s

Türüçün temsili TFFnin temsilcisi

Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir derler ya; Konyaspor-Trabzonspor maçının temsilcisi Osman Yıldırım'ın yaptığı da o hesap...

Karşılaşma sonrasında mixed zone (karma alan)da Rajmund Toth, gazetecilerle konuşurken, TFF'nin üst klasman temsilcisi Yıldırım, çizgiyi aşan medya mensuplarına uyarıda bulundu. Kenardan geçen Deniz Türüç de, meslektaşlarımı koruma adına temsilciye "posta"sını koydu, o da çizgiyi aştı: "Sen bırak, karışma... İşine bak, karışma."

Aslında Yıldırım, tam da işini yapıyordu. "Önleyici" temsilcilik adına iyi bir örnek gösterdi. Ama sesinin tonu zaman geçtikçe arttı ve uyarı bir anda fırça atmaya kaydı.

Oysa, hiç uyarmasa, raporunu yazıp, ceza almalarını sağlasa kimse de bir şey demezdi.

Temsilciyi uyaran (!) Deniz Türüç, soyunma odası koridorlarındaki kurallara ne kadar hakim acaba? Mesela, yanındaki o çocukların, akredite olmayan şahıslarla aynı sayıldığını biliyor mu? Temsilci bunları rapor etti mi?

Ayrıca, "İşine bak" derken, temsilcinin işinin o olduğunu biliyor mu futbolcu? Bilmiyorsa da öğrenecektir.

Her şeyden öte, kulüp görevlisiyle birlikte, Konyaspor'u nasıl bir "cehennem"in içine attığını ya da atabileceğini kimse hatırlattı mı?

Daha da ileri gidelim mi? Karşılaşmanın ardından hani kazanan takımın oyuncuları sevinip, çocuklarıyla oynuyorlar ya... Temsilcilere soralım öyleyse, bu rapor gerektiren bir ihlal mi?

Türkiye Futbol Federasyonu'nun en yetkili makamı adına statta bulunan Osman Yıldırım'a, bir futbolcunun, hatta bir stat görevlisinin "posta" koyması ne kadar olağan?

Osman Yıldırım bunları çok iyi biliyor oysa... Geçen dönemde Temsilciler Kurulu'nda yer alan, sezon başı seminerinde sunum yapan bir "temsilci"nin bu duruma düşmesi ne kadar üzücü?

* * *

Çuvaldızı da kendimize batıralım. TFF adına akreditasyonu elinde bulunduran derneğimiz TSYD (Türkiye Spor Yazarları Derneği) sezon başında iyi niyetle "akreditasyon ihlalleri" ile ilgili bir bildiri hazırladı. Üyelerin tamamına ulaştığını, üye olmayanların da bu bildiriye imza attığını düşünürsek, uymayanlara yaptırımlar ne?

Mesela, maçın temsilcisi olan beyefendi, medya mensuplarını rapor ederse, PFDK'ya mı sevk ediliyorlar? Malum her "akredite" görevli, TFF'nin kurallarıyla hareket etmek zorunda...

Yok, burada cezayı TSYD veriyorsa, hangi "Disiplin Talimatı"na göre? Ceza verilecek "gazete"cilerin yargısını kim, hangi kurul yapacak? Hukukta en kutsal hak olan "savunma" hakkını kim kullandıracak? "Hak" ararken "haklı" olduğuna inananın itirazı nereye olacak?

Cevaplarını bildiğimiz kadarıyla verelim. Bugüne kadar TFF temsilcisinin raporladığı bir medya mensubunun PFDK'ya sevk edildiği görmedim. TSYD'nin de, bu ihlallere nasıl bir ceza verdiği konusunda bir skala bulunmuyor. Üstelik, bu cezayı verecek bir makam da yok. Akreditasyon cezası alanlar var ama "savunma" alınan var mı? Sanmıyorum.

Maalesef ne kurallara uyulmasını isteyenler kurala uyuyor ne de futbol alemindeki adalet terazisi her zaman doğru tartıyor. Yapanın yaptığı yanına kar kalıyor.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.