s

Eğitimde soğukkanlı derin dönüşüm

Yeni eğitim-öğretim yılı bugün başlıyor. Bu alanın değişmeyen başlıklarına fazlasıyla odaklanmak, arka plandaki bazı gelişmelerin, dönüşümlerin kaçırılmasına, tartışılmamasına ve gerektiğinde hakkının teslim edilmemesine neden oluyor.

Ne demek istediğimi açayım.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), her yeni dönem başlangıcında 81 ilin millî eğitim müdürleriyle çoğunlukla Ankara’da hazırlık ve değerlendirme toplantısı yapıyor. Bu kez bu toplantı 11-12 Ağustos’ta Şırnak’ta gerçekleştirdi. Bir gün önce, 10 Ağustos’ta Meclis’te Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kabul edilmişti.

Yıllarca terör nedeniyle ağır bedeller ödeyen bir şehirde eğitim camiasını bir araya getirmek, Bakan Yusuf Tekin’in ifadesiyle “sürecin ruhundan doğan şuurlu bir tercih”ti. Toplantıya verdiği önemi bir makalede kaleme alarak gösteren Tekin, orada şöyle demişti: “… bu tarihî buluşma, maarif ailesinin bu büyük iradeyi bütün varlığıyla kucaklayışının açık bir ifadesidir.”

Şırnak’taki toplantıda, “millî birlik ve beraberlik” konusunda inisiyatif alacak ilk kamu otoritesinin MEB olduğunun altını çizen Tekin şöyle konuşmuştu: “Biz çocuklarımızı; bu ülkenin birliğine, beraberliğine sahip çıkacak şekilde yetiştirmekle mükellefiz. Bundan sonraki süreçte de bu konu ana gündemimiz olacak. Etnik ya da dinî kimliğine bakmaksızın bütün vatandaşlarımızın hep yanında olacağız.”

Genelgenin ilk maddesiydi

Toplantıdan bir hafta sonra, 19 Ağustos’ta ise bugün başlayan döneme ilişkin MEB genelgesi yayımlandı. Genelgenin “önlük”, “velilerin okula randevu ile gelmesi”, “idari izin” gibi maddeleri kamuoyunda ön plana çıktı. Oysa genelgenin birinci maddesi, Meclis’te kabul edilen yasa ile ortaya konulan millî duruşun, Bakanlığın tavizsiz en temel önceliklerinden biri ve eğitim-öğretim süreçlerinin ana hedeflerinden biri olacağıydı. Genelgede şöyle denildi:

“… Türk Millî Eğitiminin temel ilkeleri çerçevesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül ruhuna uygun olarak evlatların hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde; millî birlik ve beraberliğe, vatana ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak şuurda yetiştirilmeleri mutlak surette sağlanacak…”

Bunun için bu hafta ve yıl boyunca, Bakanlık tarafından hazırlanacak kılavuzlar doğrultusunda etkinlikler planlanıp, gerçekleştirilecek. İnsan hakları temelinde; etnik ve dinî ayrım gözetilmeksizin eşit yaklaşım, kardeşlik, bağımsızlık, demokrasi, adalet ve özgürlük gibi değerlerin öğrencilere kazandırılması hedeflenecek.

DEM Partili siyasetçi Gültan Kışanak, genelge yayınlandıktan hemen sonra Ankara’da gerçekleşen bir basın buluşmasında genelgeye ilişkin görüşleri sorulduğunda bu adımı çok kıymetli bulduklarını söylemişti. Kışanak eğitimin “sıradanlaşmış ötekileştirme hâline karşı çalışmaların yapılabileceği” alan olduğunu vurgulamıştı.

Yasadan ve süreçten bağımsız

Dikkat çekmek istediğim nokta, ardı ardına sıraladığım gelişmelerin sadece ‘Kürtlerle ilgili ve sınırlı’, tekil, el çabukluğuyla ya da hazır yasa çıkmışken yapılmış olmadığı.

Bakan Tekin sık sık cemevlerini ziyaret ediyor. Tekin, hem Alevi vatandaşlar hem de Alevi dedeleri için bir eğitim-öğretim mekanizmasının olmamasının ötekileştirmeye neden olduğu görüşünde. “Anadolu İrfanının Eğitime Katkıları” başlıklı çalıştayların sonucu olarak geçen haziranda Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü 12 yeni eğitim modülünü tamamladı. Bunlar; 13 yaş üzeri için Alevilik ve Bektaşilik Temel Esasları, Yol ve Erkân, Alevi-Bektaşi Tarihi, Alevi-Bektaşi Edebiyatı ve Müziği gibi 8 başlıkta; 13 yaş altı çocuklar için ise Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat, Semah gibi 4 başlıkta.

Bütün bu adımlar birlikte okunduğunda, eğitim alanında yüksek perdeden ilan edilmese de uzun süredir ihtiyaç duyulan, üzerine çalışılmış (Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli), etkisi zamanla görülebilecek, derin bir dönüşüm gerçekleşiyor.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.