Amerika Avrupa’yı geri kazanabilir mi?
ABD’de ara seçimlere 90 gün kaldı; bu seçimler Başkan Trump’ın partisi Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluklarını koruyup koruyamayacaklarını tayin edecek. Eğer Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da kontrolü kaybederlerse… Ki Senato’yu değilse bile Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü kaybetme olasılığı gerçekten yüksek!
Zaten şu andaki çoğunlukları 5 üye! Birkaç sandalye kaybı bile kontrolü kaybetmelerine neden olur. Trump’ı başkan olarak görmek istemeyen Amerikalıların oranı nezleden olmak istemeyenlerden daha fazla! Hürmüz meselesi, Trump’ın sürekli prestij--dolayısıyla Cumhuriyetçilerin sürekli oy—kaybına sebep oluyor. Amerikalılar, etkin denetim sağlamak amacıyla, Temsilciler Meclisi için başkana muhalif partiye oy verirler.
Peki, Trump Temsilciler Meclisi’nin desteğini kaybederse neler olabilir? Demokrat çoğunluğun Trump’ı başkanlıktan (üçüncü kez!) azletme olasılığı çok yüksek. Bu olmasa bile Demokratlar Trump’ın elini kolunu bağlayacaklar ve Trump önümüzdeki iki yılı, Beyaz Saray’da saksı gibi oturarak geçirecek. Aslına bakarsanız, Trump’ın gerçekten de başarmak istediği bir yasama gündemi zaten yok.
Ne var ki bu gerçekleşirse: İran’ı (ve yanı sıra Irak, Suriye ve hatta Türkiye’yi) parçalayarak “Büyük İsrail” projesi için alan açmak isteyen NeoCon’ların, “Müdahaleci” Evanjelik ve Siyonist “derin devlet” yapısının da eli kolu bağlanmış olacaktır. Sadece onların değil, Soğuk Savaş’tan bu yana Rusya’da ve küresel aktör olduğu 2010’lardan beri Çin’de milli birliği parçalamak sevdasındaki geleneksel Dışişleri-Savunma yapısının da dizginleri, Trump gibi beceriksiz bir İsrail kuklasının elinden, bildiğimiz-tanıdığımız liberal ekibin eline geçecektir. ”Tanıdığımız” diyorum ama Demokrat Parti’nin ön seçimlerinde kazanan adayların çoğunluğu, İsrail Lobisi’nin (AIPAC) maaşa bağladığı sözde liberaller değil; tersine, ABD kamuoyundaki İsrail ve soykırım suçlusu Netanyahu’nun aleyhine oluşan yeni eğilimi yansıtan genç (ve hafif sol) ekibe mensup. Böyle bir Demokrat çoğunluk büyük bir olasılıkla, Amerika’yı Filistin Devleti’ni resmen tanıyan ve fiilen gerçekleşmesi için kolları sıvamaya hazır görünen bazı Avrupa ülkelerinin yanında konumlandıracaktır. Şu anda bu “Filistin Yanlısı Avrupa” çok geniş değil; ama özellikle İsrail’in Fas’ı kendi siyasal emelleri doğrultusunda İspanya düşmanlığına sevk etmesi gibi Siyonist çılgınlıkları devam ettiği sürece, bu yeni Avrupa hakkında daha belirgin ümitler besleyebiliriz, zannederim.
ABD, hem sağıyla, hem soluyla Avrupa’yı kaybetti. Buna Trump’ın başarısızlıkları, örneğin dört hafta sürer dediği “İran” savaşının bugün 24’üncü haftasına giriyor olması ve önceki başkan Biden’ın Ukrayna üzerinden Rusya, Rusya üzerinden Çin’e uzanma macerasını önce kınaması ama daha sonra sürdürmesi; Avrupa’yı Ukrayna savaşında yalnız bırakması ve tabii kendisinin ve yardımcısının AB liderlerine adeta hakaret edercesine muamelesi sebep oldu.
Bunun sonuçlarından biri Almanya ve Fransa’nın Ukrayna savaşından sonra aralarını düzeltilmek için Rusya ile gizli görüşmeler yapmaları oldu. New York’ta yaşayan ve Rusya’nın dış ilişkileri konusunda uzmanlığı ile tanınan Rus gazeteci Andrew Ryvkin, Rusya-AB kanallarını açmak üzere yapılan bu gizli görüşmeler hakkında Almanya’nın ABD’ye bilgi vermediğini yazdı.
ABD dışişleri bu konudaki sorulara Rusya’nın AB ile yaptığı görüşmelerden ziyade ABD ile yaptığı görüşmelere odaklanmak gerektiği cevabını verdi. Ama Rusya’nın Ukrayna savaşı bitmesi ve sonrası konusunda ABD’yi değil AB’yi ve özellikle Almanya’yı tek muhatap olarak gördüğü Kremlin’in açıklamalarından net olarak anlaşılıyor.
Bu durumda, AB’nin yeni siyasetini, Trump, Müdahaleciler ve NeoCon’larla değil, üç ay sonra şekillenecek olan yeni Kongre ile müzakerelerle belirlemek isteyeceğini söylemek yanlış olmaz. O zamana kadar özellikle Almanya ve genel olarak Avrupa, Rusya ve Çin’le müzakerelerini sürdürerek, elini güçlendirecektir.
Categories: Amerika Avrupa’yı geri kazanabilir mi?
Sende Yorum yap