Sosyal Bilimler, YZ ve İbn Haldun Üniversitesi
Sosyolojinin, modern tarih yazımının ve iktisadın öncü isimlerinden birisi olan 14. yüzyıl İslam âlimi İbn Haldun’un farklı bakış açısı, bugün İbn Haldun Üniversitesi ile yaşatılmaya çalışılıyor. Özellikle de sosyal bilimlerde!
İbn Haldun’un en ünlü eseri Mukaddime’de toplum ve medeniyet yasaları sorgulanıyor. Farklı düşünce alanları yaratılıyor.
Kendisini “sosyal bilimler üniversitesi” olarak tanımlayan TÜRGEV’in kurduğu İbn Haldun Üniversitesi de özellikle toplumsal sorunları araştıran, soran, sorgulayan ve farklı çözüm arayışları çabası içinde olan çiçeği burnunda bir üniversite.
‘TercihFest’ çerçevesinde üniversiteyi ziyaret eden “YKS Yıldızları” ile sohbet etme olanağı bulduk, üniversiteyi gezdik, hocalarımızla sohbet edip diğer üniversitelerden farklılıkları ne onu yakalamaya çalıştık.
Alanında uzman hocaların dışında genç dinamik bir kadroları var. Farkındalık arayan bir üniversite olarak aynı görüşe sahip olsalar da farklı düşünen kadroları harmanlamaları söylemleriyle icraatlarının örtüşmesine olanak sağlayacaktır…
Ülkemizin en yeşil kampüslerinden biri. Keşke o güzelim ağaçlar ve bitkiler tek tek etiketlense ve bu doğa sevdası öğrencilere de aktarılabilse.
Üniversiteler, bilimle ayakta dururlar. Vakıf, kampüs ve burs konusunda fazlasıyla cömert davranmış, akademik kadroların ve mezunların da buna sahip çıkmaları gerekir.
Etkinliklerde rektör ve vakıf temsilcilerinin yanı sıra mezunlar derneği başkanlarına da söz hakkı tanınması, öğrencilerin aidiyet hislerini artıracaktır.
Farkındalık yaratmanın birinci kuralı ise tek tipleştirme değil farkındalıkları korumaktır!
Temel bilimlerin matematik ve fen ayağını korurken, sosyal bilimleri yok saymak, en iyi öğrencileri bu alanlara yönlendirmek, sosyal bilimlere, gençlerimize ve ülkemizin geleceğine yapılan en büyük haksızlıklardan biri.
Üniversitenin Mütevelli Heyet Başkan Vekili Bilal Erdoğan bu konuda MEB, YÖK ve ÖSYM’den çok farklı düşünüyor. Hata yaptıklarını sık sık hatırlatıyor. Öğrencilere hitap ederken bunu bir kez daha dile getirerek, bu yanlış yönlendirmenin etkisinde kalmayıp sosyal bilimleri de düşünmelerini önerdi: “Öğrencilerin ‘Puanım yüksekse sayısalcı olmalıyım, sayısalcı olursam mühendis olmalıyım, doktor olmalıyım’ diye yönlendirildiği bir devirde, biz, sizlerin en iyi mühendis, doktor olmasından ziyade sosyal bilimci olması için bu TercihFest’i yapıyoruz. TercihFest, İbn Haldun Üniversitesi en yüksek puanlı öğrencileri alsın diye yapılmıyor. Biz en doğru öğrencileri bulmak istiyoruz. Buraya gelen öğrenciler olarak sosyal bilimlere yönelik tercih ve kariyerinizi sadece basit bir meslek seçimi olarak değil, dünyanın meselelerini çözmek için iddialı hedeflere yelken açtığınız birer araç olarak görmenizi paylaşmak istiyoruz. Dolayısıyla bizi en iyi anlayanların bizi tercih etmesini ümit ediyoruz…”
Akıl veren çok destek çıkan yok
Tercih döneminde sıkça dile getirilen “Yapay zekâ meslekleri sonlandıracak, mühendislik ihtiyacını ortadan kaldıracak” yönündeki karamsar söylemlere karşı açıklama yapan Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), asıl riskin yapay zekânın gelişmesi değil, bu dönüşümü yönetecek ve teknolojiyi geliştirecek nitelikli insan kaynağının yetiştirilememesi olduğuna dikkat çekti:
■ Araştırmalar bir ‘işsizlik çağına’ değil, mesleklerin dönüştüğü ve nitelikli insan kaynağı ihtiyacının arttığı döneme girildiğine işaret ediyor.
■ 2030’a kadar 170 milyon yeni iş rolünün oluşması, 92 milyon işin yer değiştirmesi ve net 78 milyon yeni istihdam yaratılması bekleniyor. Büyük veri, yapay zekâ, makine öğrenmesi ve siber güvenlik alanları en hızlı büyüyen meslekler arasında ilk sırada.
■ Gençlerimize yapay zekâdan korkmalarını değil; yapay zekâyı anlayacak kadar güçlü temel bilgiye, onu geliştirecek kadar mühendislik yetkinliğine ve sonuçlarını sorgulayacak kadar etik sorumluluğa sahip olmalarını önermeliyiz.
■ Kendi verisini koruyan, kendi modellerini ve yazılımlarını geliştiren, yüksek katma değerli teknoloji ihraç eden bir ekonomi için çok daha geniş bir yetenek havuzuna ihtiyacımız var.
■ Gençlerimizi belirsizlikle değil, doğru bilgi ve yönlendirmelerle buluşturalım. Müfredatları yeni nesil yetkinliklerle güncelleyerek, akademinin teorik gücü ile sektörün pratik tecrübesini daha güçlü bir biçimde harmanlayalım.
■ En büyük risk teknolojinin ilerlemesi değil, bu ilerlemeyi yönetecek insan kaynağının doğru yetiştirilememesidir.
Özetin özeti: Lafın ötesine geçmek için dışlanan sektörlere, bilim alanlarına, gençlerimize yatırımlarla, burslarla önce kendimiz çıkmalıyız.
Sende Yorum yap