s

PISA’da başarı hikayesi nasıl yazıldı? ‘Öğrenci seçimine müdahale yok’

Ozan Ömer Kadüker - Bratislava / Türkiye’nin, PISA sonuçlarında her üç alanda da puanını en fazla artıran OECD ülkesi olması hem Türkiye’nin hem uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Elde edilen sonucun ardından “Bu başarı nasıl elde edildi?” sorusu gündeme gelirken, sınava katılan öğrencilerin seçiminden okul türleri arasındaki farklara kadar pek çok konu da tartışmaya açıldı.

PISA sonuçlarının ilan edildiği Slovakya’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, başarının arka planını şöyle özetledi:

‘Vesayeti kaldırdık’

■ Bu hikâye için bir kere kararlı ve istikrarlı bir adım lazımdı. 2013’te dershane mevzusu başlarken, Türkiye’de eğitim sisteminin başarılı olmasının yegâne yolunun, eğitimin üzerindeki vesayet çemberinin kırılması olduğunu söylemiştim. O günleri hatırlayın; Millî Eğitim Bakanlığı’nın ders kitaplarının kapağını kimse açmıyordu. Yıllarca çocuk okula gidiyor ama dershaneler her şeyi 6 ayda öğreteceğini iddia ediyor. Bu, eğitimde attığınız adımların birileri tarafından manipüle edildiğini gösteriyordu. Mevzu sadece sınav başarısına odaklanıyordu.

■ Millî Eğitim’in öğretmeni, kitapları, okulları başarısız, herkes başarısız ama dershaneler başarılı… olacak şey mi? Devletin, milletin, memleketin eğitim politikasını o zaman dershane belirlemiş oluyordu. O gün başlattığımız kavga, ‘Bu vesayeti kaldıralım’ mücadelesiydi.

■ O gün diyordum ki; ‘Bunu kırarsak eğitimde yaptığımız altyapının sonuçlarını almaya başlarız. Bunu kırarsak eğer, eğitimin üzerindeki vesayet şapkasını, vesayet çemberini kırmış oluruz. Onu yaptıktan sonra da zaten… OECD Eğitim ve Beceri Direktörü Andreas Schleicher’ın bizimle yaptığı toplantısındaki konuşmasında da vardı: “2015’ten sonra Türkiye’nin yaşadığı olağanüstü sıçramayı diğer ülkelere anlat” diyordu bize. Yaptığımız şey sadece bu.

‘Daha da yükselecek’

■ OECD Genel Sekreter Yardımcısı Frantisek Ruzicka, ‘OECD üyeleri içerisinde Türkiye’nin sürekli ilk 5 içerisinde olmasını arzu ediyoruz’ dedi. Elbette bizim de asıl hedefimiz ilk 5 içinde yer almak ve kalıcı olmak.

■ 2013’te OECD ile bu konuları ilk konuşmaya başladığımızda, uluslararası arenada eğitim sistemimize ilişkin ana eleştirilerden biri şuydu: Birincisi, ‘müfredatınız çok yoğun’ şeklindeydi. İkincisi, ‘sizin müfredatınız hâlâ bilgi verme üzerine, bilginin beceriye dönüşmesi üzerine değil’ eleştirisiydi.

■ Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uluslararası camiadaki raporları ve eleştirileri dikkate alarak bilgi vermek değil, bilgiyi beceriye dönüştürmek üzerine; yani gündelik hayat becerisine dönüştürebilecek bir müfredat seçmiş olduk. Dolayısıyla ben bir sonraki PISA uygulamasına girecek Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimi alan öğrencilerin çok daha başarılı olacağını düşünüyorum.

‘Okulları OECD seçti’

Öğrenci ve okul seçimini PISA’nın yaptığını, bu sürece asla müdahale etmediklerini vurgulayan Bakan Tekin, “Biz örneklem tespitini sadece PISA ile ortak yapıyoruz. Diyoruz ki; bizim öğrenci sayımız içinde mesela 100 öğrencinin 45’i mesleki ve teknik eğitimde, 10’u imam hatip lisesinde. Diğer öğrencilerimizin oranlarını verdik. Biz bu sayılar üzerinde sadece done verdik. Biz bu kapsamdaki okullarımızın listesini verdik. Hatta deprem bölgesinden iller de var. Yani dezavantajlı olduğunu varsaydığımız bölgedeki okullar da var. Okulları OECD seçti. Biz okullara hiçbir şekilde karışmadık. Öğrencileri de okulları da OECD belirledi. Bizim zaten müdahale etme yetkimiz de yok. Biz bu araştırmaya katılacak öğrencileri de bilmiyorduk. OECD öğrencileri seçerken de sınavı uygulayacağı tarihe yakın seçti” diye konuştu.

‘İnsaflı değil’

LGS ve YKS ile PISA sonuçlarındaki verilerin uyuşmaması eleştirileri hakkında da Tekin, “Elmayla armudu nasıl karşılaştırıyorsunuz? ‘Orada uyum yok’ başarısızlık var demek bence çok insaflı bir eleştiri değil” dedi.

‘Tedbirler alınıyor’

“Güvende hissetme” ile “okula aidiyet ve yalnızlık” konularında OECD’nin altında kalınması konusunda ise Bakan Tekin şunları söyledi: “Araştırma tam Türkiye’de deprem, siyasetin yürüttüğü okullardaki işte o MESEM vesaire, bu olayların yaşandığı, 2025’te yoğun konuşulduğu bir dönemde yapıldı. Şimdi konuşsak muhtemelen daha farklı bir tablo ortaya çıkacak. Bu tamamen algı. Gerekli tedbirleri almaya çalışıyoruz. Ama asıl çocukların kendini güvende hissetmemeleriyle ilgili kırılmalara baktığımızda bunun daha çok sosyal medya ile ilgili, siber zorbalıkla ilgili olduğunu görüyoruz.“

‘Sınavla alan okulları azaltacağız’

Türkiye’nin öğrencilerin sınav pratiğinin olmasının sonuçları etkilediğini düşünen Tekin öte yandan Türkiye’deki ölçme değerlendirme mekanizmasını iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çekerek “Sıralama sınavları doğal olarak eğitim sistemimizi etkiliyor. Oradaki baskıyı azalttıkça buradaki başarının daha da artacağını düşünüyorum. Oradaki baskıyı azaltmamız lazım. Sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının sayısı ve kontenjanını azaltmamız gerekiyor. Orada kademeli bir politika takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.