İştah açan okumalar

Yemeğin tadına varmak kadar yemek hakkında okumak, öğrenmek, konuşmak da insanı bir anlamda doyuruyor, tatmin ediyor, ruhunu besliyor. İçinde tek bir yemek tarifi bile olmayan ama verdiği bilgiyle insanı besleyen, doyuran, yepyeni fikirlerle donatan kitaplar var. İşte size bu kitaplardan bir seçki
Bir süredir hakkında yazmak istediğim yemek ile alakalı ama içinde tarif olmayan bazı kitaplar vardı. İki ciltten oluşan “Bir Masa Etrafında” kitabı gelince artık daha fazla ertelemeyeyim dedim. Fırsat bu fırsat, erteleme sırama göre hepsini tek tek ele alayım.
Bir göç ve dayanışma hikâyesi: “Narmikan”
Öncelikle söyleyeyim. Aylar önce elime geçen “Narmikan” bir köy hikâyesi. Asla yemekle alakalı değil ama bir köyü göç edenleri, köy yaşamı ve tüm geçmişiyle bir bütün olarak ele alıyor. Kitabın proje sorumlusu Mahmut Özdemir’in ifadesiyle bu tek yazarlı bir kitap değil, kitabı bizzat köylüler yazmış. Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Narmikan köyü halkı 14 ay boyunca altısı kadın 16 kişilik bir ekibin desteğiyle kitabı hazırlamışlar. Böylece hafızalarına tutunmuşlar ve kendi tarihlerini yazmışlar. Bu anlamda son derece özgün bir çalışma; çünkü hayatın tam içinden, o hayatı yaşayanların kolektif otobiyografisi gibi. Portrelerde 109 kişinin yaşam öyküsü anlatılmış. Asıl önemlisi ise o hayatın içindeki kadınların da kendi seslerini duyurabilmesi, yaşadıklarını aktarabilmesi. İşin içinde kadın olunca kadın emeği, bulgur kaynatma, tarhana hazırlığı, imece usulü ekmek, içli köfte gibi yemeklerin yapımı da sayfalar arasında var ama kitabın asıl özelliği toplu sözlü tarih çalışmasıyla bir köyün hikâyesinin yazılmış olması. Keşke her köyün böyle kitabı olabilse! Kitap raflarda bulunmuyor ama ilgilenenler, Narmikan Köyü Kalkındırma ve Dayanışma Derneği adına Mahmut Özdemir’e ulaşarak temin edebilirler. mahmut.ozdemir5656@gmail.com
“Doğadan Sofraya”
Başlık, doğal malzemeyle tarifler içeren bir kitap adı gibi dursa da alt başlık içeriği etraflıca anlatıyor: “Arkeolojik, Arkeobotanik, Arkeozoolojik, Tarihsel ve Etimolojik Veriler Işığında Tarımın, Hayvancılığın ve Beslenmenin Kültürel Tarihi-1” Gözünüz çok mu bilimsel diye korkmasın! İzmir Ekonomi Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan Ahmet Uhri’nin hazırladığı kitap, onun akıcı kalemiyle keyifle okunan ve insanı bilgiyle doyuran bir kitap olmuş. Yazar, “Bir yiyecekten yola çıkılarak tarih yazmak olası mıdır?” diye soruyor ve kitap bunun cevabını veriyor. Bitkilerin, hayvanların ve onlardan üretilen yiyeceklerin kültür tarihi içindeki yerini, aslında insanı ve onun yiyecekler etrafında yarattığı yemek kültürünü anlatan bir kitap ortaya çıkmış. İster referans olarak kullanın ister sofra sohbetine malzeme yapın, bu kitap her şekilde işinize yarayacaktır. Ahmet Uhri’nin yazma hızı düşünülürse pek yakında ikinci cilt de yolda demektir.

“Türkiye’de Yemekçe Konuşulur”
Kutsi Akıllı’nın yazdığı Everest Yayınları’ndan çıkan kitap başlığı ile hemen ilgi çekiyor, alt başlığı ise kitabı özetliyor: “Türkiye Türkçesinden Yeme İçmeyle İlgili Atasözleri, Deyimler ve Argo İfadeler” Kitabı elime almış değilim, ilgimi çektiği için gazete aracılığı ile PDF formatında okuma kopyasını yayınevinden rica ettik. İyi ki de öyle olmuş, çünkü arama motorundan aradığınızı bulmak çok kolaylaşıyor. Kutsi Akıllı, akıllıca bir iş yapmış, araştırmacılar, yemek yazarları ya da meraklıları için hayatı kolaylaştıracak bir referans kitabı hazırlamış; derlediği her bir söz öbeği için referans kaynakları vermiş. Sakın ne işe yarayacak demeyin!
Artık baskısı kalmayan “Güneşin ve Ateşin Tadı: Gaziantep Mutfağı” kitabını hazırlarken en büyük referanslarımdan biri elimin altından eksik etmediğim Ömer Asım Aksoy’un 1945-46 yıllarında basılmış 3 ciltten oluşan “Gaziantep Ağzı” derlemesi olmuştu ve oradan alıntıladığım deyimler ve özsözler kitaba ruh katmıştı.
“Bir Masa Etrafında, 1-2”
18 yıl boyunca kurulan sofralar… O sofraların etrafındaki hikâyeler… Sofradaki yemekleri yapan birbirinden hünerli yaratıcı şefler… Hikâyeleri anlatanlar ve dinleyenler… Bitmeyen sohbetler… Hepsi iki ciltte toplanmış. Bu kitapta da tarif yok ama hikâye çok. Üstelik her kurulan sofraya eşlik eden birbirinden değerli bilgi bir arada. Bu sofralar İstanbul’da IWSA (International Wine&Spirit Academy) tarafından, Ayça Budak, Özge Ergun, Neyran Ayan, Önder Gezer ekibiyle kurulmuştu. Kitaplaştırma aşamasında bu zorlu görevi Onur Daylan ve Aliye Gümüş üstlenmiş. Geriye bakınca ilmek ilmek örülmüş bir anı ve bilgi kümesi ortaya çıkmış. Her kurulan sofrada menüyü hazırlayan “Şefin Gözünden” ve içeriği oluşturan “Hikâye Anlatıcısının Gözünden” ve bazen de masadaki konuklardan “Misafirin Gözünden” izlenimler var. Ancak kurulan sofralar bahane, asıl hikâye aralara giren bilgi hazinelerinde saklı.
Paylaşımlık sunumlar için
Bonna için Can Yalman tarafından tasarlanan Halo koleksiyonu, ekstra parlak sır uygulaması, açılı kenar formu ve porselenin karakteristik kremsi beyaz tonunu bir araya getiriyor. Mavi, bordo ve siyah renk alternatifleri sunan Linea koleksiyonu, paylaşım kültürünün vazgeçilmez parçaları olan mezeler, soslar ve başlangıç tabakları için tasarlanan Solida koleksiyonu ile zamansız yuvarlak formu ve geniş sunum alanıyla Gourmet koleksiyonu yaz mutfağının renkli atmosferine uyum sağlıyor.
Sende Yorum yap