Galatasaray’ın en büyük transferi bazen transfer değildir
Galatasaray, Erzurumspor deplasmanından 4-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı.
Skor etkileyiciydi.
Ama maçın ardından akılda kalan sadece skor değildi.
Galatasaray’ın oyunu rahattı.
Doğaldı.
Ve en önemlisi, birbirini tanıyan bir takım görüntüsü verdi.
Futbolda bazen yeni transferler konuşulur.
Bazen milyon eurolar konuşulur.
Ama bazı dönemlerde bir takımın en büyük avantajı yeni gelenler değil, birlikte oynama alışkanlığıdır.
Galatasaray’ın Erzurum’da verdiği görüntü biraz buna benziyordu.
Osimhen ve Yunus Akgün arasındaki uyum bunun en net örneklerinden biriydi.
Çünkü bu artık yeni oluşan bir ortaklık değil.
Birlikte geçirilen yılların getirdiği bir alışkanlık.
Yunus topu aldığında Osimhen’in nereye koşacağını biliyor.
Osimhen topu aldığında Yunus’un hangi boşluğu değerlendireceğini biliyor.
Bu yüzden bazı hücumlar çalışılmış bir organizasyondan çok, doğal bir refleks gibi görünüyor.
Futbolda bazı bağlantılar antrenmanla kurulur.
Bazıları ise birlikte geçirilen zamanla.
Osimhen ve Yunus artık ikinci gruba giriyor.
Ama maçın hikâyesi yalnızca hücumdaki bu uyum değildi.
Galatasaray’ın rahatlığının bir başka nedeni de orta sahadaki alışkanlıktı.
Lemina, Torreira ve Sara…
Geçen sezondan gelen bu üçlü, birbirinin oyununu artık çok iyi biliyor.
Torreira ne zaman öne çıkacağını…
Lemina ne zaman dengeyi sağlayacağını…
Sara ise oyunun temposunu ne zaman değiştireceğini biliyor.
Bu yüzden Galatasaray zaman zaman rakibinden daha hızlı değil, daha doğru oynadı.
Ve futbolun en üst seviyesinde çoğu zaman farkı yaratan şey de budur.
Doğru zamanda doğru yerde olmak.
Doğru pası vermek.
Doğru koşuyu yapmak.
Bunların hepsi biraz da birlikte oynama alışkanlığından gelir.
Elbette Erzurumspor maçı üzerinden sezonun tamamı hakkında hüküm vermek doğru olmaz.
Daha güçlü rakipler gelecek.
Daha zor deplasmanlar olacak.
Galatasaray’ın gerçek seviyesini görmek için çok daha büyük sınavlar var.
Ama bu maçın verdiği önemli bir mesaj var.
Galatasaray yalnızca transferlerle güçlenmeyecek.
Zaten sahip olduğu uyumla da güçlenecek.
Çünkü bazen bir takımın en büyük transferi yeni gelen oyuncu değildir.
Birlikte geçirilen zamandır.
Galatasaray’ın Erzurum’da gösterdiği rahatlık da biraz buradan geliyor.
Osimhen ile Yunus’un birbirini tanımasından…
Lemina, Torreira ve Sara’nın birbirini tamamlamasından…
Ve bütün bunların üzerine Okan Buruk’un yıllardır kurduğu oyunun eklenmesinden.
Belki de Galatasaray’ın en önemli avantajı tam olarak burada.
Yeni bir takım kurmuyor.
Var olan bir yapının üzerine yenilerini ekliyor.
Ve sezon başında bunun değeri, bir transfer kadar görünür olmayabilir.
Ama sezon ilerledikçe en büyük farkı yaratabilecek şeylerden biri de tam olarak bu olabilir.
Sende Yorum yap