s

Asıl özür dilemesi gereken kim?

John Galliano sergisi artık yok.

The Metropolitan Museum of Art ile John Galliano, uzun süren tartışmaların ardından, 2027 baharında açılması planlanan ‘John Galliano: Horizons’ sergisinin gerçekleşmeyeceğini açıkladı.

Galliano kararını kendisi Instagram’da duyurdu, üzüntüsünü dile getirdi.

Geçmişte söylediği sözlerin özellikle Yahudi ve Asya toplumlarında yarattığı acının sorumluluğunu hala taşıdığını söyledi.Serginin, söylediklerini aklamayacağını da açıkça kabul etti.

Bütün bunlar son derece değerli.

Ama insan yine de sormadan edemiyor:

Bu hikâyede gerçekten kimin özür dilemesi gerekiyor?

Bu kez özür dilemesi gereken kişi John Galliano değil.

Onu yeniden zirveye taşımak isteyenler olabilir mi?

John Galliano, kendisini destekleyenlerle birlikte başka bir mekânda olağanüstü bir sergi yapabilirdi.

Moda ve tasarım meraklıları yine giderdi.

Galliano’nun yaratıcılığını görmek isteyen milyonlarca insan yine konuşurdu.

Geçmişi yine tartışılırdı ama tartışmanın merkezinde sanat, tasarım, dönüşüm ve ikinci şans olurdu.

Ancak işin içine Met Gala ve Metropolitan Museum of Art girince konu artık yalnızca Galliano olmaktan çıktı.

Çünkü Met’in kimi onurlandırdığı, sadece moda dünyasına verilmiş bir mesaj değil.Topluma, gelecek kuşaklara ve kültür tarihine verilmiş bir mesaj olarak da kabul ediliyor.

Üstelik Met Gala gibi dünyanın en görünür moda etkinliklerinden biriyle birleşince, serginin sembolik anlamı daha da büyüdü ve sonra beklenen oldu.

Anna Wintour ve Met yönetimi, Galliano’yu desteklemek isterken ona daha büyük bir zarar verdi aslında.

Anna Wintour, yıllardır Galliano’nun arkasında duran isimlerden biri.

Zaten Wintour’u yalnızca bir dergi editörü olarak görmek mümkün değil.

Onu yıllardır bir “kültürel mimar” olarak tanımlıyoruz.

Kimin görünür olacağını, hangi tasarımcının yeniden konuşulacağını, hangi hikayenin kültürel bir değere dönüşeceğini belirleyen son derece güçlü bir figür.

Tam da bu nedenle, gücün büyüklüğü sorumluluğun da büyüklüğü anlamına gelmiyor mu?

Belki de burada iyi niyet yanlış stratejiye dönüştü.Galliano’ya destek olmak istediler.

Onun değiştiğini, üretmeye devam ettiğini, geçmişiyle yüzleştiğini göstermek istediler.

Ama destek ile onurlandırma arasındaki çizgiyi yanlış yerde çizdiler.

Sonuçta, Galliano’nun kendisi yeniden tartışmanın merkezine oturdu.

Üstelik bu kez kendi seçtiği bir tartışmanın değil, başkalarının onun adına kurduğu bir sahnenin merkezindeydi.

Gerçekten iyileşmeye çalışan, yıllarca bağımlılıkla mücadele etmiş, hayatını yeniden kurmuş bir insan için en büyük destek bazen onu herkesin önüne çıkarmak değil, tam tersine onu korumak.

Bazen de tepkileri öngörüp “Henüz zamanı değil” diyebilmek.

Galliano’nun ihtiyacı olan şey, dünyanın en büyük kürsüsüne çıkarılmak değil, kendi yaptığı işin yeniden konuşulmasına izin verecek daha sakin ve daha kontrollü bir alan yaratmaktı.

Bunu en başından görebilmek gerekirdi.

Şimdi gelinen noktada Galliano sergiyi kendi isteğiyle gerçekleştirmeme kararı aldığını söylüyor.

Peki ama neden bütün yük onun omuzlarında?

Neden özür dileyen, sorumluluk alan, geçmişini kabul eden ve sonunda sergiden çekilen yine Galliano?

Burada asıl özür dilemesi gerekenler, “Biz sana destek oluyoruz” derken desteğin biçimini yanlış seçenler olmalı.

Geçmişte zirvede kalmayı başarmış olmak, her zaman zamanın ruhunu doğru okuyabileceğiniz anlamına gelmiyor.

Hatta bazen tam tersine.

İnsan zirvede ne kadar uzun kalırsa, dışarıdan gelen sesleri duymak o kadar zorlaşabiliyor.

Belli ki, Anna Wintour için de böyle oldu, zirvede bırakabilmeyi başaramadı.

Yanlış zamanda verilen en büyük destek, bazen desteğin kendisinden daha büyük bir zarar verebiliyor.

John Galliano örneğinde yaşanan tam da bu.

Galliano yıllar önce kendi hatası yüzünden her şeyini kaybetti.

Şimdi ise Anna Wintour ve The Met’in yanlış stratejisi yüzünden tüm dünyanın gözleri önünde böyle bir fiyasko yaşamak zorunda kaldı.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.