s

Bomba elinde patladı!

Türkiye’nin siyasi ve yargı hafızasında “Konuşursam...” cümlesinin uzun bir geçmişi var. Bir dönem hesaplaşmaların ve pazarlıkların dili olan bu sözleri siyasetçilerden duyduk, kimi zaman haklarında soruşturma yürütülen bürokratlardan, iş insanlarından ya da organize suç örgütü mensuplarından. Söyleyenler değişti, cümle değişmedi.

Bu dili, son olarak hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Haluk Levent kullandı. Gözaltına alındığında “Asıl bombayı bekleyin” dedi ve bomba elinde patladı. Emniyetteki ifadesinde bazı siyasetçilerin ismini söyledi, mahkemede de isim vermeden “bazı siyasetçiler” dedi.

Soruşturmanın hukuki boyutu kuşkusuz yargının konusu. Ancak adaletin işlemesi için elindeki ‘bomba’ bilgiyi, zamanında resmi mercilere ve kamuoyuna açıklamak yerine, gözaltına alınınca, sırf kendini kurtarmak için birilerine ‘uyarı’ mahiyetinde mesaj göndermek yabancısı olduğumuz bir konu değil.

1980’li yıllardan bugüne uzanan siyasi cinayet davalarında, faili meçhul dosyalarında, devlet görevlileriyle suç örgütleri arasındaki ilişkilerde, banka hortumlamalarında, kara para ve yolsuzluk soruşturmalarında biz mafyavari adamlardan bu dili hep duyduk.

★★★

Paranın, rüşvetin, yolsuzluğun, ihalelerin, çıkar ilişkilerinin iç içe geçtiği bu dosyaların izini sürmüş bir gazeteci olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu tür olaylara adları karışanlar yıllarca hep bu dili kullandı.

Öyle ki, bir dönem “Zamanı gelince konuşacağım”, “Konuşursam yer yerinden oynar.” “Bildiklerimi açıklasam kimse sokağa çıkamaz” diyerek ya birbirlerini tehdit ettiler ya da dokunulmaz oldular.

Çünkü bu dili kullananların çoğu zaman yalnızca bildiklerini ima etmekle kalmadığını gördük. “Konuşursam...” demek, çoğu kez muhataplarına gönderilmiş örtülü bir mesajdı. Bu mesaj kimi zaman “Beni yakarsanız ben de sizi yakarım” anlamına gelen bir gözdağına, kimi zaman da kapalı kapılar ardında yürütülecek pazarlıkların işaretine dönüştü.

★★★

Oysa hukuk devletinde elinde bir suça ilişkin bilgi ya da delil olduğunu söyleyen kişinin bunu yetkili makamlara sunması beklenir değil mi? Ama bizde çoğu zaman bunun tersi oldu. Bu tür insanlar genellikle başları belaya girince, sıkışınca, gözaltında ya da cezaevinde ya da kendi menfaati neredeyse orada ‘açıklarım’ tehdidini savurdu.

Mesela Susurluk davasında da Abdi İpekçi ya da Uğur Mumcu cinayeti davalarında da ortaya saçılan ilişkiler ağı içinde herkes birbirini işaret etti ama gerçeği kimse anlatmadı. Aksine hem yargı hem de basını kullanıp, sadece isim vererek ya da “Bak konuşursam...” diyerek sürekli birilerine mesaj gönderdiler.

Çete davalarında da organize suç örgütlerinin kendi hesaplaşmalarında da aynı yöntem kullanıldı. İşledikleri suçlar nedeniyle arananlar, sosyal medya hesaplarından her an her şeyi anlatabilirmiş gibi ellerindeki bilgiyi ya da suç ortaklığını pazarlık konusu yaptılar. “Konuşursam” demeyi, kamuoyu üzerinden yürütülen güç mücadelesinin aracı hâline getirdiler. Ama kendilerine yöneltilen suçlamaları yanıtlamadıkları gibi isim vermenin ötesine de hiçbir zaman geçmediler. Tam da bu nedenle Türkiye’nin yargı tarihi çoğu kez “açıklarım” diyenlerin gölgesinde ilerledi.

★★★

Belki de bugün üzerinde durmamız gereken bu dilin kendisi. Çünkü güç ilişkilerinin egemen olduğu durumlarda gerçeği zamanında konuşmayanlar, hala ellerindeki bilgiyi, tehdit edebilecekleri etkili bir silaha dönüştürebilmekte. Suçtan çok, o suçun etrafında kurulan güç ilişkilerini konuşuyor olmaları da bundan. Yıllarca böyle konuşarak olayların nasıl çözümsüz bırakıldığını tecrübe edindikleri için belki de…

Categories: Bomba elinde patladı!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.