s

Akran zorbalığı, pedagojik mi, sosyolojik mi, kriminolojik mi?

Yeni öğretim yılına sayılı günler kaldı. MEB’e göre hazırlıklar tamam ama öğretmen, öğrenci, veli ve eğitim sendikalarına göre hâlâ pek çok sorun var.

“Ne zaman yoktu ki?”, “Böyle gelmiş böyle gider” diyenler çok çıkacaktır. Örneğin hijyen koşulları iyileştirildi mi, atama bekleyen bir milyona yakın öğretmenimiz varken ücretli öğretmen uygulamasına devam edilecek mi, okul öncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alındı mı, parçalanmış öğretmen aileleri birleştirildi mi, zorunlu hizmet kapsamında gidip de dönemeyen öğretmenler için kapılar aralandı mı, öğle yemeği konusunda gelişmeler var mı, okul içi ve okul dışı etkinliklere farklı bir bakış açısı getirildi mi, LGS ve YKS analizi yapılıp dersler çıkarıldı mı, hormonlu notların yarattığı depremin etkileri dikkate alınarak yeni bir düzenlemeye gidilecek mi, rehberlik hizmetleri hak ettiği öneme kavuşacak mı, sınav ve diploma odaklı eğitimin yerini istihdam odaklı eğitim alacak mı, MESEM’lere yönelik yeni düzenlemeler gelecek mi, öğretime başlama desteği sağlanacak mı, ücretli ve usta öğreticilerin özlük haklarında iyileştirme yapılacak mı ve daha neler neler!..

Örneğin çocuklarımızın okulda, evde ya da sokakta karşı karşıya kaldıkları akran zorbalığı, şiddet ve siber zorbalıklara yönelik ne tür önlemler alındı? Okulların güvenliği nasıl sağlanacak? Suça karışan çocuklar eğitim sisteminin içinde nasıl takip ediliyor? Öğrenciler şiddetten nasıl uzak tutulacak ve en önemlisi de zorunlu eğitim çağında olup da ne okulda ne de işte olmayan çocuklarımız ne durumda?..

Soru çok, cevap yok. Yaratılan algı ise çok farklı yönde. MEB eğitimin kalitesini görmek istiyorsa PISA değerlendirmelerine değil LGS ve YKS sonuçlarına, dünya sıralamalarına ve en önemlisi de öğrenci, öğretmen, veli, işveren ve kamuoyunun öğrenci ve mezunların memnuniyetine yönelik anketlere göz atmalı. Davulun sesi uzaktan hoş gelse de yerli ve milli bakış açısının önemi de dikkate alınmalı!..

Ürküten anket!

Türk Eğitim-Sen tam da yeni öğretim yılı öncesinde çok çarpıcı bir ankete imza attı. Geçtiğimiz öğretim yılında yaşanan ciddi güvenlik zafiyetlerini sorguladı. “Okullarda Şiddet, Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar” temasıyla gerçekleştirilen anketin sonuçları salı günü açıklanacak.

Raporda öne çıkan başlıklardan bazıları şöyle:

■ Ankete katılan öğretmenlerin;

■ Yüzde 85,9’u ebeveyn ilgisizliği ve ebeveynlerin çocukların sanal medya kullanımını yeterli düzeyde kontrol etmemesinin şiddeti tetiklediğini söylüyor.

■ Yüzde 82,6’sı “Sosyal medya içerikleri çocukları şiddete yönlendiriyor” diyor.

■ Yüzde 63,5’i siber zorbalığın öğrenciler arasında önemli bir sorun olduğunu belirtiyor.

■ Yüzde 81,9’u çeteleşmeyi şiddet ve suça yönelmede etkili faktörler arasında görüyor.

■ Yüzde 56’sı ailede suç geçmişi bulunmasının suça yönelmede etkisine dikkat çekiyor.

Alınan ya da alınacak önlemler?

Eğitimde her şey çok önemli ama can güvenliği her şeyden çok daha önemli. Bu konuda veli, öğrenci ve öğretmenlerimizin kafasındaki tüm sorular cevaplanmalı, tedirginlikler giderilmelidir.

Eminiz ki anketin detaylarında çok daha farklı veriler ve beklentiler söz konusu. MEB bu sonuçları titizlikle ele almalı ve bu yönde alınan ya da alınacak önlemleri okullar açılmadan önce bir bir açıklamalıdır. Yaşanan olaylar her ne kadar kriminolojik gibi gözükse de okul içi rehberlik çalışmalarının yetersizliği, yanlış yönlendirmeler, sınıfta kalmanın kaldırılması gibi geçmişte yapılan hatalar, okumak istemeyen öğrencilerin zorla okulda tutulması, istemedikleri okullara yönlendirilmeleri, sınıf içi huzuru kaçıranlara seyirci kalınması ve benzeri dayatmaların da etkili olduğu iddia ediliyor.

Bu yüzden tüm gelişmeler; yani akran zorbalığından okul içi şiddete, sosyal medyadan velilerin ve ilgili kurumların duyarsızlığına, siber suçlardan çeteleşmeye kadar her ayrıntı sadece kriminolojik olarak değil sosyolojik ve pedagojik olarak da ele alınmalı ve çok yönlü soruşturulmalıdır.

Çocuklar ve öğrenciler dünyanın en masum varlıkları iken bu noktaya kendiliğinden gelmiyorlar. Yaşadıkları çevre, ilgisizlik ya da yanlış yönlendirme onları bu noktaya getiriyorsa üzerine gidilmeli ve okul içi saatleri kadar okul dışı saatleri de en verimli şekilde değerlendirilmelidir. Güvenlik önlemleri alınmasın mı, elbette alınsın ama o tek başına köprüden önceki son çıkış olmanın ötesine geçemez!

Özetin özeti: Çocuklarımızın ilgilerini, yeteneklerini, becerilerini ve hayallerini keşfedip bu yönde bilinçlendirip geliştirirsek, onları farklı yöne çekmek isteyenlere fırsat vermemiş oluruz!..

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.