s

Yaraya tuz basanlar...

Futbolda acılara merhem olmak, en azından pansuman yapmak için gelenler; bugünkü atmosferde kabuk bağlamaya yüz tutan, içi cerahatle dolan yaralara tuz basmaktan başka bir şey yapmadı.

Sadece bugünküler için değil söylediklerim... Özellikle son iki dönemde öyle badireler atlattı ki futbolumuz, darağacına gönderip, sonra ipi çıkaranı; borç batağına sokup, faizini karşılayanı; yetişmiş hakemleri yok, çömezleri baş tacı edenleri "kurtarıcı" olarak gördü insanlar...

Sükut ikrardan gelir. Kulüpler bas bas bağrıyor, futbolun yönetimi "sağır ve dilsiz" rolüyle günü kurtarmaya çalışıyor. Hep söylüyorum, yine tekrar edeceğim; burada isimler hiç önemli değil... Sistem aynı sistem, düzen aynı düzen... Futbolda "istikrar" diyoruz ya, kesinlikle var! Her sene, "Kulüpler harcama limitlerine uysun" diye defalarca talimat değişiyor. Yabancı kontenjanı duvarına çarpan, yanlış yapan kulüplerin bir dediği iki edilmiyor. Ardından formüller aranıp, Türkiye Kupası'na ekstradan isim yazılabilsin türünde, ne futbolun ruhuna ne de oyunun adaletine sığmayacak bir takım arayışlara giriliyor.

Tabii ki kulüplerimiz futbolcuların eline "haklı fesih" için koz vermesin, döviz boşu boşuna dışarı gitmesin. Ama bunlarla sözleşme yapan, mukavele sürelerini planlayan, "yetmedi" diyerek 3-5 fazla yabancıya daha kapı açanlar kimler?

Bugün Futbol Federasyonu'nu sadece disiplin sevklerinde ve cezalarında görmeye başladık. Onu da başaramıyorlar ya... Daha ilk haftadan, yanlışı bulunanlardan biri Disiplin'e sevk edildi, diğeri azat edildi. Temsilciler, "Raporlar namusumuzdur" diyerek iki tarafın da bütün ihlallerini yazdı. Peki bunların bazılarını görmezden gelenler ne yaptı? Ya da ne yapmaya çalıştı?

Yine ilk haftadan yeni bir moda başladı; Fenerbahçe'nin en kıdemli yöneticilerinden Mahmut Uslu ile beraber... "Futbolun itibarını zedelemeye açıklamalar" nedeniyle 2.5 milyon lira para cezası ve 15 gün hak mahrumiyeti cezası aldı. Dile kolay, neredeyse bir daire parası...

Şimdi Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve yöneticisi Hakan Daltaban da aynı dertten mustarip... Tabii, Konyaspor Başkanı Ömer Atiker de... Onlar da aynı şekilde sevk edildi. Muhtemelen onlara da "Uslu tarifesi" olacak.

Talimatta ne diyor biliyor musunuz?: "Türk Futbolunun marka değerine ve TFF’nin kurumsal itibarına zarar vermeleri, TFF

Yöneticilerinin, Kurul Üyelerinin, müsabaka görevlilerinin ve TFF mensuplarının tarafsızlıklarına gölge düşürmeleri, bu kişilerin görevlerinden el çekmeleri hususunda sportmenliğe, spor ahlakına veya fair-play anlayışına aykırı açıklamalarda bulunmaları yasaktır."

Böyle bir "Ali kıran-baş kesen"lik olur mu? Sözüm PFDK üyelerine değil, bu talimatı Türk futbolu için layık görenlere... Hakaret varsa, toplumu ayrıştırıcı ve bölücü, olay çıkarmaya niyetli olanlar varsa başka...

Ama "Anayasa"nın, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir" açıklamasıyla verilen, "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti"ni nasıl kısıtlayabilirsiniz?

Futbolun itibarını esas zedeleyen bu başkan ve yöneticiler mi, yoksa "başkaları" mı?

Böyle bir Merkez Hakem Kurulu (MHK) ve "çaylak" hakemler varken, kulüplerin suskun kalmasını nasıl isteyebilirsiniz? Önce siz kurullarınızı hukuka uygun hale getirin ki, kulüplerden de "nizami" bir işleyiş bekleyin.

Başkanların seslerini kesmek isteyenler, yaraya tuz basarak değil, acıları dindirerek başarmalılar.

Categories: Yaraya tuz basanlar...

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.