s

Belki de vardır iyi erkekler

Afgan kadın gazeteciler, 2001’de Taliban’ın düşürülmesinden sonra mesleki kariyerlerinin Altın Çağı’nı yaşadılar. Gazeteci, sunucu, yönetici kadrolarında büyük görünürlük sağladılar. 2021’de Taliban’ın geri dönüşüne yönelik ayak sesleri duyulmadan hemen önce, ülkedeki 12 bin gazetecinin 1741’i kadındı. (Bugün bu rakam dörtte üç oranında azalmış durumda). Buna rağmen, özgürce gazetecilik yaptıkları da söylenemezdi. Her şeyden önce ülkedeki muhafazakârlık kesiyordu önlerini. Tehdit ediliyor, sindirilmeye çalışılıyorlardı. Çoğu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bugün geride kalan kadın gazetecilerin durumu içler acısı. Mesleği bırakmamakta ısrar edenler takma isimle, yüzlerini ve kimliklerini saklayarak çalışıyor. Devlet medyasında çalışmaları yasak. Basın toplantılarına katılmaları da. Afganistan basınında kadının adı yok.

Bir Afgan kadın gazetecinin mesleği için verdiği mücadeleyi o süreçte yaşadığı çok özel bir aşk ekseninde anlatan Shahrbanoo Sadat’ın yönettiği “İyi Erkek Yok / No Good Man” bu yıl Berlinale’nin açılış filmi olarak gösterildi. Büyük ilgi gördü. Daha sonra İstanbul Film Festivali’nde seyirciye sunuldu. Şimdi de MUBI’de gösterimde.

Film 2021 yılında Kabil’de geçiyor.Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinden önceki son özgürlük günleri. Sadat’ın canlandırdığı Naru, Kabil’in büyük ve saygın bir televizyon kanalında çalışıyor. “Kocam beni aldatıyor” diye dert yanan bir kadına, programa davetli uzmanın “Ruj sür” diye cevap verdiği berbat bir kadın programında kameranın arkasında mutsuzluktan öleyazarak. Kanaldaki tek kadın kameraman olan Naru’ya erkekler yokmuş gibi davranıyor, önüne her türlü zorluğu çıkarıyor. Özel hayatı da sıkıntılı. Çalışmayan, şiddet uygulayan kocasını çocuğunu yanına alarak terk etmiş. Kâğıt üzerinde bir boşanma yok çünkü boşanırsa çocuğunun velayetini kaybetmekten korkuyor. Erkeklerden gördüğü yok sayılma, baskı, şiddet ve onların yarattığı hayal kırıklıkları Naru’yu “İyi erkek yok” düşüncesine getirmiş.

Bir sevgililer gününde nasıl oluyorsa sahaya gönderiyorlar onu. Erkek kameramanlara konuşmayan kadınlar, Naru’nun sıcak yaklaşımı sayesinde çok güzel röportajlar veriyor. Kanaldaki erkekler bile takdir etmek zorunda kalıyorlar Naru’nun çekimini. Kanalın ünlü, saygın, cesur ve muhalif gazetecisi Kudret, Naru’daki iyi gazeteci potansiyelini görüyor ve ona birlikte çalışmayı teklif ediyor. Birbirinden tehlikeli işlerde birlikte görev alıp çok iyi haberlere imza atıyorlar.

Kudret, Naru’yu görünür kılmakla kalmıyor, onun “İyi erkek yok” tezini de sarsıyor. Zira, son derece nazik bir erkek. İyi bir evliliği, üç çocuğu var. Özenli, ailesini seven bir baba. Meslektaşına kol kanat geren iyi bir gazeteci. Naru ise, özgürlükçü, işine karşı tutkulu, gözüpek bir kadın. Kısa süre sonra aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Bir yandan maruz kaldıkları siyasi tehdit, ikisinin de evli oluşu, Kudret’in düzgün giden evliliği ve aşkı arasında kalması, sadakat konusunda bocalaması, ilişkilerinde ister istemez bir gerginliğe neden oluyor. Naru uzaklaşmaya çalışıyor. Fakat karşısındaki adam, yaşadığı tüm çelişkilere rağmen o kadar güzel seviyor ki, karşı koymakta da hayli zorlanıyor Naru. Peki ya gerçekten iyi erkekler de varsa? Yönetmen filmde bu soruyu sordururken Afgan kadınlarına umut, erkeklerine örnek oluyor aslında. Belki de aterkil düzende yaşayan tüm dünya kadınlarına ve erkeklerine…

Dünyanın her yerinde kadın olmanın getirdiği belirli zorluklar var. Afganistan gibi ülkelerde çok daha zor kadın olmak. Hele bir de gazetecilik gibi bir mesleğe soyunuyorsanız işiniz daha da güç. Bir kadın gazeteci olarak meslek hayatımda ilerlerken hissettiğim heyecanı, iyi bir haber çıkarmanın verdiği mutluluğu, “görülür olmanın” yaşattığı özgüveni Naru’yu izlerken bir kez daha hatırladım. Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, bu mesleği tutkuyla yapan kadın gazeteciler olarak birbirimize çok benziyoruz. Ne var ki, bir kısmımız düz yolda ilerlerken, bir kısmımız Sisifos gibi koca kayaları her gün dağın tepesine çıkarıyor. Coğrafya ben kaderinizim diye bağırmaya devam ediyor. Ama şunu da biliyorum ki, kadının kaderini özellikle o sert coğrafyalarda yaşayan kadın gazeteciler değiştirecek. Naru’nun “Belki de vardır” dediği iyi erkeklerle el ele vererek. Kadını, sorunlarını daha görünür kılarak, çözüm yolları geliştirerek, yetkili mercilerde kamuoyu baskısı yaratarak. Kadının kadına kurtluk yapması gibi bir lüksümüz yok bu meslekte. Dayanışma önemli. Filmde de Naru’ya nefes aldıran ona güç veren iki kadın gazeteciydi zaten. Biri bir düğün salonunda atılan bombanın etkisiyle hayatını kaybeden.

Yönetmen Shahrbanoo Sadat insanın canını fena hâlde yakan bir dramı anlatırken, mizah ögelerinden de kaçınmamış. Ajitasyona yer vermemiş. Dupduru bir dille aktarmış otobiyografik ögeler de taşıyan hikâyesini. Aşk filmlerinin hepsinin birbirine benzediği bir dönemde, sinema tarihinin en güzel, en dokunaklı aşk sahnelerinden biriyle finalize etmiş “İyi Erkek Yok”u. Filmi izlemenizi çok isterim. Böyle filmlerin daha çok yapılmasını… Naru gibi kadın gazetecilerin artmasını.

İyi pazarlar.

Categories: Belki de vardır iyi erkekler

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.