s

Bu algı neden değişmeli?

Özel öğretim kurumlarına ve özellikle de vakıf üniversitelerine karşı enteresan bir algı söz konusu.

Ülkemizde “özel üniversite” yok ama vakıf üniversitelerine hemen herkes artık “özel üniversite” olarak bakıyor. Bazı üniversiteler bu tanımlamayı kesinlikle hak etmese de neredeyse yine hemen hepsi “ticarethane” olarak görülüyor.

Ücret artışlarının her ne kadar artan maliyetlerden ve vergi yükünden kaynaklandığını anlatsalar da ne öğrencilere ne de velilere ve kamuoyuna inandırıcı gelmiyor.

Kolay girildiği, kolay mezun olunduğu, yeterli bir donanım kazandıramadıkları yönündeki iddiaların ne kadarı şehir efsanesi ne kadarı gerçek belli değil. Tümü aynı kategoride değerlendiriliyor. Yıpranan hepsi oluyor!

Reklamlarla yarattıkları algı ile mezunların karşılaştıkları tablo çok farklı. Daha da garip olanı; YÖK ve ÖSYM’nin bu konuda bilgilendirici, yönlendirici ve daha şeffaf olması gerekirken bu konulara hiç girmiyor olmaları. Oysa yükseköğretime girişi de insan gücü planlamasını da planlayan ve uygulayan onlar. Geleceği ve hayatı altüst olan her gencimize karşı vicdani sorumlulukları var ve bunu hakkıyla yerine getirmeleri gerekiyor!

Anayasamız vakıf üniversitelerini “kâr amacı gütmeyen kurumlar” olarak nitelendiriyor ama algı tam tersi yönde. O zaman ya anayasal çerçevede hareket edilecek ve bu yönde hareket etmeleri sağlanacak ya da herkesin dillendirdiği gibi “özel üniversitelere” izin verilecek.

Bu gerçekleşmediği sürece bu yöndeki sancılar ve tartışmalar hiç bitmeyecek!

Kolejlere gelince hormonlu notlar onları çok yıprattı. Bazı okullarda, özellikle de yabancı kolejlerde bırakın hormonlu notu, yüksek puan almak bile zaten çok zorken hepsinin aynı kefeye konulması eminiz ki hakkaniyetle eğitim yapan, not veren okul ve hocalarımızı fazlasıyla rahatsız ediyor. Bu konuya çok daha özen gösterilmesi, eskiden olduğu gibi okul standart puanı getirilmesi çok yerinde olacaktır.

Okul ücretleri sürekli artarken öğretmenlere verilen maaşların giderek gerilemesi ise yine önemli huzursuzluk kaynaklarından birisi!

Okul başarı puanı ile YKS puanları arasındaki korelasyona bakılması da çok yerinde bir karar olacak ve güven tazeleyecektir.

Yapılan tüm araştırmalarda ve anketlerde, çok az okulumuz dışında pek çok okul için söylenen söz şu:

“Verdiğimiz ücretin karşılığını alamıyoruz. Ne iyi bir yabancı dil öğrenebiliyorlar ne de takviye almadan sınavlarda başarı elde edebiliyorlar! Sosyal aktivitelerden aktif olarak yararlanan öğrenci oranları da çok az!”

İddiaların, söylemlerin, tespitlerin bazıları abartılı, bazılarının da bazı okullar için hiç söz konusu olmaması gerekir ama genel algı bu yönde. İşte bu yüzden devlet okullarımızda olması gerektiği gibi özel öğretim kurumlarında da anaokulundan doktoraya kadar ciddi bir kurumsallaşmaya, ortak değerleri pekiştirmeye ve korumaya yönelik imaj çalışmaları yapmalarında sonsuz yarar var.

Neden mi?

Diploma enflasyonu ve yüksek öğrenim ücretleri nedeniyle özel öğretim kurumlarına ve vakıf üniversitelerine başvuranların sayısı hızla azalırken, yurt dışı eğitimini çare olarak görenlerin sayısı da her yıl biraz daha artıyor.

Anlayacağınız çok yönlü araştırılması gereken bir konu! Ve bu bir an önce gerçekleştirilmeli. Neden mi?

Bir yandan ülkemizdeki yabancı öğrenci sayısını artıralım derken, kendi öğrencilerimizi yurt dışına kaçırıyoruz da ondan. Üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu, yoksa ileride çok büyük sorunlar yaşayabiliriz…

Tercihler?

Tercihler konusunda ciddi kafa karışıklıkları var. Örneğin ikamete dayalı kayıt sisteminde eve en yakın okullar “kırmızı bölge”deyken en uzak okullar “yeşil bölge”ye alınmış. Bu da velileri çıldırtıyor. Üniversitelerde ise sınav başarı sıraları ile yerleştirme puanına göre yapılan sıralama arasında, her puan dilimine göre çok önemli olan büyük farkların ortaya çıkması moralleri derinden etkiliyor!

Yüz binlerce öğrencinin zorunlu eğitim kapsamındayken “okula gitmek istemiyorum” noktasına gelmesi; çok daha fazlasının başvurduğu hâlde sınavlara girmemesi, girenlerin tercih yapmak istememesi üzerinde ciddiyetle durulmalıdır.

Özetin özeti: Çocuklarımızı eğitime küstürmek, onların ve dolayısıyla ülkemizin geleceğine yapılacak en büyük darbe olacaktır! Buna asla izin vermemeliyiz!..

Categories: Bu algı neden değişmeli?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>

WhatsApp 4 yeni özellik duyurdu!

>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.