s

Hangi topa güveneceğiz?

Parafesyonel, pardon profesyonel futbol dünyası böyle işte...
Dünya Kupası geldi de geçiyor bile... Ama tartışmalar bitmiyor, tükenmiyor. Sanki FIFA Başkanı Infantino'nun tüm kuralları alt üst eden "paralel" bir yönetimi mevcut... Dünya futbolunun içerisinde semiren bir "parazit" gibi!
Infantino'nun "paragöz" olduğunu biliyorduk ama futbolun doğal "parametre"leriyle bu kadar oynayacağını tahmin etmek de çok zordu. Biz mi "paranoyak" davranıyoruz yoksa o mu bir oyunu bu kadar manipüle yapabilme becerisine sahip usta bir oyuncuydu bilemedim?
Dünya futbolunun bu kısa süreçte Balogun "paradoksu"ndan nasıl kurtulacağını tahmin bile edemiyorum. Yaşanan onca olaya bakıldığında "parapsikoloji" devreye girmeli bence... Yoksa olağanüstü yaşanan bu durumların izahını başka hiçbir bilim karşılayamaz.
Futbolun marka değerinin, "parabolik" yükselişine de ne kadar güvenilmeli? Bunlar gerçek mi yoksa suni bir çıkışın sonrasında gelecek kötü günlerin bir habercisi mi?
Yoksa, futbolu "paravan" olarak kullanıp, cepleri doldurmanın Amerikanca ifadesi mi?
Bunların hepsine ayrı ayrı "parantez" açarak, Dünya Kupası'ndaki kaosu gelin Türkiye'ye uyarlamaya bakalım ve nelerle karşılaşacağımızı sorgulayalım.
Yıllar boyunca Gökhan Zan'ın kaldırılan kırmızı kart cezası, bir "paradigma" olarak karşımıza çıktı. "Erteleme" kavramı, Galat-ı meşhur olarak literatürde yerini aldı. Aslında hala futbolun Disiplin Talimatı'nda ertelemenin yeri var. Ama burada "Affedilmezlik" de var. Ayrıca kırmızı kartı tarif eden "otomatik ceza" da var. Dolayısıyla, zorlamayla, ıkına sıkına bir karar verebilirsiniz. Ama tamamını kaldırmak; asla...
Fakat FIFA, ABD'li Balogun'un kırmızı kart cezasını toptan kaldırabiliyor oysa... Belki de bizim talimat yeniden gözden geçirilir!
Ya VAR protokolüyle bir emsal kazandıran "mistaken identity" yani şahısta hata... IFAB, hakemin faul sonrası yanlış oyuncuya sarı veya kırmızı kart göstermesi durumunda kimlik hatasının düzeltilebileceğini söylüyor ama Arjantin-İsviçre maçındaki gibi bir yorum ortaya çıkacağını onlar da düşünemezdi. Çünkü IFAB bunun ayrımını da şöyle yapıyor: Faul yapan oyuncunun kimliğinin incelenebileceğini, ancak faulün kendisinin incelenemeyeceğini, bu faulün zaten gol, penaltı veya doğrudan kırmızı kart kategorisine girmediği sürece geçerli olduğunu belirtiyor. Bu çok önemli bir sınırlama. Kime göre önemli; futbola göre...
Ama ne yaptı karşılaşmanın hakemi Pinheiro, VAR'ın uyarısı üzerine, Arjantinli Paredes'e gösterdiği kırmızı kartı iptal etti, yerine İsviçreli Embolo'yu ikinci sarı karttan attı.
Bu Dünya Kupası'nda "şahısta hata" vardı, doğru... Ama hangi şahıslar?
Düşünsenize, bu yaşananların bir Fenerbahçe-Galatasaray maçında olduğunu... Hangi VAR böyle bir uyarıda bulunursa, vay anam vay! Ertesi gün, bir camia tarafından aforoz edilir. Daha doğrusu böyle babayiğit bir VAR var mıdır?
Bendeki de, doğmamış çocuğa don biçmek işte!
Daha TFF'nin Merkez Hakem Kurulu, nelerin uygulanıp nelerin uygulanmayacağını açıklamadı bile...
Son olay da, İngiltere-Norveç maçında yaşandı. Norveç kalecisinin göğe diktiği top, orta alanda birden aşağıya indi, İngiliz'in önüne düştü ve Dünya Kupası'nda yarı finali getiren gol de bu şekilde geldi. Norveçliler istediği kadar, "Top örümcek kameranın tellerine değdi" diye itiraz etsin. Siz toptaki çipten daha mı iyi bileceksiniz? Değmemiş işte! FIFA öyle dedi.
Buradan iki sonuç çıkıyor; ya Norveçliler yanlış gördü ya da topun içindeki çipe, bazı hackerlar ulaşma şansı buldu ve karşılaşmanın kaderini değiştirdi.
"Bu da abartılı bir komplo teorisi" demeyin. Mehmet Coşkundeniz'in savına göre, teknoloji varsa, hile de vardır. Öyleyse hangi "top"a güveneceğiz?
Üstelik bu çipli toplar bizim ligimizde de kullanılacaksa...

Categories: Hangi topa güveneceğiz?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.