s

Otoyol ve köprüler sa-tıl-mı-yor

Son günlerin popüler tartışması otoyol ve köprüler.

İktidar ısrarla “Hayır satılmıyor, mülkiyet devlette kalacak” diyor.

Muhalefet ve sosyal medya ise tam aksini savunuyor: Köprüler satılıyor.. Geçiş ücretleri uçacak. Çevre yolları paralı olacak. Devlet 18 milyar dolar zarar edecek!

Dün konunun 1.derece muhatabı olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığına sordum. Edindiğim bilgilerden çıkardığım sonuç özetle şöyle…

Satış yok

Köprüler ve otoyolların satılması diye bir durum söz konusu değil. Tapuları bir şirkete verilmiyor. Mülkiyeti devletten çıkmıyor. Söz konusu olan, işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesi.

Mülkiyet kimde? Devlette. Denetim kimde? Devlette. Karayolları Genel Müdürlüğü; bakım, onarım, yatırım da dahil işletmecinin yükümlülüklerini denetlemeye devam edecek.

18 milyar dolar iddiası

Gelelim en çarpıcı iddiaya: Devlet 18 milyar dolar zarar edecek!

Bunu iddia edenlerin hesabına göre köprü ve otoyollar yılda 600 milyon dolar “net kar” ediyor! 600’ü 30 ile çarpıp 18 milyar doları buluyor!

Oysa gerçekler bu hesabı pek doğrulamıyor. Bakım, yenileme, personel, işletme giderleri, amortisman.. Bunlar hiç hesaba katılmıyor.

Hal böyle olunca bu bir ekonomik analiz de olmuyor. Siyasi matematik ile uydurulmuş bir rakam. Üstelik işletme hakkı devrinde devletin gelir de sıfırlanmıyor.

3-fahiş zam

Bir başka iddia: “Vatandaş yandı, geçiş ücretlerine fahiş zam geliyor!”

Henüz ortada kesinleşmiş bir tarife yok! İşletme hakkının devri, işletmeciye “İstediğin fiyatı koy” yetkisi vermiyor. Ücretler sözleşme ve mevzuat çerçevesinde belirlenecek. Mevcut uygulamadaki yıllık tarife güncellemelerinin enflasyon oranında sürmesi öngörülüyor.

Kısacası.. Olmayan fiyat listesi üzerinden zam hesabı çıkarıyorlar.

4-çevre yolları paralı olmuyor

Bir başka iddia: Bugün ücretsiz olan çevre yolları ücretli hale getirilecek!

Önce olmayan bir karar varmış gibi anlatılıyor. Sonra o karara tepki gösteriliyor! Ve vatandaş galeyana getiriliyor! Buna siyaset diyebilirsiniz. Ama gerçek diyemezsiniz.

Garanti yok

Bu model, yap-işlet-devret projeleriyle de karıştırılıyor. Oysa kamu tarafından işletmeciye geçiş, gelir, Hazine veya borç garantisi verilmesi öngörülmüyor. Başka projelerdeki garanti tartışmalarını bu dosyanın üzerine yapıştırmak bu nedenle doğru değil.

İşin özeti böyle.. Bütün bunlara rağmen bu model elbette eleştirilebilir. Devletin kendisinin işletmesi istenilebilir… Bunların hepsi meşru tartışma konuları. Ama önce gerçeği doğru tarif edeceğiz. Çünkü itiraz etmek başka, aksini kanıtlamak başka. Gerçeğin karşısına belge koyarsınız. Rakam koyarsınız. Hesap koyarsınız.

Ama sadece inkâr koyamazsınız.

Trabzon’un önündeki Antalya örneği

Türkiye’nin yakın tarihi “Yapacağım” diyenlerle “Yaptırmam” diyenlerin mücadelesidir aslında. Günün sonunda hep yapanlar kazanmıştır. Bunun belki de tek istisnası Antalya ve Menderes Türel’dir.

Kente nefes aldıran raylı sistemi hayata geçirmenin bedelini seçim kaybederek ödemiştir. Türel bu çelişkiyi daha sonra “Türkiye’de raylı sistem yaptığı için seçim kaybeden tek başkan olarak tarihe geçtim” sözleriyle anlatır.

Geçtiğimiz hafta Trabzon’un 50 yıllık hayali olan raylı sistem temel atma törenine izlerken aklıma Antalya örneği geldi. Trabzon gibi dar bir sahil şeridine sıkışmış zor bir coğrafyada böyle bir yatırım ilk aşamada vatandaşın, esnafın günlük hayatını biraz etkileyecek. İster istemez Antalya örneğinde olduğu gibi çatlak sesler yükselecektir. Bu kaçınılmaz.

Elbette ki Trabzon ile Antalya aynı değil. Ama algı çağındayız. Tam bu sebeple projenin vatandaşa iyi anlatılması lazım. Antalya’da yapılan yatırımın değeri yıllar sonra anlaşıldı. Ancak siyasi faturası sandıkta peşin kesildi. Trabzon için bir zorunluluk olan bu projenin hizmet edenlerin siyasi bedel ödediği değil, hizmetin karşılığını aldığı bir başarı hikayesine dönüşmesi şart.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.