Pil bitti
Şu kayıp maç nasıl özetlenebilir bilmiyorum. 45 dakika mükemmel 45 dakika tam bir felaket.
İlk yarı müthişti Galatasaray. Net söyleyebilirim ki son yıllarda deplasmanda gördüğüm en iyi Galatasaray’dı.
Alanları sıkıştıran kompakt oyun ev sahibi takımın nefesini kesti. Hele bunun Osimhen olmadan oynanması Galatasaray için daha değerliydi. Doğrusu Osimhen yokluğunda bu futbolu hiç beklemiyordum. Ama sadece bizi değil kendi taraftarını da mahcup etti Galatasaraylı futbolcular. Tamam Barış Alper belki Osimhen gibi değildi. Onun kadar etkili olması zaten söz konusu bile olamazdı. Ancak kötü oynadığını kimse söyleyemez. Sadece Jakobs’un yerini yadırgadığını gördüm o kadar. Torreira orta alanın yıldızıydı. Adam tek başına Sporting orta sahasını hayata küstürdü.
Gol daha ev sahibi takımın top ayağına değmeden geldi. Golden sonra da Galatasaray kendi sahasında gibi oynadı. Sporting sadece 50 bin kişi önünde kontraya mahkum oldu.
Okan hoca belli ki bu maça çok iyi hazırlanmış. Ayrıca eldeki malzeme de bu. Bir tek bu seviyede Leao’yu kullanabilirdi o kadar. Ancak her şey yolunda giderken Galatasaray çok gereksiz bir gol yedi. Orada Batrakov rahatlıkla uzaklaştıracağı topu kaybetti ve beraberlik geldi.
Bu gol takımımızı bozmadı. Ama Sane öyle bir gol kaçırdı ki inanılır gibi değildi. Belki de maçın kader anıydı.
Ve 2. yarı her şey terse döndü. Tepetaklak olduk. Daha doğrusu pil bitti. Sahneye bambaşka bir Galatasaray çıktı. Hiç bir şekilde kontrolü sağlayamadılar. Rakibin olağanüstü hızlı kontraları karşısında çaresiz kaldılar. İki top yapamadılar. Hücuma çıkamadılar. Sane, Barış, Yunus hepsi kayboldu. Bir de anlamsız bir penaltı olunca Galatasaray pes etti.
Ama Sanchez’e de teşekkür etmek lazım. 3-1’den sonra o olmasa tarihi fark bile gelebilirdi. Yani ayakta kalan tek adam oydu.
Sende Yorum yap