s

7sinde cilt bakımı, 10 yaşında makyaj! Uzmanlardan performatif çocuk uyarısı: 19 yaş altına yasak

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr -Sosyal medyada yetişkinler gibi makyaj yapan, kullandıkları cilt bakım ürünlerini tanıtan, giyimleriyle ön plana çıkıp, kendilerine yeni bir izleyici bir takipçi kitlesi oluşturan çocuklara performatif çocuklar deniyor. Günümüzde bu kavramı daha sık duymaya başladık. "'Performatif çocuk’, psikiyatri veya klinik psikolojide yer alan resmî bir tanı değil” diyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Daha çok günümüzün dijital kültürünü açıklamak için kullanılan sosyolojik ve psikolojik bir kavramdır. Çocuğun doğal, kendiliğinden davranmak yerine sürekli olarak bir izleyici kitlesi varmış gibi hareket etmesini ifade eder. Bu çocuk ne oynayacağını, nasıl konuşacağını, ne giyeceğini ve hangi duygusunu göstereceğini zamanla kendi isteğine göre değil; alkış, beğeni ve takipçi getirme ihtimaline göre belirlemeye başlayabilir. Böylece oyun bile eğlenmek için değil, kayda alınmak için oynanır. Buradaki temel mesele çocuğun kamera karşısına geçmesi değildir. Asıl risk, çocuğun değer duygusunun performansına bağlanmasıdır. Çocuk, ‘Ben olduğum için değerliyim’ yerine ‘İzlendiğim, beğenildiğim ve dikkat çektiğim sürece değerliyim’ düşüncesini geliştirebilir” dedi.

‘ÇOCUKLAR TAKLİT EDEREK ÖĞRENİR’

Sosyal medyada makyaj yapan, yetişkinlere yönelik cilt bakım ürünlerini kullanan ve milyonlarca kişi tarafından izlenen kız çocuklarının sayısı her geçen gün artıyor. Bir çocuğun oyun amacıyla makyaj yapmasının veya yetişkin kıyafetlerini denemesinin, tek başına gelişimsel bir sorun olmadığını söyleyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Çocuklar taklit ederek öğrenir. Burada belirleyici olan davranışın bağlamı, sürekliliği ve hangi beklentiyle yapıldığıdır. Risk, yetişkin görünümünün çocuğa beğeni, para veya sosyal statü kazandıran zorunlu bir role dönüşmesiyle ortaya çıkar. Çocuk yaşından büyük görünmeye teşvik edildiğinde gelişimsel sınırlar bulanıklaşabilir. Kendi rahatlığını değil, izleyicinin ilgisini önemsemeye başlayabilir. Bedeninin dikkat çekmek için kullanılabileceğini öğrenebilir” diye konuştu.

TACİZ, UYGUNSUZ YORUMLAR, GÖRÜNTÜLERİN KÖTÜYE KULLANILMASI…

Yaşına uygun olmayan biçimde cinselleştirilmiş sunumların çocuğu çevrim içi taciz, uygunsuz yorumlar, görüntülerin kötüye kullanılması ve yabancıların ilgisi gibi ciddi risklerle karşı karşıya bırakabileceğine dikkat çeken Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Ayrıca erken yetişkinleştirme, çocuğun oyun oynama, hata yapma, sıkılma, keşfetme ve sorumluluk taşımadan deneyim kazanma hakkını daraltabilir. Çocuk, duygusal kapasitesi henüz hazır olmadığı hâlde yetişkin dünyasının görünüş ve başarı baskısını taşımaya başlayabilir” uyarısında bulundu.

Alıntı Metni
Bir sebze nasıl savaş silahına dönüştü? 'Havuç gözü güçlendirir' sözünün arka planı


“YÜZÜNÜ ‘DÜZELTİLMESİ GEREKEN BİR PROJE’ GİBİ GÖREBİLİR”

Günümüzde güzellik algısındaki bu değişimin, çocukları erken yaşta estetik müdahalelere yönlendirebileceğini söyleyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Ancak her estetik merakın bir ruhsal bozukluk işareti olmadığını da belirtmek gerekir. Ergenlik döneminde bedene yönelik ilginin artması gelişimin doğal bir parçasıdır. Risk, geçici bir memnuniyetsizliğin kalıcı ve yoğun bir kusur inancına dönüşmesiyle başlar. Çocuk, dijital olarak değiştirilmiş bir yüzü ulaşması gereken standart olarak benimsediğinde gerçek yüzünü ‘düzeltilmesi gereken bir proje’ gibi görebilir. Dolgu, botoks, burun estetiği veya çeşitli cilt uygulamaları çözüm olarak sunulabilir. Oysa büyüme ve yüz gelişimi henüz devam ederken verilen kararların fiziksel ve psikolojik sonuçları yeterince öngörülemeyebilir” şeklinde konuştu.

“Estetik müdahale isteği ortaya çıktığında yalnızca ‘Yaptıralım mı, yaptırmayalım mı?’ diye sorulmamalı” diyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer , “Çocuk bu isteği ne zamandır taşıyor? Gün içinde görünüşünü ne kadar düşünüyor? Aynaya bakma veya fotoğraf çekme davranışları arttı mı? Okuldan ya da sosyal ortamlardan kaçınıyor mu? Filtreli görüntüsüne benzemek mi istiyor? Bu sorular değerlendirilmelidir. Çocuk, küçük veya başkalarının fark etmediği bir özelliği ciddi bir kusur olarak görüyor ve yaşamını bunun etrafında düzenliyorsa beden algısı bozuklukları açısından bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir” uyarısını yaptı.

Alıntı Metni


‘DOĞRU SINIRLAR İÇİNDE YARATICILIK SAĞLAYABİLİR’

Çocukların sosyal medyada içerik üreticisine dönüşmesinin psikolojik gelişimlerine etkisinin; içeriğin niteliğine, çocuğun yaşına, kullanım süresine, aile tutumuna ve çocuğun kişilik özelliklerine göre değiştiğini söyleyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Bu nedenle sosyal medya kullanan her çocuğun mutlaka psikolojik sorun yaşayacağını söyleyemeyiz. Dijital üretim doğru sınırlar içinde yaratıcılık, aidiyet ve kendini ifade etme alanı da sağlayabilir. Ancak çocuk sürekli performans göstermeye, izlenme sayılarını kontrol etmeye ve dışarıdan gelen tepkilerle kendisini değerlendirmeye başladığında risk artar. Beğeni sayıları ruh hâlini belirleyebilir; az izlenen bir içerik başarısızlık veya reddedilme gibi yaşanabilir. Çocuk, eleştiri ile zorbalık arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanabilir ve henüz gelişmekte olan benlik algısını yabancıların yorumlarına teslim edebilir” bilgilerini paylaştı.

‘HAYATININ MERKEZİ DEĞİL, SINIRLI BİR ETKİNLİĞİ OLMALI’

Peki, çocukların dijital dünyada üretken olurken aynı zamanda çocukluklarını koruyabilmeleri için nasıl bir denge kurulmalı? “Dengeyi yalnızca ekran süresini sınırlayarak kuramayız” diyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Ne izlendiği, neden üretildiği, kiminle paylaşıldığı ve çocuğun süreçte ne kadar söz sahibi olduğu da önemlidir. İçerik üretimi çocuğun hayatının merkezi değil, sınırlı bir etkinliği olmalıdır. Uyku, okul, serbest oyun, spor, yüz yüze arkadaşlıklar ve aile zamanı korunmalıdır. Her oyun, gezi veya kutlama kayda alınmamalı; çocuğun yalnızca kendisine ve ailesine ait, paylaşılmayan anıları bulunmalıdır. Çocuğun, ‘Bugün çekilmek istemiyorum’ deme hakkı olmalı ve bu karar tartışmasız kabul edilmelidir. Daha önce onay verdiği bir görüntünün kaldırılmasını isteme hakkı da bulunmalıdır. Ayrıca çocuk yalnızca görünüşüyle değil; bilgisi, mizahı, sanatı, sporu, merakı ve problem çözme becerisiyle üretmeye teşvik edilmelidir. ‘Kaç kişi izledi?’ sorusundan önce ‘Bunu üretirken ne öğrendin ve nasıl hissettin?’ diye sormalıyız” ifadelerini kullandı.

Ebeveynlerin çocuklarının sosyal medya kullanımında öncelikle ani davranış değişikliklerini izlemesi gerektiğini belirten Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, çocuğun paylaşım yaptıktan sonra sürekli beğeni ve yorum kontrol etmesinin, az izlenince yoğun öfke veya üzüntü yaşamasının, takipçi kaybetmeyi kişisel başarısızlık saymasının önemli işaretler olduğunu söylüyor. “Aynada uzun süre kusur araması, filtresiz fotoğraf paylaşamaması, kendi görüntüsünden kaçınması, sürekli kilo veya kalori konuşması, öğün atlaması, aşırı egzersiz yapması ve kozmetik ürünlere yaşına uygun olmayan düzeyde yönelmesi de dikkate alınmalıdır” diyen Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, yedi yaşındaki çocukların dahi çok aşamalı cilt bakım rutinlerini sergilediği içeriklerin yaygınlaştığını ortaya koyan araştırmalar bulunduğunu aktardı.

Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, çocukların çocuk kalabilmesi için toplumun atması gereken adımları şöyle anlattı: “En acil adım, çocukların dijital görünürlüğünü bireysel aile tercihi olmaktan çıkarıp bir çocuk hakkı meselesi olarak ele almaktır. Çocuğun görüntüsü, emeği ve mahremiyeti sınırsız biçimde kullanılabilecek aile mülkiyeti değildir. Okullarda klasik medya okuryazarlığının ötesine geçilerek algoritma, reklam, influencer pazarlaması, filtreler, dijital ayak izi ve beden çeşitliliği öğretilmelidir. Çocuk bir görüntüye baktığında ‘Bu gerçek mi?’ sorusunun yanında ‘Bu görüntü bana ne satmaya çalışıyor ve bende hangi duyguyu uyandırıyor?’ sorusunu da sorabilmelidir. Toplum olarak başarıyı yalnızca görünürlükle, güzelliği kusursuzlukla ve değeri beğeni sayısıyla ölçmekten vazgeçmeliyiz.

‘19 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLAR RETİNOLU KESİNLİKLE KULLANMAMALI’

Günümüzde yetişkinlere yönelik cilt bakım ürünlerini kullanan kız çocuklarını sayısı her geçen gün artırıyor. Dermatolojide 18 yaşının altındaki çocukların cilt yapısı pediatrik cilt olarak değerlendirildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Melda Özekinci, “19 yaş ve üzerindeki yetişkin cilt yapısı da olgun cilt olarak kabul edilir. Bu yüzden aktif içerikli cilt bakım ürünlerinin 19 yaşından önce kullanılması sağlık açısından uygun değildir. Retinol ise 19 yaş altındaki çocuklara kesinlikle kullandırılmamalıdır. Ancak ciddi tıbbi durumlarda doktor kontrolü ile dermatolog tarafından reçete edilebilir. Çünkü hassas olan çocukların cilt bariyerini soyarak yoğun yanma yapar. Bu da şiddetli güneş yanıklarına neden olur. Salisilik asit de 3 yaş altında kesinlikle önerilmez. Eğer 3 yaşından sonra tıbbi durumda verilmesi gerekiyorsa geniş alanlara ya da yaralı, kızarık, hassas bölgelere sürülmemesi gerekir. Eğer buna uyulmazsa yaşamı tehlikeye sokan salisilik asit toksisitesi gelişir” uyarısında bulundu.

Alıntı Metni

‘ÇOCUKLARIN CİLDİ DAHA HASSAS’

Çocuk cildi ile yetişkin cildi arasında önemli farklılıklar bulunduğunu aktaran Dermatoloji Uzman Dr. Melda Özekinci, “Pediatrik cilt, özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde yetişkin cildine göre yüzde 20-30 daha ince ve hassas bir yapıya sahiptir. Çocuk cildinin daha yüksek su içeriği olduğundan dolayı günlük nemlendirici kullanım ihtiyacı daha fazladır. Çocuklarda cilt bariyerinin tam olarak olgunlaşmamış olması, cildin dış etkenlere, tahriş edici maddelere ve çevresel koşullara karşı daha hassas olmasına neden olabiliyor” bilgilerini paylaştı. Dr. Melda Özekinci, ayrıca çocukluk döneminde cilt hücrelerinin yenilenme ve gelişim süreçlerinin yetişkinlerden farklılık gösterdiğini belirterek, cildin büyüme ve gelişmeye bağlı olarak sürekli bir yenilenme sürecinden geçtiğini dile getirdi.

‘GEREKSİZ ÜRÜNDEN KAÇINILMALI’

“Çocuklarda cilt bakımında en önemli nokta, gereksiz ürün kullanımından kaçınmak ve cildin ihtiyaçlarına uygun, güvenli içeriklere sahip ürünleri tercih etmektir” diyen Dermatoloji uzman Dr. Melda Özekinci, “Kullanılacak ürünlerin nazik ve mümkünse kokusuz formülasyona sahip olması, hipoalerjenik bileşenler içermesi, cildi nemlendirmesi ve cildin doğal pH’ına yakın (yaklaşık 5,5) olması önem taşır. Ayrıca yapay boya, yoğun parfüm ve cildi tahriş edebilecek sert temizleyicilerden kaçınılmalıdır. Ürünler parapen, sülfat, boya içermemelidir ” bilgilerini paylaştı.

Çocuk cilt bakımında öne çıkan içerikler arasında gliserin, seramidler, niasinamid, aloe vera ve çinko oksit yer aldığını anlatan Dermatoloji uzman Dr. Melda Özekinci, sözlerine şöyle devam etti: “Gliserin cildin nemini korumaya yardımcı olurken, seramidler cilt bariyerini güçlendirir. Niasinamid cilt bariyerini destekler ve hassasiyeti azaltmaya katkı sağlayabilir. Aloe vera cildi yatıştırmaya yardımcı olur. Çinko oksit ise özellikle mineral güneş koruyucularda kullanılan etkili bir UV filtresidir ve güneşin zararlı etkilerine karşı fiziksel koruma sağlar. Bu içeriklere sahip uygun ürünler sayesinde çocuk cildi nemlenebilir, yatışabilir, cilt bariyerinin desteklenmesine katkı sağlanabilir ve güneş koruyucu ürünlerde kullanılan çinko oksit sayesinde güneş hasarına karşı koruma elde edilebilir.”

Terörsüz Türkiye için kritik adım! Tarihi imzalar atılıyor
Aynı salonda arka arkaya kürsüye çıkacaklar

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.