Ahbap olayından çıkarılacak dersler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmaları 8 Ekim 2025’te başladı, o tarihten bu yana birçok operasyon yapıldı. Aradan geçen 10 aylık süreçte 300’e yakın ünlü ve çok ünlü olmayan kişi önce ifade, ardından uyuşturucu testi için Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Bugünden geri dönüp baktığımızda karşımıza çıkan tablo şuydu:
Cumhuriyet Başsavcılarının talimatıyla gözaltı kararı verilen ünlülerin bir kısmı polis, bir kısmı da jandarma tarafından evlerinden alındı.

Güvenlik kuvvetlerinin nezaretinde ifade ve test için numune verenlerin kimi savcılık kimi de mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
Evlerinde bulunmayanlar daha sonra teslim olunca, “İfademe başvuruldu” diye açıklama yaptı, ama doğru değildi bu. Çünkü ikametlerinde bulunsalardı onlar da sabahın köründe polis veya jandarma nezaretinde götürülecekti.
T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Ahbap Derneği soruşturması uyarınca geçen hafta Fatih Portakal, Ece Üner, Öykü Serter, Feyza Altun, Gökhan Özoğuz, Fatih Altaylı, Hazal Kaya, Özlem Gürses, Ruşen Çakır, Şahan Gökbakar ve Fatih Koparan adliyeye davet edildi.
Tutanakta ne yazıyor?
Ahbap Derneği soruşturması için Çağlayan’daki Adliye Sarayı’na gidenlerden hiçbiri basın mensuplarına, “İfade vermeye geldim” demedi. Onlar da, tıpkı daha önce bazı ünlülerin yaptığı gibi, “Bilgime başvurulmak istendi” demeyi tercih etti.
Bu isimlerden hiçbiri adliyeye ‘şüpheli’ ya da ‘müşteki’ sıfatıyla davet edilmedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hepsini Ahbap Derneği soruşturmasının tanığı olarak gördü ve davet etti.
Sırf merakımdan adliyede görev yapan meslektaşlarımdan resmi evrakları istedim. Onları inceleyince ifadeleri alan Cumhuriyet Savcıları gibi, tutanakların giriş cümlelerinde de farklı olduğunu gördüm.
Adliyeye giden ünlülerin imza attığı tutanakların girişinde ‘İfade sahibi’, ‘İfadesine başvurulan’ ve ‘Bilgisine başvurulan’ gibi farklı ibareler vardı, ama hepsinin üst başlığında büyük harflerle ‘İfade Tutanağı’ yazılı.
Gazeteci objektif olmalı
Daha önce de yazdım, bu vesileyle bir kez daha vurgulamakta fayda görüyorum.
Sanıkların daha az ceza almak için yalan söyleme hakları var, ama Türk Ceza Kanunu’na göre tanıkların yalan beyanda bulunmalarının suç ve cezası var.
O yüzden yarın öbür gün bu ünlülerden hakkında ‘yalan tanıklık’ davası açılan olursa kimse şaşırmasın.
Çünkü demokrasiyle yönetilen ülkelerde ve hukuk devletlerinde hiçbir ünvan ya da makam, kişiye suçsuzluk veya sorumsuzluk zırhı kazandırmaz. Ünlü dahi olsa kişinin sırf imajı ya da günü kurtarma uğruna kelime oyunlarıyla kavramların içinin boşaltılma çabası günün sonunda kimseye bir şey kazandırmaz.
Dün, eylem ve söylemleriyle toplumdaki kutuplaşmaya hizmet edenler bugün; Haluk Levent ile Ahbap’a destekleri yüzünden pişmanlık duyuyorsa, bundan herkes gereken dersi almalı; bilhassa da gazeteciler.
Herkes gibi gazetecilerin de siyasi görüşleri vardır, ama bu hiçbirimizi objektif olma sorumluluğundan uzaklaştırmamalı.
Gazeteci, daha çok izlenme veya toplumun bir kesiminin beğenisini kazanma uğruna toplumsal kutuplaşmaya hizmet etmemeli.
Gazetecilik; siyasilere veya sanatçılara parmak sallama, toplumun bir kesimine hoş görünme, diğerlerini ötekileştirme mesleği değildir. Gazeteci, ne pahasına olursa olsun kardeşliğin ve toplumsal barışın savunucusu olmalı.
GÜNÜN SÖZÜ
“Güvenilmek, sevilmekten iyidir.” (George Macdonald)
Categories: Ahbap olayından çıkarılacak dersler
Sende Yorum yap