Trump yerini sağlama alıncaya kadar, sabır!
Bundan 45 gün sonra, halkımızın deyişiyle dananın kuyruğu kopacak. (Bu deyimin çok tatlı bir hikâyesi var ama, biraz uzun… Nurullah Genç hocadan dinlemek isterseniz, tıklayabilirsiniz: shorturl.at/ozIhg) ABD ara seçimleri yapılacak ve Cumhuriyetçiler ya 40 yılda bir görülen, başkanlığı ve hem Senato hem Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulundurma lüksünü koruyacak ya da ya iki meclisten birinde hatta ikisinde birden çoğunluğu kaybedecek.
Bunun ABD iç siyaseti açısından çok farklı etkileri olur. Gözlemciler, Cumhuriyetçiler bir mecliste bile çoğunluğu kaybederse Trump’ın yüce mahkemede yargılanmasından tutun, (bu yargılamanın muhtemel kötü sonuçlarından kurtulabilmek için, kendisini affetmesi karşılığında başkanlığı yardımcısı J.D. Vance’e bırakarak) istifa etmesine kadar birçok ihtimali sıralıyorlar. Ya da çoğunluk yine Trump’ın partisinde kalır; ama yeni üyelerin çoğunluğu Trump yanlısı olmayabilir; hayat Trump için zor olmakla birlikte iki yıl daha, böyle kavga-dövüş devam eder. Ama sonuç ne olursa olsun, dış politikada, özellikle ABD’nin Siyonizm ve İsrail’e desteğinin devam edip etmemesi açısından mutlaka önemli etkileri olacaktır.
Bir kere, şimdi “mavi dalga” dediğimiz durum var. Mavi Dalga, genellikle Demokratların ağırlık kazandığı siyasal akımların genel adıdır; ama bu kez, Cumhuriyetçi Parti için “Demokrat eğilimli muhafazakâr akımı” anlamına geliyor. Bu “yeni” Cumhuriyetçileri, NeoCon (Yeni Muhafazakâr) denen, doğrudan “Derin Amerika” güdümündeki sözüm-ona Demokratlarla karıştırmamak gerekir. Bu “Mavi” kuşak, tüm Amerika’ya, hatta tüm batı dünyasına hâkim olan “Siyonizm Aleyhtarı” anlayışı temsil ediyor. Yani Trump gibi, “Ben Derin Devlet’e ihtiyaç kalmadan, İsrail’in komşularıyla arasını bulurum” diye yola çıkıp, ama kulağına “isabet eden” bir kurşunla Netanyahu’nun peşine takılan bir anlayış değil; düpedüz İsrail aleyhtarı bir anlayış.
Örnek: New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani veya Michigan senatör adayı Abdul El-Sayed, milletvekili adayları Rashida Tlaib (Michigan), İlhan Omar (Minnesota), Andre Carson (Indiana), André Carson (Indiana), Latife Simon ve Ayşe Wahab (California). (Bu kişilerin üçü halen Kongre üyesi.)
Böyle bir Kongre tablosu, umulur ki, Trump’a kaybettiği cesareti yeniden kazandırır. O kazandıramazsa, okulların açılması ile gençlerin artacak Filistin yanlısı gösterileri, o da olmazsa, İran’a karşı savaşta zerrece yararı olmayan ama kendileri için hayat çekilmez hale gelmiş olan tüketicilerin akaryakıt istasyonlarında ve süper marketlerde uğradıkları şoku siyaset ve medya sahnesine yansıtmaları, karşımıza başka bir ABD çıkartacaktır.
Muhalefet “show” olarak da olsa Trump’ı harekete geçmek zorunda bırakabilir. Trump’ın hareket etmesini sağlayacak bu dürtü, özellikle dış politika alanında, özellikle Mekke İttifakı üyelerine, Rusya, Çin, Hindistan gibi rakip siyasal güç odaklarına, çok temelli politika değişiklikleri olmasa bile, pratik nitelikte alanlar açabilir.
Ne gibi alanlar mesela? ABD’nin desteğine (en azından engellemesinin son bulmasına) ihtiyaç olan alanlar, bence şöyle sıralanabilir:
1Ülkelerin Gazze soykırımındaki rolüne göre yeniden değerlendirilmesi;
2İran ile Müslüman-Müslümana bir diyaloğun tesisi. Bu, ABD’nin İran ile Körfez Arapları arasında Umman görüşmelerini ciddiye alması kadar, İranlı mollaların vekalet savaşı yoluyla ABD Derin Devletine hizmet etmeye son vermelerini de gerektiriyor.
3İsrail’in dizginlenmesi; hiç değilse ABD’nin artık “Büyük İsrail” projesinden vaz geçmesi.
4Amerika’nın Rusya’ya karşı Ukrayna üzerinden vekalet savaşına son vermesi.
Daha birçok alan ekleyebilirsiniz. Ancak kendi ülkesinde bugüne kadar faşizan uygulamalardan hiç çekinmemiş olan bir Trump, uluslararası alanda bu denli demokrat olabilir ve özellikle Mekke İttifakı ülkelerine söz hakkı verir mi? Bize düşen sabırla beklemek ve Mavi Dalga’nın 45 gün sonra danayı daha güçlü savurmasını ümit etmek gibi görünüyor.
Sende Yorum yap