Tatil çantamdaki üç albüm
Artık bunu yapmıyoruz, biliyorum, tatil çantamıza albüm atmıyoruz. Telefonumuz var ve müziğimizi stream ediyoruz. Ama gene de eski günlerdeki gibi bir tatil hayal etmek ve unutulan bir alışkanlığı yazılarda da olsa geri getirmek güzel.
O eski tatil alışkanlığının adı seçmek. Tatile çıkarken seçeriz. Hangi ayakkabı, hangi şort, hangi mayo, hangi gömlek, hangi tişört? Bunun gibi eskiden müzikleri de seçerdik biz. Albümleri istifler, karışık kasetler doldurur, walkman’imizi hazırlar, düğmeye basar ve klik sesiyle tatili başlatırdık.
Sonraları arabaların CD player’ları tatil müziğimizin merkezi oldu. Bu defa CD’leri yanımıza almaya başladık. O yıllarda arabaların bagajlarına konulan tepsi gibi çoklu CD değiştiricileri gülümseyerek hatırlıyorum. Kısa ömürlü teknolojik yenilikler başlıklı bir yazıda bu konular ele alınabilir belki.
Bu dönemin ardından mp3’çülük geldi. Bu sayede ilk kez her şeyi yanımıza almaya başladık. Bilgisayarda yüzlerce şarkılık CD’ler basıp yanımıza alırdık. Ama bunların da elle hazırlandıklarından bir kişisel tarafı vardı. Karışık kaset gibi düşünürdük. Sonra? Sonrasını biliyorsunuz. Dijital müzik. Önceleri iPod taşırdık ekstradan yanımıza ve içine şarkılar yüklerdik. “Şu kadar albüm var içinde” diye iPod’larımızı yarıştırdığımız yıllardı. Ve en nihayetinde stream geldi. Yanımıza herhangi başka bir cihaz almamıza da gerek kalmadı. Akıllı telefonlarımızda bütün müziği taşıyabiliyoruz. Seçmemize de gerek kalmıyor. Hayır listeler var, algoritmik öneriler, kişisel radyolar ve kişisel mitler var.

Bu hazırcılık, bu lüks içinde yine de tatil albümü seçmek, bir tür Don Kişotluk olmalı. Ama neden olmasın? Dedim ya, seçmek demek, düşünmek demek. Hem müzikler üzerine hem de tatiliniz üzerine. Ben bu tatilde şöyle hissettim. İşte benim listem:
■ “Exodus” - Bob Marley & The Wailers
Bob Marley’i ilk ne zaman dinledim hatırlamıyorum ama bu albümü ne zaman ve nerede kişisel anılarımın bir parçası hâline getirdim biliyorum. Bir dönem Dalaman çayı kıyısında, şimdi bölgeye yapılan barajın sular altında bıraktığı, yani yerinde şu an balıklar yüzen bir köyde, bahçesinde ineklerin dolaştığı tek katlı bir evin terasında dinlerdim Bob Marley’i. İki albümü çok severdim. Sabah nehir kıyısına gidip akıntıda yüzdükten sonra kahvaltıda “Exodus”u, sıcak ama esintili akşamları da “Rastaman Vibrations”ı. Aynı tecrit hissi için atıyorum çantaya

■ “Songs of Leonard Cohen” - Leonard Cohen
Leonard Cohen’in sesinde ve müziğinde dünyanın sadece şairlere, yazarlara ve ressamlara aitmiş gibi pırıl pırıl ve el değmemiş olduğu zamanlarını hatırlatan bir şeyler var. Elbette bu bir hayal. Dünya; Leonard Cohen, Hydra adasında Marianne Ihlen ile şairane bir aşk yaşarken de sıkıntılı savaşlı, dertli tasalı bir yerdi ama onlar bulundukları yeri zamanda bir anlığına dahi olsa cennete çevirebilen güçlü insanlardandı. Bazen çevremizde olan biten ne olursa olsun böyle bir an yaratmak istiyoruz. Hele ki tatilde. İşte bu albüm bana bunu sağlayabilir.
■ “Günebakan” - Yeni Türkü
Bu albüme ne zaman ihtiyacım olacağını bilemem. İhtiyacım var mı ondan da emin olamıyorum ama aklıma takıldı bir kere. Bana çocukluktaki yaz tatillerini hatırlatan şarkılar var içinde. Garip bir şekilde benim dinlediğim sahip olduğum albümlerden biri değildi Yeni Türkü’nün “Günebakan”ı. Ziyarete gelen bir misafir bizde unutmuştu. Sanırım o dönem sağda solda da çalındığından evde de merakta dinleyerek duya duya alışmıştım Yeni Türkü’ye. Çantaya atıyorum çünkü bazen dertsiz tasasız, hiçbir karar almak zorunda olmadığın, sana verilenle yetindiğin, dünyanın ve hayatın tadını en çok çıkardığın çocukluk tatillerine ışınlanmak istiyorum.
Sizinkiler hangileri?

Categories: Tatil çantamdaki üç albüm
Sende Yorum yap