s

İyi arkadaşlıklar sağlığa da iyi geliyor

Türkiye başta olmak üzere, İngiltere, ABD, Avustralya, Arjantin, Brezilya, Almanya, Meksika dâhil 22 ülkeden katılımın olduğu araştırma, iyi bir sosyal çevre ve arkadaş ağının, fiziksel ve mental sağlıkla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor


Sosyal medyada yüzlerce arkadaşımız var. Çocuklarımız online oyunların içinde sosyalleşiyor. Ancak gerçek hayatta ne kadar anlamlı sosyal ilişkilerimiz var? Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nden Dr. Veli Durmuş, arkadaş ilişkilerinin genel sağlığa etkisini incelediği kapsamlı, küresel bir araştırmaya imza attı. Sonuçlara göre, çocuklukta fiziksel ve mental sağlığı belirleyen en önemli faktör aile ilişkileri, yetişkinlikte ise arkadaş ilişkileri olarak ortaya çıktı. Dr. Durmuş, hem sorularımızı yanıtladı hem de araştırma sonuçlarını bizimle paylaştı.

Bu çalışmadan hareketle, günümüzde çocukların yaşadığı arkadaşlık süreçlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital ortamda kurulan her arkadaşlığı ‘sağlıksız’, yüz yüze kurulan her arkadaşlığı da ‘sağlıklı’ olarak değerlendirmek doğru olmaz. Burada sorun, dijital ilişkilerin yüz yüze ve anlamlı sosyal ilişkilerin yerini tamamen alması durumunda ortaya çıkıyor. Asıl soru “Çocuk ekran kullanıyor mu?” değil, “Ekranı ne için ve nasıl kullanıyor?” olmalı. Güncel araştırmalar, çevrimiçi sosyal bağlantıların bazı çocuklar ve ergenler için sosyal destek, kendini ifade etme ve aidiyet duygusu sağlayabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte, dijital sosyal etkileşimlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin kullanım biçimine göre değişebildiği ve özellikle problemli kullanım, sosyal karşılaştırma, siber zorbalık ve yoğun sosyal medya kullanımının bazı risklerle ilişkili olabildiği de bildiriliyor. Ya da sürekli ebeveyn kontrolünde, yapılandırılmış arkadaşlıklar yaşıyorlar.

Veli Durmuş, bu sonuçların sadece araştırmaya bakarak açıklanamayacağını, her ülkenin toplumsal ve kültürel yapısı, mental sağlıklarını değerlendirme biçimleri, çalışma hayatı, yaş yapısı ve başka birçok faktörün bu sonuçlarla ilişkili olabileceğini söylüyor.

Ailelere düşen roller neler?

Çocukluk döneminde arkadaşlık yalnızca birlikte oyun oynamak anlamına gelmez. Çocuk, arkadaşlık ilişkileri aracılığıyla paylaşmayı, iş birliği yapmayı, anlaşmazlığı çözmeyi, karşısındaki kişinin duygularını anlamayı, kendisini ifade etmeyi ve gerektiğinde yardım istemeyi öğrenir. Örneğin bir çocuğun okuldan sonra arkadaşlarıyla bir parkta oyun oynaması sırasında yaşadığı küçük bir anlaşmazlığı düşünelim. Çocuk burada yalnızca oyun oynamıyor, aynı zamanda “Ben ne istiyorum?”, “Arkadaşım ne istiyor?”, “Nasıl uzlaşabiliriz?” gibi sosyal becerileri de öğreniyor. Bu nedenle akran ilişkileri, çocukların sosyal ve duygusal gelişiminin önemli bir parçası. Ailelerin rolü burada çocukların bütün sosyal ilişkilerini kontrol etmekten ziyade, sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirebilecekleri ortamı oluşturmak olmalı diye düşünüyorum. Çocukların güvenli biçimde akranlarıyla bir araya gelebilecekleri fiziksel ve sosyal alanların desteklenmesi, ekran kullanımının dengelenmesi ve ebeveynlerin çocuklarla açık iletişim kurması önemli.

Araştırmada ülkelere göre nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Araştırma sonuçlarına göre Endonezya, hem arkadaşlık ve ilişkilerinden memnuniyeti hem de ilişkilerinin genel olarak ne kadar tatmin edici olduğunu değerlendiren iki farklı ölçümde de 22 ülke arasında en yüksek ortalamalara sahip ülke oldu. Hem sosyal ilişkilerinden memnuniyetin hem de ilişkilerinin tatmin ediciliğinin en düşük olduğu ülke Japonya. Kişilerin kendi mental sağlıklarını en olumlu değerlendirdiği ülke ise Tanzanya. Tanzanya’yı Kenya, Mısır ve Nijerya gibi ülkeler izliyor. Buna karşılık mental sağlık değerlendirmesinin en düşük olduğu ülke Japonya olarak görülüyor. 22 ülke arasında Türkiye, insanların kendi mental sağlıklarını değerlendirmeleri açısından sondan ikinci sırada yer alıyor. Arkadaşlık ve sosyal ilişkilerinden memnuniyet bakımından 16’ncı ilişkilerinin kendileri için ne kadar tatmin edici olduğu açısından 14’üncü sırada bulunuyor.

Araştırma sonuçları ne anlatıyor?

Araştırma, Türkiye’nin de dâhil olduğu 22 farklı ülkede, farklı kültürlere, değerlere, inanışlara ve yaşam biçimlerine sahip topluluklardan bireyleri kapsıyor. Araştırmaya göre, çocukluk dönemlerinde anne ve babalarıyla olan ilişkilerinden ne kadar memnun oldukları, yetişkinlikteki mental ve fiziksel sağlığı etkiliyor. Ancak kişilerin bugün sahip oldukları arkadaşlık ve sosyal ilişkilerinden duydukları memnuniyet, genel sağlıklarında daha etkili.

Fiziksel sağlığa etkisi

Mevcut arkadaşlık ve sosyal ilişkilerinden memnun olan bireyler, mental ve fiziksel sağlıklarını da daha olumlu değerlendiriyor. Bu sonuç bana, sağlık değerlendirmelerinde yalnızca hastalıkları veya biyolojik göstergeleri değil, insanların sosyal çevrelerini ve ilişkilerinin niteliğini de dikkate almamız gerektiğini düşündürüyor.

Aidiyet, sosyal çevre ve mental sağlık

Araştırmada herhangi bir dine bağlı olmadığını belirten kişilerle karşılaştırıldığında, kendisini bir dine mensup olarak tanımlayan kişiler, mental sağlıklarını daha olumlu değerlendiriyor. Bunun arkasında dini inancın kendisinin yanı sıra, bir topluluğa ait olma, dayanışma, ortak değerler, anlam ve amaç duygusu gibi başka unsurlar da bulunabilir.

Sosyal destek ağı

Bir kişinin sosyal medyada çok sayıda insanla iletişim hâlinde olması, kendisini gerçekten sosyal olarak desteklenmiş hissettiği anlamına gelmeyebilir. Buna karşılık çok geniş olmayan bir sosyal çevresi olabilir ama zor zamanlarında arayabileceği ve yanında olduğunu bildiği birkaç yakın arkadaşı bulunabilir. Önemli olan mevcut sosyal ilişkilerini ne kadar tatmin edici buldukları. Sosyal ilişkileri yalnızca ‘sosyalleşmek’ veya ‘boş zaman geçirmek’ olarak görmemek gerekiyor. Nitelikli sosyal ilişkiler, insanların yaşamın zorlu dönemlerinde kendilerini desteklenmiş hissetmelerinde önemli bir rol oynayabilir.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.