu konuşmaların nasıl olacağı konusunda İletişim Başkanlığı bir strateji oluşturmuş.
Ankara’da 5 bin civarında açık hava iletişim noktası var.
Bu iletişim noktalarında Go Turkiye turizm kampanyası, savunma sanayii ürünleri, COP 31 Başkanlığı ve NATO mesajları verilecek.
2002’den beri onlarca AB ve NATO Zirvesi izledim, bu tür zirvelerde medya mensuplarına sağlanan teknik imkanlar ülkelerin imajları açısından belirleyici olur.
Tarihin en fazla medya mensubu tarafından izlenecek NATO Zirvesi’nde Uluslararası Medya Merkezi olarak Millet Kütüphanesi seçilmiş.
Millet Kütüphanesi sadece dünyanın en büyük üçüncü kütüphanesi olmakla kalmıyor müthiş bir mimari ve aydınlatmaya sahip bir yer.
Bu harika yerin içerisinde 54’ü sabit 100’e yakın canlı yayın noktası, 40 montaj odası, IPTV yayınları ve duyuru ekranları oluşturulmuş. Bunlara ek 1800 de çalışma alanı kurulmuş. Bu hazırlığın Türkiye imajına katkısı büyük olacaktır.
Ev sahibi ülkenin havuza verdiği ve tüm dünyanın aldığı görüntülere gelince:
TRT, İletişim Başkanlığı Koordinasyonunda 96 kamera, 18 canlı yayın aracı ve 26 farklı yayın noktası oluşturulmuş. Belli ki iş yayıncılık şovuna dönüştürülmek istenmiş.
Size detay gibi gelebilir ama ev sahibi ülkenin medya merkezi ikramları bile haber yapılır bu tür zirvelerde. 2002 Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’den gelen elmayı da biz haber yapmıştık. Uzun soluklu çalışma yapılacağı için ikram büfesinden de haber çıkaranlar olacaktır mutlaka. Dedim ya, İletişim Başkanlığı’nın oluşturduğu strateji Türkiye’nin gücünü gösterme üzerine kurulu. Etkinlik alanlarında görevli 500, kriz durumunda devreye girecek 350 elemanın varlığı, sağlanacak teknik destek vesaire, para harcayacağımız ama karşılığını kat ve kat alacağımız işler olacak.
İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, yıllar boyunca Türkiye’nin dış politika, kamu diplomasisi ve güvenlik mimarisini şekillendiren en önemli stratejistlerden birisiydi, belli ki Hoca tüm tecrübesini sahaya yansıtacak bir stratejiyle hareket ediyor.
Bu sadece dostların yüzünü ağartmayacak aynı zamanda Türkiye takıntısı olanların tekrar düşünmesini, en azından Ankara’dan organizasyona saldırı yapacak bahane bulamamalarını sağlayacak..
Sende Yorum yap