Eğitimde ezber bozmak (1)
Eğitimde dünden bugüne değişen hiçbir şey yok! 50 yıldır sınavların kuyruğuna takıldık gidiyoruz. Arada bir reform diye sunulanlar ise isim değişikliğinden başka bir şey değil.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “sınavları azaltın” dedikçe sınav sayısı daha da artırıldı, “dershaneleri kapatın” dedikçe dershanelere bağımlılık zirveye ulaştı. Özellikle “minik öğrenciler evlerine en yakın okula yerleştirilsin” dedikçe mahallede gidecek okul kalmaz hâle geldi!..
Ülkemizin dört bir yanını üniversitelerle donatıp yükseköğretime erişimi adil hâle getirin, gençlerimiz meslek ve iş güç sahibi olsun dedikçe diplomalı işsizler kervanına her yıl yeni yüz binler eklendi. Kalifiye ara insan gücü yetiştirmeyi unutup bu sektörleri yabancı çalışanlara terk ettik!
İstediğimiz bu muydu?..
İktidarlar altyapıyı hazırlar, teknokratlar projelendirir, bürokratlar ise uygular. Peki bu noktada görevini en iyi şekilde yapanlar ya da yapmayanlar kimler? Keşke geriye dönük bir muhasebe yapılsa da şapka düşüp kel görünse!..
İnsan gücü planlaması yapmıyoruz, istihdam odaklı eğitimin yanından bile geçmiyoruz, eğitime ayrılan kaynakları heba ediyoruz. En acısı da hataları yapanların da, en ağır eleştirileri getirenlerin de hep aynı isimler olması!..
Sorunları halının altına süpürerek, yeni dayatmalar getirerek, günü kurtararak, bardağın dolu tarafını gösterip boş tarafını saklayarak, yüzde 10’u geçmeyen başarıları sanki geneli yansıtıyormuş gibi bir algı oluşturarak yeni bir yol haritası çizemeyiz.
Eğitimin iktidarı muhalefeti, öğrencisi öğretmeni, akademisyeni velisi, özeli devleti olmaz. Taşın altına herkes elini koymalı, kapalı kapılar ardında fısıldananlar samimiyetle ortaya konulmalıdır. Yani artık bir anlamda ezber bozmalıyız. Daha güçlü bireyler, daha güçlü devlet, daha güçlü bir gelecek için eğitim, akıl, bilim, liyakat ve planlamadan daha güçlü bir referans olmadığını artık anlamalıyız!
Bu konuda onlarca değil yüzlerce yeni fikir gelebilir, gelmeli de ama önce samimiyet gerekiyor. Bu transformasyonu gerçekleştirebilecek olanlar, bu hataları yapanlar ya da halı altına süpürenler değil; eğitime ideolojik değil pedagojik bakanlar olmalıdır. Nasıl ki anayasa için, barış için, demokrasi için ezber bozan girişimler düşünülüyorsa eğitim için de düşünülmelidir. Çünkü hepsini daim kılacak olan her şeyden önce milli ve manevi değerlerle donatılmış iyi insan, iyi yurttaş yetiştirecek bir eğitim sistemidir de ondan!..
Öneriler?...
Ezber bozan öneriler sıralandığında mevcut kurumların ilk tepkisi “Biz zaten bütün bunları denedik, yasalar, yönetmelikler buna uygun değil, daha önce uygulandı da ne oldu, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sistem yok, adalet, eşitlik bunun neresinde, uygulanması mümkün değil, milli ve manevi değerlerimizle örtüşmüyor” yönünde olacaktır. Peki mevcut sistemler bunu ne kadar sağlıyor? Öğrenciler, öğretmenler, veliler, mezunlar, işverenler ne kadar memnun? Sınav odaklı eğitimle yola devam edersek sınav bataklığında kaybolmanın ötesinde bizi nasıl bir gelecek bekliyor?
Son yıllarda bilim çağında, bilişim çağında çok şey değişti. Örneğin dünyanın ve bizim en büyük 100 şirketine göz atın. Onlarınkiler bilime ve bilişime yönelik olanlar, bizde ise yok gibi! Yapay zekâ çağında ise her şey altüst olacak. Çağı yakalamak ise derme çatma kadrolar ve altyapı ile üç beş bölüm açarak değil, topyekûn bir eğitim seferberliği ile mümkün olur ama bu kimin umurunda? YÖK’ün mü, MEB’in mi, ÖSYM’nin mi yoksa üniversitelerin mi?
Benzer sancılar dünyanın her yerinde yaşanıyor, çözüm yolları aranıyor, değişimin getirdiği sosyolojik sorunlar ciddiyetle ele alınıyor. Bizim en büyük sorunumuz, sorunları sorun olarak görmediğimiz için sorunların çözümü için kafa yormamak. Günü kurtarmanın ötesine geçememek ve en önemlisi de istişare kültüründen giderek uzaklaşmak.
Peki ezber bozmak için ne yapmak gerekiyor?
İnanmak, inanmak, inanmak…
Değişimin, silkelenmenin, yeniden yapılanmanın önemine canı gönülden inanmadan değişim mümkün değil. Yapılıyor gibi yapılanlar da bugüne kadar olduğu gibi sisteme, çocuklarımıza ve ülkemizin geleceğine daha çok zarar vermenin ötesine geçemez.
Hangi konularda ezber bozmamız gerektiğini gelecek yazımızdan itibaren paylaşmaya devam edeceğiz.
Özetin özeti:Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için eğitimde ezber bozamazsak başka hiçbir konuda o birlikteliği sağlayamayız. Bunu başarırsak da bu her konuda en önemli referansımız olur!
Sende Yorum yap