Rekor fiyata satılan T. rex’e ne olacak?

Kimliği açıklanmayan alıcı, Gus’ı kamuoyuna açık bir müzeye ödünç mü verecek, yoksa dünyanın en pahalı T. rex’i yıllarca özel bir koleksiyonda gözlerden uzak mı kalacak?
Bu hafta müzayedelerde rekor kıran büyük ustalar ya da çağdaş sanatçı eserleri değil, bir fosildi. Üstelik öyle sıradan bir fosil de değil. Yaklaşık 67 milyon yıl öncesinden gelen, şimdiye kadar bulunan en büyük ve en iyi korunmuş Tyrannosaurus rex örneklerinden biri olan “Gus”, New York’ta Sotheby’s müzayede evinde 50,1 milyon dolara satılarak yalnızca bir T. rex için değil, bugüne kadar açık artırmada el değiştiren tüm fosiller için yeni dünya rekorunu kırdı.
Son yıllarda sanat piyasasını yakından izleyenler için bu rakam aslında şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan, artık sanat eserleriyle aynı ligde yarışan yeni koleksiyon nesnelerinin ortaya çıkmış olması. Birkaç yıl öncesine kadar Picasso, Monet ya da Basquiat rekorlarını konuşurken bugün aynı heyecan, milyonlarca yıl öncesine ait iskeletler için yaşanıyor.
Gus’un satışı bunun en çarpıcı örneği. Yaklaşık 38 feet (11,6 metre) uzunluğunda, 3,8 metre yüksekliğindeki dev iskelet, 2021 ile 2023 yılları arasında Güney Dakota’daki Hell Creek Formasyonu’nda yürütülen kazılarda gün ışığına çıkarıldı. Bulunduğu arazinin sahibi Gary “Gus” Licking’in adını taşıyan fosil, 183 kemik parçasından oluşuyor. Kemik sayısı bakımından yüzde 61 oranında tamamlanmış olsa da büyük kemiklerin önemli bölümünün korunmuş olması nedeniyle kütle açısından yüzde 75-80 oranında eksiksiz kabul ediliyor. Kafatasının yaklaşık yüzde 82’si orijinal fosillerden oluşuyor; iki ayağının da büyük ölçüde korunmuş olması ise onu son derece nadir örneklerden biri hâline getiriyor. Üstelik üzerinde başka bir T. rex’in ısırık izleri ile iyileşmiş kaburga kırıkları bulunuyor. Etkileyici bir sergileme objesinin yanı sıra, aynı zamanda tarih öncesi yaşam hakkında önemli ipuçları taşıyan bilimsel bir kanıt.
Çekiç 43 milyon dolarda indi!
Müzayede salonunda 10 dakika süren çekişmeli telefon teklifleri sonunda çekiç 43 milyon dolarda indi. Alıcı primi eklendiğinde ödenen tutar 50,13 milyon dolara ulaştı. Kazananın kimliği ise açıklanmadı.
Asıl tartışma da tam burada başlıyor. Çünkü paleontologların önemli bölümü için Gus artık büyük ölçüde bilim dünyasının erişiminden çıkmış durumda. Bilimsel dergilerin önemli bir kısmı, gelecekte yeniden incelenmesi garanti olmayan özel koleksiyonlardaki örnekler üzerine yapılan araştırmaları yayımlamıyor. Gerekçeleri basit, bilim, doğrulanabilir olmalı. Eğer araştırmacılar ileride aynı fosile yeniden erişemeyecekse, yapılan çalışmaların tekrar sınanması mümkün olmuyor. Bu nedenle pek çok bilim insanı, böylesine önemli örneklerin müzelerde kalması gerektiğini savunuyor. Ne var ki günümüz piyasasında bunun gerçekleşmesi giderek zorlaşıyor.
Eskiden büyük keşiflerin doğal adresi kamu müzeleriydi. Bugün ise dünyanın en önemli doğa tarihi müzeleri bile milyarder koleksiyonerlerle aynı masaya oturduğunda fiyat yarışına giremiyor. 50 milyon dolarlık bir fosil, birçok kurumun yıllık satın alma bütçesinin çok üzerinde. Oysa bu tablo yeni oluşmadı.
1997 yılında Sotheby’s’de satışa çıkan ünlü T. rex Sue, 8,36 milyon dolara satılmış ve çeşitli bağışların desteğiyle Chicago’daki Field Museum tarafından satın alınmıştı. O dönem bu rakam inanılmaz görünüyordu.
Aradan geçen yıllarda piyasa bambaşka bir yere evrildi.
2020’de yine bir T. rex olan Stan, 31,8 milyon dolara alıcı buldu. Bir süre ortadan kaybolduktan sonra Abu Dabi’deki Doğa Tarihi Müzesi koleksiyonuna girdiği ortaya çıktı. 2024’te Apex isimli Stegosaurus, 44,6 milyon dolarla yeni rekoru kırdı. Satın alan hedge fon milyarderi Ken Griffin, örneği uzun süreli olarak New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’ne ödünç verdi. Geçen yıl genç bir Ceratosaurus iskeleti 30,5 milyon dolara satıldı. Bu yıl ise Triceratops “Trey” 5,55 milyon dolara el değiştirdi.

Fosiller statü göstergesi
Her satış, bir sonrakinin çıtasını biraz daha yukarı taşıdı. Bugün fosiller, sanat piyasasında “trophy asset” denilen prestij nesneleriyle aynı kategoride değerlendiriliyor. Nasıl ki benzersiz bir Picasso ya da Rothko, ultra zengin koleksiyoncular için aynı zamanda statü göstergesiyse, artık milyonlarca yıl öncesinden gelen dev dinozorlar da benzer bir rol üstleniyor.
Bu ilginin tamamen olumsuz olduğunu söylemek de doğru değil.
Ticari kazı şirketleri, kamu kaynaklarının yetişemediği pek çok kazıyı finanse ediyor. Özel arazi sahipleriyle çalışıyor, binlerce saatlik emek harcıyor ve aksi hâlde doğa koşullarında yok olup gidecek pek çok fosili gün yüzüne çıkarıyorlar. Bugün keşfedilen T. rex örneklerinin önemli bölümünün bu sayede kurtarıldığını savunuyorlar.
İşte bu yüzden bu tartışma, “satılsın mı satılmasın mı?” ikileminden daha karmaşık. Asıl soru şu, insanlığın ortak geçmişine ait bu benzersiz mirasın finansmanını kim üstlenecek? Kamunun bütçesi mi özel sermaye mi?
Gus’un satışı bize sanat piyasasının geleceğinden çok, koleksiyonculuğun geleceğini anlatıyor. Çünkü artık yalnızca tablolar, heykeller ya da çağdaş sanat eserleri değil, dinozorlar, göktaşları ve nadir fosiller de aynı müzayede salonlarında, aynı telefon hatlarında ve aynı milyarderlerin teklifleriyle el değiştiriyor.
Şimdi herkes aynı sorunun yanıtını bekliyor. Kimliği açıklanmayan alıcı Gus’ı kamuoyuna açık bir müzeye ödünç mü verecek, yoksa dünyanın en pahalı T. rex’i yıllarca gözlerden uzak, özel bir koleksiyonun sessizliğine mi çekilecek? Bu sorunun yanıtı, 50 milyon dolarlık satıştan bile çok daha önemli.
Sende Yorum yap