s

Çiftçilik demek yaşam demek!

Çiftçilik deyip geçmeyin. Dünyanın en eski ve önemli uğraşlarından birisi. Yaşamsal değeri her yıl daha da artıyor.

Kuraklık, kıtlık, nüfus artışı, tarım alanlarının hızla azalması ve en önemlisi de çok farklı nedenlerle yeni nesillerin tarımdan, hayvancılıktan, rençberlikten kopması sadece bizde değil dünya genelinde alarm veriyor.

Harman, hasat dönemleri çoktan unutuldu. Ürünler ya para etmiyor ya da toplayacak eleman bulunamadığı için dalında çürüyor. Meralar yok olup yem fiyatları da tavan yaptığı için dünyanın en pahalı etini yiyoruz.

Kırsaldan kentlere göç ederken olayın bu boyutunu yeterince düşünmedik. Eskiden köyler kentlerdeki akrabaları için erzak deposuydu, şimdi kentlerden köylere erzak gönderiliyor. Çünkü köylerde üretim dibe vurdu.

Bu konuda ille de bir kabahatli arıyorsak sorumlu olan sadece çiftçiler değil, tarıma yön verenler ya da tüketiciler değil; hepimiziz.

Ülkemizin neresine giderseniz gidin sınıfa girip “Hedefiniz ne?” diye sorun; “Çiftçi, ziraat mühendisi, veteriner olacağım” diyeni zor bulursunuz.

Kaç öğrencimiz ziraat mühendisliğine, veterinerliğe, gıda mühendisliğine, çiftçiliğe özendirildi, yönlendirildi; ilgisi olanların bu hayalleri ne kadar desteklendi, ne kadar pekiştirildi?

Yanlış düşünen, yanlış yapan, çiftçilikten, topraktan, üretimden kopan bizler miyiz yoksa dünyanın refah düzeyi en yüksek ülkeleri mi?

Hasat şenlikleri

Ülkelerin çok farklı kimlikleri ve ülkeden ülkeye değişen onlarca, yüzlerce özel günleri var. Tümünde olan bazı günler var ki onları asla göz ardı edemeyiz. Örneğin Çiftçiler Günü. Örneğin Hasat Şenlikleri…

ABD, Çin, Almanya, Hollanda, Fransa, İtalya, Kanada, İsviçre; hepsi de çiftçilikleriyle gurur duyuyor. Biz ise en güçlü bu yanımızı adeta yok sayıyoruz…

Dört mevsimi bir arada yaşayan, kendi kendine yeten, bu alanda binlerce yıllık birikimi olan ender ülkelerden biriyiz ama bunun ne kadar farkındayız?

Eğitimin onlarca önemli hedefi var. İlk sırada gelen ise mutlu yurttaşlar, mutlu bireyler yetiştirmek, haklar ve sorumluluklar konusunda yetkinlik kazandırmaktır.

Peki toprak, su, hava, çiftçilik yani üretim eğitimin umurunda mı?

Topraklarımız susuzluktan çöle dönmek üzere.

Çiftçiler perişan.

Temiz su kaynakları, tarım arazileri, solunabilir hava ve girilebilir denizler hızla tükeniyor.Bütün bunlar eğitimin gündeminde mi?

Önemli olan yaşam mı yoksa sınavlar mı?

Temiz su kaynakları tükenmek üzere ve tüm akarsularımız zehirli atıklar nedeniyle tehdit altında.

Peki ölüm kalım meselesi haline getirdiğimiz LGS, YKS, KPSS ve benzeri sınavlarla ve sonuçlarıyla yatıp kalktığımız şu günlerde, bu sınavlarda, bu konuda kaç soru çıktı? Bu konuyu ne kadar ciddiye aldık? Çocuklarımızın ata mesleği çiftçiliğe yönelmeleri ve yaşatmaları konusunda hangi çabayı gösterdik?

Yaz aylarının ve özellikle de tarımsal üretimin, harmanın, hasadın tüm güzelliklerini yaşadığımız şu günlerde gıda üretiminin önemini, hangi süreçlerden geçtiğini, kaybettiğimiz tarım alanlarının nedenlerini farklı etkinliklerle kim ele aldı, yerinde anlattı? Kaç kentimizde hasat şenlikleri kutlanıyor?

İyi insan, iyi yurttaş, iyi çiftçi yetiştirmek için yıl boyunca yerel ve ulusal bazda kaç etkinlik yapılıyor ve öğrencilerimizin yüzde kaçı bu etkinliklere ve çiftçiye destek projelerine katılma şansı buluyor?

2025-26 öğretim yılında tarıma, hayvancılığa, çiftçilere, üretime yönelik kaç etkinlik yapıldı, kaç öğrenci katıldı?

Ülkemizin, çevremizin göz bebeği, gurur kaynağı olan kurumlarımızı kaç öğrencimiz ziyaret ediyor, kaçı izlenimlerini yazıyor, o gezilerden sonra kaçında davranış değişikliğine yönelik araştırma yapılıyor ve sonuçları çok yönlü değerlendiriliyor?

Ne dünya dünkü dünya ne de öğrenciler dünkü öğrenciler! İşte bu yüzden bundan böyle, eğitim adına yapılacak her reform, dünün takıntılarından kurtulup bugünü ve geleceği kucaklayacak bir misyona ve vizyona sahip olmalıdır.

Referans için de hiç uzağa gitmeye gerek yok!

Onca zorluğa rağmen üretim sevdasından, çiftçilikten, tarımdan, hayvancılıktan kopmayan çiftçilerimizi kaderleriyle baş başa bırakmayalım. Hasat ve harman zamanlarında yanlarında olalım, ürünlerinin gerçek değerini bulması ve halkımızın ve özellikle de çocuklarımızın daha uygun fiyatlara, daha sağlıklı beslenmeleri için tarladan tüketiciye yönelik yeni projeler gerçekleştirelim.

Bu o kadar zor mu? Kesinlikle hayır. Yeter ki isteyelim.

Özetin özeti: Her şey çok önemli ama eğitim, bilim, tarım ve katma değeri yüksek üretim çok daha önemli. Bunu başaranlardan eksiğimiz yok, fazlamız var. Peki o zaman şimdi değilse ne zaman yeniden “kendi kendine yeten ülke” olacağız?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.