Saraya giden CHP’linin tehdidi

Ankara’da gündem Mansur Yavaş’ın CHP’nin kuruluş yıldönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile verdiği fotoğraf. Bir belediye başkanı elbette ülkenin Cumhurbaşkanı ile görüşebilir. Ama siyasette bazen görüşmenin içeriğinden çok zamanlaması ve fotoğraf konuşulur. CHP’nin kuruluş yıl dönümünde CHP’de görünmeyip Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüntü vermek öyle “Görüşmenin tek gündemi Ankara’ydı” cümlesiyle geçiştirilecek bir hadise değildir.
Çarşamba akşamı itibariyle merkezinde Yavaş’ın bulunduğu CHP-Yeni Parti-İyi Parti-Zafer Partisi- Anahtar Parti, Demokrat Partili “Cumhurbaşkanlığı adaylığı formüllerinin” tamamı çöp oldu. Siyasette yeni bir denklem ortaya çıktı.
CHP ve Yeni Parti’ye yakın gazetecilerin “Görüşmeden Kemal Bey ve Özgür Bey’in haberi vardı” diye başlayan durumu kurtarma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkum.
Neden mi? Çünkü Mansur Bey durmayacak…
Durmayacağını dün yaptığı açıklamayla ilan etti bile.. CHP ve Yeni Parti’ye “Mevcut pozisyonumu koruyorum” derken aslında aba altından sopa gösterdi! “Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem.!
Yani hem CHP’ye hem Yeni Parti’ye siyasi sınır çizdi. “Beni taraf seçmeye zorlamayın. Bulunduğum pozisyondan rahatsızsanız, benim de atabileceğim adımlar var” dedi.
Bu nedenle “gereğini yaparım” sözü sıradan bir sitem olarak okunamaz. CHP ve Yeni Parti açısından örtülü bir rest niteliği taşıyor.
Özetle… Yavaş, iki parti arasındaki kavganın tarafı olmayı reddediyor; fakat bunun ötesinde kendi siyasi alanını da ilan ediyor.
Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan..
Muhalefetin kendi içindeki ayrışmasının en kritik aktörlerinden biriyle, CHP’nin kuruluş yıl dönümünde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yan yana geldi. Tek kare fotoğraf, muhalefetin günlerce tartışacağı bir siyasi gündem yarattı.
Ve şimdi o fotoğrafın yanına Yavaş’ın “Rahatsızlık varsa gereğini yaparım” mesajı eklendi.
Bu yüzden 9 Eylül’de yaşananları yalnızca “belediye başkanı Cumhurbaşkanı ile projeleri görüştü” diye okumak eksik kalır.
Fotoğraf Ankara projeleri için çekilmiş olabilir.
Ama siyasetteki etkisi Ankara sınırlarını çoktan aştı.
Saraya giden CHP’li, dönüşte hem CHP’ye hem Yeni Parti’ye “Beni sıkıştırmayın” mesajı verdi.
Bundan sonra asıl soru şu: Mansur Yavaş iki parti arasında denge kurmaya devam mı edecek, yoksa şartlar zorladığında kendi siyasi yolunu mu açacak?
Yusuf Tekin istifa
Yıllardır eğitimde neyin yanlış gittiğini konuşuyoruz. Ama doğru giden ve sonuçlara da yansıyan başarılı işleri niyeyse görmezden geliyoruz.
Türkiye, OECD’nin her 3 yılda bir yaptığı uluslararası öğrenci değerlendirme programında (PISA) dikkat çeken bir başarı yakaladı.
Okuma becerilerinde 16, fen bilimlerinde 18, matematikte 9 puanlık artış sağlayarak OECD ülkeleri arasında üç alanda da puanını en fazla artıran ülke oldu.
Daha önemlisi, fen bilimleri ve okuma becerilerinde ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıkıldı, matematikte ise ortalama yakalandı.
Bu tablo tesadüf değil. Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen niteliğinden müfredata, okul altyapısından fırsat eşitliğine kadar yürüttüğü politikaların somut karşılığıdır. Türkiye artık eğitimde sadece eksiklerini tartışan değil, uluslararası göstergelerde yükselişiyle dikkat çeken bir ülke.
Yazıyı yazmadan önce geleneksel medya ve sanal ortamda epey bir tarama yaptım.
Türkiye’nin eğitimdeki bu başarısını sabah akşam eğitim sistemi eleştirisi yapan bazı kişilerin gündemine giremediğini gördüm!
Ama bir konuda haklarını teslim etmeden geçemeyeceğim.
En azından PISA sonuçlarını gerekçe göstererek “Yusuf Tekin istifa” diye başlayan bir cümle de kurmamışlar!
Bu da bir şeydir.
Sende Yorum yap