Topumu verin, ben gidiyorum!

Hani çocukluğumuzda sokak aralarında ya top koştururduk ya da misket oynardık... Özellikle toprak sahada yaptığımız futbol maçlarında oyuna küserdik, “Verin topumu, ben gidiyorum” diyerek, meşin yuvarlağı kaptığımız gibi evin yolunu tutardık.
Şimdilerde büyük takımlarda teknik direktörlük yapan Fatih Tekke ve meslektaşı İsmail Kartal, yukarıdaki örnekle çok örtüşüyor! Biri yeniliyor, biri berabere kalıyor, kızıyor, küsüyor, “İstifa ediyorum “ diyor! Sonra mı, geri dönüşler başlıyor!
Burada tartışılması gereken yalnızca Fatih Tekke ve İsmail Kartal’ın istifaları değil, teknik direktörlük mesleğinin sorumluluk anlayışı olmalıdır.
Özellikle büyük kulüplerde teknik adamın görevi, işler iyi giderken takımın başında olmak kadar, kriz anında da sorumluluk almaktır.
Öyle ‘pat’ diye istifa edilmez! Bir kaç kötü sonuç, istifayı masaya getirebilir ama istifa etmek her zaman çözüm değildir. Hele sezon başında, kadro yapılanması ve oyun planı daha tam oturmamışken!
İki değerli hocamızın istifa etmesi, Türk futbolunda teknik adamlık mesleğinin sorumluluk anlayışını yeniden tartışmaya açtı! Büyük takım çalıştırmak; baskıyı, eleştiriyi, tribün tepkisini ve kötü sonuçları göze almak demektir. Sezon başında kurulan bir takımın birkaç haftada kusursuz hale gelmesini beklemek de asla gerçekçi değildir.
Profesyonellik biraz da zor zamanda gemiyi terk etmemektir! Sorumluluk almak, hataları düzeltmek ve mücadeleye devam etmek gerekir. İkisi de bunun tam tersini yaptılar. Hadi bakalım bir ‘yerlici’ olarak sizleri nasıl savunacağım arkadaş?
Sakal, bıyık meselesi! Spor yazarlığına başladığım günden bu yana hep yanınızda oldum, kötü gidişatta bile ‘yerli’ hocaları savundum. Yönetimlere yabancı hoca konusunda her daim bayrak açtım! Bizler kayıtsız, şartsız arkanızda dururken, destek verirken, şu yaptığınıza bakın Allah aşkına!
Sizler bunu yaparsanız, ülkemiz yabancı hocalarla dolup taşar, kötü örnek oldunuz, yazık, hem de çok yazık!
GÜZEL SÖZLER
“Kazanmak her şey değildir; kazanmayı istemek her şeydir.”
VINCE LOMBARDI
Zor rakip, büyük hesap!
Süper Lig’de müthiş bir çıkış yakalayan Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi’ne bugün Marsilya maçıyla başlayacak. İki takımı kantara koyacak olursak, Kartal’ın kazanma şansı var ve özellikle kendi sahasında favori dersek abartmış olmam.
Ancak Marsilya’nın geçiş hücumları ve bireysel kalitesi çok ciddi tehdittir. Beşiktaş’ın orta sahada Orkun, Salih ve Ndidi (oynarsa) hattıyla oyunun kontrolünü elinde tutması şart ötesidir.
Özellikle UEFA Avrupa Ligi’nde ilk maçın psikolojisi farklıdır, taraftar desteği Beşiktaş’ın bu zorlu maçta en büyük kozudur. Dolmabahçe’deki bu atmosfer Kartal için ciddi bir itici güçtür. Çünkü öyle bir destek veriyorlar ki, rakibin elini ayağına dolaştırırlar!
Kartal’ın artıları fazla. Örneğin kaptan Orkun Kökçü, orta sahada oyunun temposunu belirleyen ve topu ileri taşıyan en büyük kozlardan birisidir. Üçüncü bölgede Cerny ve Vlahovic gibi ise isimler rakip savunmayı zorlayabilecek kapasite ve kaliteye fazlasıyla sahipler.
Categories: Topumu verin, ben gidiyorum!
Sende Yorum yap