s

Aynı davranış, farklı karma

Bir davranışın dışarıdan iyi görünmesi, her zaman aynı içsel anlamı taşıdığı anlamına gelmez. Çünkü yalnızca ne yaptığımız değil, bunu hangi niyetle yaptığımız da önemlidir.

Birine yardım ettiğimizi düşünelim. Kişinin gerçekten ihtiyacı olduğu için yanında olabiliriz. Takdir edilmek, vazgeçilmez hissetmek ya da iyi insan olduğumuzu kendimize kanıtlamak için de yardım edebiliriz. Bazen karşı tarafı kendimize bağımlı kılmak, bazen de yardım etmediğimizde hissedeceğimiz suçluluktan kurtulmak isteriz.

Dışarıdan bakıldığında davranış aynıdır. Fakat davranışı doğuran ihtiyaç değiştiğinde, kurulan ilişkinin niteliği de değişir.

Niyet davranışın köküdür

Karma çoğu zaman basit bir ödül ve ceza sistemi gibi anlatılır. İyilik yaparsak iyilik, kötülük yaparsak kötülükle karşılaşacağımız düşünülür. Oysa karma daha karmaşık bir neden-sonuç ilişkisine dayanır.

Her davranış yalnızca dış dünyada bir sonuç yaratmaz. Bizim içimizde de bir iz bırakır. Bir davranışı hangi ihtiyaçtan hareketle tekrarlıyorsak, zamanla o ihtiyacı besleyen bir alışkanlık geliştiririz.

Sürekli takdir edilmek için yardım eden biri, verdiği desteğin karşılığında teşekkür, bağlılık ya da daha özel algılanmayı bekleyebilir. Beklentisi karşılanmadığında kırılır ve yaptığı fedakârlıkları hatırlatmaya başlar. Başlangıçta iyilik gibi görünen davranış, zamanla görünmeyen bir borç ilişkisine dönüşür.

Yardım etmek ile kurtarıcılık aynı değildir

Sağlıklı yardım, karşı tarafın kendi gücünü kullanmasına alan açar. Kurtarıcılık ise çoğu zaman sorumluluğu onun elinden alır.

Kurtarıcı rolündeki kişi kendisini gerekli ve vazgeçilmez hissederken karşısındaki insan giderek daha yetersiz hale gelebilir. Biri sürekli verir, diğeri sürekli almak zorunda kalır.

Fedakârlık da benzer bir gölge taşıyabilir. Kişi hayır diyemediği için verdiğinde kendi sınırlarını aşındırır. Sonra çevresindekilerin bunu anlamasını ve karşılığını vermesini bekler. Biriken kırgınlık ise sonunda ben sizin için her şeyi yaptım cümlesiyle ortaya çıkar.

Burada sorun yardım etmek değil, yardımın açıkça söylenmemiş bir beklentiye dönüşmesidir.

İyi niyet tek başına yetmez

Bir davranışı iyi niyetle yapmış olmamız, yaratacağı sonucu ortadan kaldırmaz. Birini korumak isterken onun adına karar verebilir, üzülmesini istemediğimiz için gerçeği saklayabiliriz. Niyetimiz iyi olsa da davranışlarımız bazen zarar verebilir.

Karmik sorumluluk, hem niyetimize hem de davranışımızın sonucuna bakabilmektir. Niyet davranışın kökünü, sonuç ise dünyada bıraktığı izi gösterir.

Birine yardım etmeden önce kendimize şunları sorabiliriz:

Bu desteğe gerçekten ihtiyaç var mı? Benden yardım istendi mi? Karşımdaki insanı güçlendiriyor muyum, yoksa kendime mi bağlıyorum? Karşılık görmesem yine de bunu yapmak ister miyim?

Amaç her davranışın altında kusursuz bir neden aramak değildir. Kendi ihtiyaçlarımızı dürüstçe fark edebilmektir. Çünkü aynı davranış sevgiden de doğabilir, korkudan da. Dışarıdan aynı görünür ama aynı karmayı yaratmaz.

Bir davranışın dışarıdan iyi görünmesi, her zaman aynı içsel anlamı taşıdığı anlamına gelmez. Çünkü yalnızca ne yaptığımız değil, bunu hangi niyetle yaptığımız da önemlidir.

Birine yardım ettiğimizi düşünelim. Kişinin gerçekten ihtiyacı olduğu için yanında olabiliriz. Takdir edilmek, vazgeçilmez hissetmek ya da iyi insan olduğumuzu kendimize kanıtlamak için de yardım edebiliriz. Bazen karşı tarafı kendimize bağımlı kılmak, bazen de yardım etmediğimizde hissedeceğimiz suçluluktan kurtulmak isteriz.

Dışarıdan bakıldığında davranış aynıdır. Fakat davranışı doğuran ihtiyaç değiştiğinde, kurulan ilişkinin niteliği de değişir.

Niyet davranışın köküdür

Karma çoğu zaman basit bir ödül ve ceza sistemi gibi anlatılır. İyilik yaparsak iyilik, kötülük yaparsak kötülükle karşılaşacağımız düşünülür. Oysa karma daha karmaşık bir neden-sonuç ilişkisine dayanır.

Her davranış yalnızca dış dünyada bir sonuç yaratmaz. Bizim içimizde de bir iz bırakır. Bir davranışı hangi ihtiyaçtan hareketle tekrarlıyorsak, zamanla o ihtiyacı besleyen bir alışkanlık geliştiririz.

Sürekli takdir edilmek için yardım eden biri, verdiği desteğin karşılığında teşekkür, bağlılık ya da daha özel algılanmayı bekleyebilir. Beklentisi karşılanmadığında kırılır ve yaptığı fedakârlıkları hatırlatmaya başlar. Başlangıçta iyilik gibi görünen davranış, zamanla görünmeyen bir borç ilişkisine dönüşür.

Yardım etmek ile kurtarıcılık aynı değildir

Sağlıklı yardım, karşı tarafın kendi gücünü kullanmasına alan açar. Kurtarıcılık ise çoğu zaman sorumluluğu onun elinden alır.

Kurtarıcı rolündeki kişi kendisini gerekli ve vazgeçilmez hissederken karşısındaki insan giderek daha yetersiz hale gelebilir. Biri sürekli verir, diğeri sürekli almak zorunda kalır.

Fedakârlık da benzer bir gölge taşıyabilir. Kişi hayır diyemediği için verdiğinde kendi sınırlarını aşındırır. Sonra çevresindekilerin bunu anlamasını ve karşılığını vermesini bekler. Biriken kırgınlık ise sonunda ben sizin için her şeyi yaptım cümlesiyle ortaya çıkar.

Burada sorun yardım etmek değil, yardımın açıkça söylenmemiş bir beklentiye dönüşmesidir.

İyi niyet tek başına yetmez

Bir davranışı iyi niyetle yapmış olmamız, yaratacağı sonucu ortadan kaldırmaz. Birini korumak isterken onun adına karar verebilir, üzülmesini istemediğimiz için gerçeği saklayabiliriz. Niyetimiz iyi olsa da davranışlarımız bazen zarar verebilir.

Karmik sorumluluk, hem niyetimize hem de davranışımızın sonucuna bakabilmektir. Niyet davranışın kökünü, sonuç ise dünyada bıraktığı izi gösterir.

Birine yardım etmeden önce kendimize şunları sorabiliriz:

Bu desteğe gerçekten ihtiyaç var mı? Benden yardım istendi mi? Karşımdaki insanı güçlendiriyor muyum, yoksa kendime mi bağlıyorum? Karşılık görmesem yine de bunu yapmak ister miyim?

Amaç her davranışın altında kusursuz bir neden aramak değildir. Kendi ihtiyaçlarımızı dürüstçe fark edebilmektir. Çünkü aynı davranış sevgiden de doğabilir, korkudan da. Dışarıdan aynı görünür ama aynı karmayı yaratmaz.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.