Galatasaray’ın kazandığı şey sadece üç puan değildi
Galatasaray, Göztepe karşısında sahadan galibiyetle ayrıldı.
Skor önemliydi.
Ama maçın ardından akılda kalan şey sadece sonuç değildi.
Çünkü Galatasaray zaman zaman geçen sezonun en güçlü taraflarını hatırlatan bir oyun oynadı.
Topa sahip oldu.
Oyunu rakip yarı sahaya taşıdı.
Baskı kurdu.
Ancak maçın kırılma anı sadece taktiksel bir hamle değildi.
Bir oyuncunun oyuna girişiyle değişen ritimdi.
Batrakov sahaya girdikten sonra Galatasaray’ın hücumları daha hareketli hale geldi.
Topun dolaşımı hızlandı.
Rakip savunma daha fazla karar vermek zorunda kaldı.
Çünkü bazı oyuncular oyuna girdiklerinde yalnızca bir bölgeyi doldurmaz.
Oyunun temposunu değiştirir.
Batrakov’un etkisi biraz buna benziyordu.
Top istemesi.
Sürekli hareket etmesi.
Boş alan araması.
Galatasaray’ın hücumlarına yeni bir dinamizm kattı.
Bu da doğal olarak hücum hattındaki oyuncuların işini kolaylaştırdı.
Özellikle Victor Osimhen’in.
Osimhen bir kez daha neden Avrupa’nın en özel santrforlarından biri olduğunu gösterdi.
Gol attığı için değil.
Oyunun içinde kaldığı için.
Rakip savunmayı sürekli meşgul ettiği için.
Alan açtığı için.
Takımı ileri taşıdığı için.
Modern futbolda büyük forvetler sadece ceza sahasında beklemez.
Oyunun yönünü değiştirir.
Osimhen de bunu yaptı.
Bazen sırtı dönük oynadı.
Bazen derine geldi.
Bazen savunma arkasına koştu.
Ve bütün bunlar Galatasaray’ın hücumlarını daha tehditkâr hale getirdi.
Maçın bana verdiği en önemli mesaj ise şu oldu:
Galatasaray’ın gücü yalnızca bireysel kaliteden gelmiyor.
Oyuncular birbirine doğru bağlandığında ortaya çıkan akıcılıktan geliyor.
Batrakov’un hareketliliği.
Osimhen’in etkisi.
Orta sahadaki doğru tercihler.
Bunlar birleştiğinde Galatasaray çok daha doğal ve üretken bir takım görüntüsü veriyor.
Sezon uzun.
Tek bir maç üzerinden büyük sonuçlar çıkarmak doğru olmaz.
Ancak Göztepe karşısında görülen tablo önemliydi.
Çünkü Galatasaray sadece kazanmadı.
Aynı zamanda oyunun bazı bölümlerinde nasıl oynamak istediğini de hatırlattı.
Ve bazen bir takım adına en değerli kazanım üç puan değil…
Kendi kimliğini yeniden göstermesidir.
Sende Yorum yap