s

Voleyboldan ekonomiye

Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı’nın Avrupa şampiyonluğu yalnızca bir spor başarısı değil; başarıyı nasıl kalıcı hale getirebileceğimiz konusunda ekonomi ve iş dünyası için de güçlü bir ders niteliğinde. Pazartesi günü Mahfi Eğilmez ile CNBC-e’de konuşurken bana 2026’da Türk voleybol milli takımlarının katıldıkları turnuvalardaki derecelerini aktardı. A Milli Takım’dan U16’ya, U17’den U20’ye kadar milli takımlarımız geçen yıl 5 şampiyonluk ve bir dünya ikinciliği kazanmış. Voleybolcularımız bize önemli olanın bir kez zirveye çıkmak değil, zirvede kalabilecek sistemi kurabilmek olduğunu gösterdiler.

Şampiyonluk elbette büyük başarı. Ama daha büyük başarı, bunun bir ‘altın jenerasyon’ olmaktan çıkıp bir ‘ekol’e dönüşmesi. Birkaç olağanüstü oyuncuyla başarı yakalanabilir. Fakat aynı kalitede oyuncuları yıllar boyu yetiştiriyorsanız, artık karşınızda kişilerden bağımsız bir sistem var demek. İş dünyasının da ekonominin de ihtiyacı olan bu.

Başarıyı yedek kapasite belirler. Bir şirketin gücü yalnızca bugün ne kadar iyi performans gösterdiğiyle ölçülmez. Yarın önemli bir yöneticisini, mühendisini ya da müşterisini kaybettiğinde ne kadar hızlı telafi edebildiği de önemli. Milli Takım’ın arkasında güçlü genç oyuncu havuzunun bulunması, bu açıdan ekonomik dayanıklılığın karşılığı. Bir ülkenin gerçek gücü de sahip olduğu başarılı insanlardan çok, onların yerine yenilerini yetiştirebilme kapasitesi.

Fabrika, teknoloji, altyapı ve finansman olmadan üretim olmaz ama bunların hepsini değerli hale getiren insan. Eğitime yapılan harcama bu nedenle yalnızca sosyal bir gider değil, geleceğin üretim kapasitesine yapılan yatırımdır.

Yeteneği dönüştürmek

Yetenek bulmak yetmez, yeteneği dönüştürmek gerekir. Türkiye’nin sorunu çoğu zaman yetenek eksikliği değil, yeteneği sistematik biçimde yüksek katma değer üreten insanlara dönüştürebilme kapasitesi. Ekonominin de benzer bir yetenek üretim hattına ihtiyacı vardır.

Rekabetten sonsuza kadar korunan bir şirket gelişemez. İnsan da şirket de kendisinden daha iyilerle karşılaşarak standartlarını yükseltir. Türkiye’nin AB ile gümrük birliği başlattığı 1996’dan bu yana Türk sanayii ve ihracatında kaydedilen gelişme bunun bir örneği.

İstikrar, aynı şeyi sürekli tekrarlamak değildir. İyi sistem işe yarayanı korurken işe yaramayanı değiştirir ve yeni koşullara uyum sağlar. Bunun adı kurumsal öğrenme ve hafızadır.

Önemli bir ayrım daha var. Kişiye bağlı başarı ile sisteme bağlı başarı aynı değil. Bir CEO ayrıldığında şirket dağılıyor, bir teknik direktör gittiğinde takımın düzeni bozuluyorsa ortada güçlü bir kurumdan söz etmek zor. Gerçek kurumsallık, iyi insanlara sahip olmak kadar, iyi insanlar değiştiğinde de iyi sonuç üretebilmektir.

Şampiyonluk sonuç

Bunun tersi de doğru. Kötü yönetimin maliyeti yalnızca kaybedilen para değil. Kurulamayan şirketler, yetişmeyen bilim insanları, geliştirilemeyen teknolojiler ve kaçırılan fırsatlar da bunun faturasıdır.

Başarı kendi kendisini besleyen bir ekosistem yaratabilir: Başarı daha fazla ilgi getirir; ilgi daha fazla genç yetenek, daha fazla sponsor ve kaynak yaratır; bunlar altyapıyı güçlendirir ve yeni başarıların önünü açar. Kamu politikalarının en değerli katkısı da tek tek kazananları seçmekten çok, böyle olumlu döngülerin oluşabileceği oyun alanını hazırlamaktır.

Başarıyı elde etmek, onu sürdürmekten daha kolay. Bir ekonominin birkaç yıl yüksek büyümesi başka, yirmi yıl boyunca verimliliğini artırması başka. Voleybolun bize verdiği en önemli ders belki de bu. Şampiyonluk bir sonuçtur; asıl mesele o sonucu üreten sistemi korumaktır.

“Filenin Sultanları” sürdürülebilir başarının tesadüf değil, sistem işi olduğunu gösterdi. Şirketlerin ve ekonomilerin bu başarıdan çıkaracakları en önemli ders bu.

Categories: Voleyboldan ekonomiye

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.