Sevmeyi Öğrenmek
Geçen haftaki yazıyı şu cümleyle bitirmiştim: İnsan çoğu zaman güzelliği birdenbire keşfetmez, önce bakmayı öğrenir, sonra güzeli görmeye başlar. Fakat hikâye burada bitmiyor. Çünkü görmek her zaman sevmeye yetmez, sevmek de öğrenilir. Bu düşünceyi saat dünyasında Walt Odets kadar iyi anlatan çok az insan olmuştur.

5 Temmuz 2026’da hayatını kaybeden psikolog ve internet çağının ilk büyük saat eleştirmeni Walt Whitman Odets, saatlere bakma biçimimizi değiştiren bir yazardı. Odets’in yazıları abartılı pazarlama diliyle saat tanıtımı yapan basın bültenleri gibi değildi. Bir saati en küçük parçasına kadar söküp takıyor, sonra yeniden aynı soruyu soruyordu: “Gerçekte ne görüyoruz?”
Odets, okurlarına saatlere daha dikkatli ve daha bütüncül bakmayı öğretti. A. Lange & Söhne Datograph için kurduğu şu cümlenin bir benzeri daha yazılamadı bence: “Bu saat ancak mühendis bir annenin sevebileceği bir bebek ama ruhu da var.”
Yeri gelmişken söylemek gerekir: Datograph modern kronograf tarihinin yönünü değiştiren modellerden biridir. Datograph’tan sonra özgün kronograf mekanizmalarına ilgi yeniden canlandı.
Odets’in 2002’de TimeZone’da Horologium köşesinde yazdığı Rolex Explorer 14270 incelemesi de saatçilik tarihine geçti. Explorer dışarıdan bakıldığında son derece dengeli bir tasarıma sahipti ve Rolex’in yalın estetik anlayışını temsil ediyordu. Odets kasayı açtı, bütün parçaları tek tek inceleyince beklemediği bir durumla karşılaştı. Köprülerde ilkel bir işçilik, sentetik taş yuvalarında çapaklar vardı. Saatte son kontrolleri yapılmamış bir mekanizma vardı. Odets’in vardığı diğer sonuç da şaşırtıcıydı: Bütün bunlara rağmen Explorer olağanüstü hassas çalışıyordu.
Yazı yayımlandığında fırtına koptu. Sözlü saldırılar ve hakaretler sonrasında Odets saatler üzerine yazmayı bıraktı ve sanatla ilgilenmeye başladı. Hikâyenin en ilginç bölümü ise sonra yaşandı. Yıllar sonra Walt Odets’e yeni nesil Explorer mekanizmalarını bir Rolex tesisinde gayrı resmi olarak (adını tesiste söylememe şartıyla) inceleme olanağı tanındı. Rolex gibi süreçleri son derece merkezi biçimde yöneten bir şirket düşünüldüğünde bu durum şaşırtıcıydı. Ziyaretin nasıl planlandığını bilmiyoruz ancak şu bir gerçek: Bir zamanlar Explorer’ı acımasızca eleştiren Odets, daha sonra aynı modelin yeni neslini değerlendirmeye davet edilmişti. Yaptığı incelemenin ardından Odets’in verdiği hüküm yine nesneldi: “Gerçekten çok iyi bir saat olmuş.”
Elbette Rolex’in mekanizmalarını yalnızca Odets’in eleştirileri nedeniyle değiştirdiğini söyleyemeyiz. Bunu gösteren bir kanıt yok. Fakat dünyanın en ketum saat üreticilerinden birinin, yıllar sonra en sert eleştirmenlerinden birinin muhakemesine yeniden başvurması başlı başına anlamlıdır.
Bu hikâyeyi önemli kılan da budur. Explorer gelişmişti, Rolex değişmişti, Odets ise aynı dürüstlükle bakmayı sürdürüyordu. Fakat en büyük değişim bakıştaydı. Sosyolog Pierre Bourdieu’nün “kültürel sermaye” dediği şey budur. Beğeni rastgele oluşmaz.
İnsan, içinde yaşadığı çevre kadar öğrendikleriyle de görmeye başlar. Bilgi arttıkça nesnenin yeni katmanları görünür. Saat koleksiyonculuğu bu yüzden çoğu zaman bir satın alma öyküsü değildir, bir öğrenme ve sevgi öyküsüdür.
Geçen hafta güzelliğin öğrenildiğini söylemiştim. Bir cümle daha eklemek istiyorum. İnsan, güzeli öğrendiği için sevmez, anladığı ölçüde sevmeye başlar.
Sende Yorum yap