Hayatın anlamını çocuklardan okuyalım
Büyümek çocuklar için sancılı bir süreç. Değişen bedenler, duygular, arkadaş ilişkileri, mutlu olmak, hayatın anlamı gibi çokça konuda kafaları karışıyor. Peki bu kocaman değişimlerin olduğu büyüme yolculuğunda, çocuklara gerçekten kulak veriyor muyuz?

Felsefeci ve eğitimci Dr. Özge Özdemir, 11-14 yaş aralığındaki çocuklar ile 8 hafta boyunca, mutluluk, sağlık, anlam ve amaç, karakter ve erdem, sosyal ilişkiler konularında felsefi tartışmalar yaptı. Çocuklardan edindiği fikirlerle büyümek üzerine düşündüren “Büyümek Kolay mı Sandın?” kitabını yazdı. Yaşadığımız çağda çocukların taşıdığı gündelik kaygıları, arkadaşlık karmaşalarını ve hayatın anlamı üzerine düşündüklerini aktaran kitap, büyümenin sadece biz yetişkinler için değil, çocuklar için de zor, karmaşık ama bol öğrenmeli bir süreç olduğunu hatırlatıyor.
* Kitabı yazmadan önce 11-14 yaş arası çocuklarla görüşmeler yaptınız. Bu sohbetler nasıl gerçekleşti ve çocukları nasıl seçtiniz?
Ben felsefeciyim ve P4C (Çocuklar ve Topluluklar İçin Felsefe) alanında uzmanım; dolayısıyla günlerim çocuklarla ve yetişkinlerle felsefe yaparak geçiyor. Bu kitabın hazırlık aşamasında da danışmanlık verdiğim okuldan gönüllü bir grup öğrenciyle sekiz hafta boyunca çevrimiçi buluşmalar gerçekleştirdik. Kitaptaki alt başlıklar, yani mutluluk, sağlık, anlam ve amaç, karakter ve erdem, sosyal ilişkiler tesadüfi temalar değil. Dünya genelindeki iyi oluş (wellbeing) literatüründe öne çıkan temel başlıklar. Buluşmalarda çocukları tartışmaya dâhil edecek sorular ve etkinlikler hazırladım. Kitabı yazarken onların verdiği yanıtları, sundukları örnekleri ve kullandıkları özgün sözcükleri temel aldım. Çünkü bir çocuğa yazarken çocuktan gelenden hareket etmek gerektiğine inanıyorum. Elbette sonrasında ben bir yazar ve felsefeci olarak bu malzemeyi rafine ettim, argüman yapılarını kurguladım. Ancak kitabın ruhunu ve dilini doğrudan onların sunduğu bu canlı örnekler oluşturdu.
Hayatın anlamına dair
* Bu görüşmelerden sizi en çok etkileyen, aklınızda en çok kalan şeyler neler oldu?
“Anlam ve Amaç” bölümünü yazmak benim için çok enteresandı. Bu konuyu nasıl açabileceğimi epey düşündüm; çünkü çok büyük, geniş ve soyut diyebileceğimiz bir konu. Buluşma öncesinde küçük bir hikâye kurgulayıp çocuklara sundum ve tartışmayı açtım. Özellikle hayatın anlamına dair söyledikleri şeyler beni şaşırttı ve eğlendirdi. Hiç aklıma gelmeyecek bir bakış açısı sundular. İnsanın yaşayıp yaşayıp sonra “Bütün bu yaşadıklarımdan şunu anladım, demek ki hayatın anlamı buymuş,” diyeceğini düşünüyorlardı. Sanki okunan bir romanın sonundaki ana fikri çıkarmak gibi, hayatın özünü en sonda bulacaklarına dair sevimli bir algıları vardı. Sonrasında tartışmayı “Hayatın anlamı en sonda bulunan bir şey midir yoksa yaşamın içinde adım adım yarattığımız bir şey mi?” eksenine taşıdık ve beklediğimden öte bir derinlik yakaladık.

Fiziksel büyümenin ötesinde
* Çocuklar büyürken zorlanan tarafın sadece ebeveynler olduğunu düşünüyoruz, hâlbuki çocukları da dinlemek lazım. Büyümek çocuklar için ne ifade ediyor?
Büyümenin doğumdan ölüme kadar devam eden bir süreç olduğunu düşünüyorum. Öğrendiğimiz sürece büyüyoruz. Öğrenmekten kastım, yalnızca yeni bilgiyle donanmak değil. Hayata dair bildiğimiz şeyleri her gün yeni katmanlarını fark ederek, daha da incelerek öğrenmekten bahsediyorum. Bu yüzden kitapta buna “güzel büyümek” demeyi tercih ettim. Belli standartlara uymak anlamında “iyi büyümek” değil, kendine, dünyaya ve yaşamına güzelce yaklaşarak büyümek. Çocuklar için ilk etapta büyümek, bedenlerinin hızla değişmesi ve büyümesi anlamına geliyor. Ancak üzerine konuştukça duyguların, düşüncelerin, değerlerin ve ilişkilerin de dönüştüğünü fark ediyorlar. Böylece fiziksel büyümenin ötesinde, içsel büyüme diye bir şeyin olduğu fikrine kendiliğinden ulaşıyorlar.
Aile dışındaki ilk derin bağları
* Özellikle sizin hitap ettiğiniz yaş grubu olan çocukluktan ergenliğe geçişin olduğu yıllar çok sancılı. Çocuklar bu dönemde neler yaşıyorlar, nasıl anlatıyorlar kendilerini?
Çocukluktan ergenliğe geçiş dönemi, yani o eşik (liminal) belki de en zorlandığımız gelişim evresi. Ne çocuksun ne ergen, ikisi arasında bir yerde düşüncelerin ve duyguların karmakarışık olduğu bir aralık. Bana özellikle 12-13 yaş öyle geliyor. Yapılandırdığımız 8 haftalık tartışma oturumları bittiğinde çocukların “Lütfen devam edelim” demeleri, tam da bu yaş grubunun kendilerini ifade etmeye ve anlaşılmaya ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterdi. En zorlandıkları ve üzerine konuşmak istedikleri alan ise aile dışındaki ilk derin bağlarını kurdukları arkadaşlık ilişkileri oldu.

Günün kaygısını taşıyorlar
* Gelecek kaygısı, arkadaş ilişkileri hayatlarında çok önemli bir rol oynuyor. Bu konulardaki düşünceleri neler?
Açıkçası yetişkinlerin düşündüğü anlamda büyük bir gelecek kaygısı çocuklarda yok. Onların gelecek algısı en fazla “hangi okula gidecekleri” ile sınırlı. Çocuklar daha çok günün kaygısını taşıyorlar, yani o an yaşadıkları durumlar onları meşgul ediyor. En büyük zorlanmaları da arkadaşlık ilişkilerinde sanırım. Karmaşık duygularla başa çıkmaya çalıştıkları bu alanda felsefi olarak düşünmek ve diğer arkadaşlarının da benzer kaygılar taşıdığını görmek, kendi deneyimlerini anlamlandırmalarına büyük katkı sağladı.
* Güzel büyümek ve iyi oluş kavramlarına odaklanıyorsunuz. Bir çocuk için güzel büyümek ve iyi olma hâli nedir?
İyi oluş veya benim tanımımla “güzel büyümek”, sadece güçlü, başarılı ya da işe yarar olmaktan ibaret değil. Kendine, başkalarına ve dünyaya güzelce yaklaşarak büyüme hâli. Anlık ya da öznel bir değerlendirme de değil, hayat boyu süren, öğrendikçe ve değiştikçe bize yeni sayfalar açan bir süreç. Her ne kadar bu kitabı çocuklar için kaleme almış olsam da sunduğu alt başlıklar itibarıyla bir yetişkinin kendi iyi oluşuna ve büyüme sürecine bakabileceği bir cep kitabı olduğunu da söyleyebilirim.
Categories: Hayatın anlamını çocuklardan okuyalım
Sende Yorum yap