s

Bir velinin feryadı!

Yeni öğretim yılı başlamak üzere. Evinde, yakınında öğrenci olmayan yok gibi.

Öğretmeni, öğrencisi, velisi ve diğer paydaşlarıyla birlikte 50 milyonluk devasa bir Eğitim Ailesi’ne sahibiz.

Her ülkenin gıpta ettiği genç, dinamik, mücadeleci ve büyük hayalleri olan genç bir nüfusumuz var.

Bunu en son yeni bir destan daha yazan Filenin Sultanları ile bir kez daha dünya aleme gösterdik…

Hem devlet hem de aile bütçesinden en büyük pay eğitime ayrılmasına rağmen sayı yüksek, hayaller büyük ve bir de ekonomik kriz söz konusu olunca ayrılan kaynaklar yetmiyor, yetmiyor, yetmiyor…

Şu günlerde öğrencisi olan hemen her evde velilerin çocuklarına karşı mahcubiyet hüznü yaşanıyor.

Ders kitaplarının bedava verilmesi takdire şayan bir proje ve keşke ihtiyacı olanlara verilse ve daha da önemlisi yardımcı ders kitaplarına ihtiyaç duyulmayacak bir donanıma sahip olsa.

Hijyen koşulları, güvenlik, yemek, ulaşım, barınma, kıyafet, burs, kırtasiye, üniforma ve benzeri ihtiyaçlara yönelik keşke yeni projeler gerçekleştirebilsek…

Devlet kaynaklarını çok daha verimli kullanarak ve dayanışma ile bu zor günleri daha az “mahcubiyetle” atlatabiliriz.

Bu konuda en büyük görev de eğitimcilere, eğitime gönül veren hayırseverlere, eğitime yatırım yapanlara, mezunlara ve sivil toplum örgütlerine düşüyor.

Çocuklarımızın geleceğinin ülkemizin geleceği olduğu asla unutulmamalıdır!..

“Hayatımın en zor dönemi!”

“Sayın Güçlü, size bir anne olarak, hayatımın en zor dönemlerinden birinde ulaşmaya çalışıyorum.

Kızım, yaklaşık sekiz yıldır O. B. Koleji’nde eğitim görüyor. Ortaokulu okul birincisi olarak tamamladı ve başarılı akademik hayatını lisede de sürdürdü. Aynı zamanda Mentora American School çift diploma programında eğitimine devam ediyor.

Bugün ise tam 12. sınıfa başlayacağı, üniversite başvurularının, öğretmen referanslarının ve geleceğinin şekilleneceği en kritik dönemde, ailemizin yaşadığı ağır mali kriz nedeniyle okulundan ayrılmak zorunda kalma ihtimali ile karşı karşıyayız.

Geçtiğimiz yıl aynı anda üç çocuğumuzu da özel okulda okutuyorduk. Bugün geldiğimiz noktada en küçük oğlumuzu, geçen yıl birinci sınıfta eğitim aldığı özel okuldan almak ve devlet köy okuluna göndermek zorunda kaldık. Bunun ne kadar ciddi bir mali kriz olduğunu göstermek için özellikle belirtmek istiyorum.

Biz tüm çocuklarımızın özel okulda kalması için mücadele etmiyoruz. Bu gerçeği kabul ederek en küçük çocuğumuz için devlet okuluna geçiş yaptık.

Ancak kızımızın yaklaşık sekiz yıldır eğitim gördüğü okuldan tam lise son sınıfında ayrılması; Onu tanıyan öğretmenlerinden, üniversite başvurularında ihtiyaç duyacağı referanslardan ve yıllardır kurduğu akademik çevreden kopması anlamına geliyor.

Okul yönetimi ve ilgili üst kurumlarla çözüm bulabilmek için görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Borçlarımızı inkâr etmiyor veya silinmesini talep etmiyoruz. Sadece sürdürülebilir bir çözüm ve zaman istiyoruz.

Size yazmamın nedeni doğrudan bir haber yapılmasını veya kamuoyu baskısı oluşturulmasını istemek değildir.

Siz eğitim dünyasını, kurumları ve insanları benden çok daha iyi tanıyorsunuz.

Belki bize ulaşabileceğimiz doğru bir kişi, vakıf, eğitim destek ağı veya hayırsever konusunda yol gösterebilirsiniz.

Bir annenin çaresizliğiyle ama aynı zamanda kızının geleceği için hâlâ mücadele eden bir anne olarak size ulaşmak istedim.

Bu mektubu okuyup bize gösterebileceğiniz küçük bir yönlendirme bile şu anda bizim için çok değerli olabilir…”

Neler yapılabilir?

Devlet okullarındaki öğrenciler kadar kolejlerdeki öğrenci ve velilerin de dağ gibi sorunları var. Çocuğunu koleje gönderen veli zengin değil; kimi mecburiyetten, kimi de daha farklı bir gelecek için şansını zorluyor. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi ekonomik krizin etkileri de yakıp kavuruyor.

“Paraları yoksa göndermeseydiler” demek ya da “Paran yoksa eğitim de yok” deyip öğrenciyi kapının önüne koymak en kolayı. Önemli olan böylesi durumlar için önlemler almak. Defalarca yazdık, bir kez daha hatırlatmakta yarar var:

Özel okullar böylesi zor durumlar için kendi içlerinde ya da hep birlikte bir fon yaratıp velilerine destek bursu, faizsiz kredi ya da benzeri alternatifler sunabilirler. Bunun için yasal bir düzenleme ile kazançlarının ve vergilerinin yüzde 1’ini bu fona aktarmaları yeter de artar. Mezunların katkısı da eklendiğinde mahcubiyetin yerini aidiyet, hüznün yerini sevinç, “Bana sağlanan desteğin çok daha fazlasını ben de yapacağım” duygusu alır! Eğitim işte tam da budur!..

Özetin özeti: Eğitim bir kazanç kapısı değil de daha iyi bir gelecek sevdası ise bu konuda herkes taşın altına elini koymalı ama önce mum dibine ışık vermeli! Zincir okullar?..

Categories: Bir velinin feryadı!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.