s

Jimi Hendrix’in müziği hâlâ parıldıyor

18 Eylül Jimi Hendrix’in ölüm yıl dönümü. 1970’te 27 yaşında vefat eden, toplam dört yıl sürebilen müzik kariyeriyle tarihin en yetenekli ve etkili gitaristlerinden biri olmayı başaran, 20’nci yüzyıl müziğinde çok önemli bir devrimi, çağdaşı olan büyük gitaristlerden önce gerçekleştiren ve neredeyse hepsini kendine hayran bırakan Jimi Hendrix’i iki satırda da olsa hatırlayalım.

1942’de Seattle’da yoksul bir ailede dünyaya geldi. Babası geçici işlerde çalışıyordu. Annesi ev kadınıydı. Savaş sonrası iyice yoksul düştüler. İkisi de alkolikti. Evde devamlı kavga ediliyordu. Beş kardeşin beşi de koruyucu ailelerin evlerinde büyüdüler. Anne baba ayrılınca Jimi’nin velayetini babasına verdiler. Dokuz yaşındaydı. Babası bakamadığından adresi babaannesinin yanı oldu. İçine kapalı, hassas, küçük yaşta yaşadığı hayatın izlerini derinden hisseden içine kapalı bir çocuktu. Babasına bahçe işlerinde yardım ettiği bir çalışma gününde bir ukulele buluyor. Böylece 15 yaşında ilk kez bir enstrümanı oluyor. Bu tesadüf Jimi Hendrix’in yolunu açacak. aynı yıl annesi sirozdan ölüyor. Bir süre sonra ilk gitarını satın alıyor ve B.B. King, Muddy Waters, Robert Johnson gibi isimleri dinleyip gitar çalışıyor. Her gün saatlerce gitar çalıyor. Hayatta o zaman kadar eline geçen en güzel en anlamlı şey bu olmalı. 19 yaşında araba hırsızlığından hüküm giyince ya hapis ya ordu seçeneği sunuluyor ve Hendrix kendini asker olarak buluyor. Bir yandan da saplantılı şekilde gitar çalıyor. Bu şekilde asker arkadaşı, sonradan da birlikte çalacakları basçı Billy Cox ile tanılıyor Cox hemen Hendrix’in özel biri olduğunu ve kendine has daha önce hiç görmediği bir teknikle çaldığını fark ediyor. Askerliğin ardından birlikte küçük, kıytırık demeden neresini bulurlarsa çalıp para kazanmaya çalışıyorlar. Hendrix bu arada başka müzisyenlere eşlik etmeye başlıyor. Aralarında Wilson Pickett, Tina Turner, Sam Cooke var.

Hendrix’n ünü dar bir müzisyen çevresinde yayılmaya başlıyor. Little Richard ile tanışıp turneye çıkıyor. New York’ta çaldığı bir akşam, The Rolling Stones gitaristi Keith Richards’ın kız arkadaşı Linda Keith kendisini izliyor ve ağzı açık bir halde çok acayip işler yapan bir gitarist keşfettiğini çevresine anlatıyor. Hendrix için bu yepyeni bir dünyaya adım atmak demek. 1966’da Londra’ya davet ediliyor. Menajerliğini Tha Animals’ın basçısı da olan Chas Chadler üstleniyor. Hendrix’i bugün o dönemden tanıdığımız bütün grupların müzisyenleri hayretler içinde izliyor. Gitarda ne yapmak istiyorlarsa Hendrix çoktan yapmıştır (bu Ritchie Blackmore’un lafıdır). Eric Clapton, John Lennon, Jeff Beck, Pete Townsend, Mick Jagger kim varsa Londra’nın rock kulüplerinde bir araya gelip çamaya başlıyorlar. “Hey Joe” ve “Purple Haze” yayınlanıyor. Ardından “Are You Experienced” albümü çıkıyor. 33 hafta çok satanlar listesinde kalıyor. İngiliz grup ve müzisyenler dünyaya ABD’de ünlü olduktan sonra açılırken (meşhur British Invasion), Hendrix tam tersine bir yol izlemiş. ABD’de kimsenin kıymetini bilmediği biriyken Londra’daki müzik entelijansiyası onu bağrına bastıktan sonra dünya çapında üne kavuşuyor.

Hendrix Londra’ya geldiğinde Oxford Street’in Mayfair’e doğru arka paraleli olan Brook Street’te bir daireye yerleşiyor. Burası hem Soho’daki kulüplere yakın hem de şehrin merkezinde bir daire. İşin ilginci yan binanın tam bitişik dairesinde de yıllarca besteci George Frideric Handel yaşamış. Bugün aradaki duvar kaldırılmış ve Hendrix-Handel House adı verilen mekân ortaya çıkmış. İki büyük müzisyen, iki farklı devir ve hikâye, birbirine sırtını dayamış iki daire. Yolunuz düşerse ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Hendrix 18 Eylül 1970 sabahı 11’de kız arkadaşının Notting Hill’deki dairesinde bilinci kapalı olarak bulundu. Hızla hastaneye yetiştirildi ancak kurtarılamadı. Otopside 9 adet uyku hapı aldığı ve kendi kusmuğunda boğulduğu ortaya çıktı. 27 yaşında sona eren bir hayat, sadece dört yıl süren bir parlak kariyer.

Öldükten sonra en çok albüm yayınlayan isimlerden biridir Hendrix. Ancak hala şaşırtan, kendine hayran bırakan, genç gitaristlere ilham veren üç stüdyo albümü var Jimi Hendrix’in hepi topu. Onları dinleyince insan şunu anlıyor: Hendrix’in müziği parıltısından bir şey yitirmiş değil.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.