İmamoğlu davasında 84. duruşma! Tutuksuz sanıklar savunma yaptı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunma yapan tutuksuz sanık reklamcı Ahmet Talha Bilgin, şirketin kurulduğu günden bu yana açık hava reklamcılığıyla uğraştığını, hiçbir dönemde herhangi bir kamu kurumuna ait bir metrekare yer kiralamadıklarını ve kullanmadıklarını söyledi.
İddianamede yer alan, ihalelere teklif sunmaya yönelik eylemle ilgili Bilgin, "Sadece 2020 yılında Kültür AŞ'nin daveti üzerine iki ihaleye teklif sundum ve iki ihaleyi de kazanamadım. Dikkat edilirse sunduğum teklifler muhammen bedele uygun, o günkü şartlarımıza göre hesaplanarak sunduğumuz makul teklifler. Ancak kazanamayınca anladım ki ben ticaretime bildiğim yoldan devam etmeliyim ve bir daha da ihalelere girmedim." dedi.
Bilgin, Kültür AŞ ve Medya AŞ ile muvazaalı sözleşme yapıp rüşvet verdiği iddiasını reddederek, kendisine bildirilen masrafları ödediğini ve bunları resmi hesabından kurumların resmi hesabına fatura karşılığı yaptığını savundu.
"SPOR AŞ'DEN ALACAĞIM ÖDEMELERİ YA ALAMIYORDUM YA DA ÇOK GEÇ ALIYORDUM"
Tutuksuz sanık iş insanı Mert Saraç, organizasyon şirketi yetkilisi olduğunu ifade ederek, iddianamede, muhtelif kültürel sanatsal etkinlikler, muhtelif kültür sanat organizasyonları, bu etkinlik ve organizasyonların tanıtım ve duyuru hizmetleri ile muhtelif baskılı materyallerin temini işi için yapılan ihalede alt yüklenici konumunda olması sebebiyle yargılandığını söyledi.
Kültür AŞ ile sadece ilgili ihale için çalıştığını, ana ihaleye şirket olarak katılım sağlamadığını, herhangi bir teklifte bulunmadığını anlatan sanık Saraç, Kültür AŞ'nin ana ihaleyi alması sonrasında alt yüklenici olarak hizmet verdiklerini, alt yüklenici olduktan sonra da işi istenen şekilde teslim ettiklerini, faturalandırmalar yaptıklarını aktardı.
İddianamede yer alan ilgili firma tarafından kendisine faturalar yönlendirildiğini, kendisinin de bu faturalar karşılığında ödemeler yaptığını dile getiren sanık Saraç, "Herhangi bir mal veya hizmet almadan kesilen bu faturalara karşılık yapılan ödemelerin sebebi ise tamamen ticari baskılama ve zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Şöyle ki, bahsettiğim gibi ben Kültür AŞ ile bir kez çalıştım. Normalde bu faturalandırma sürecinde Spor AŞ ile birden fazla kez çalışıyorken teklifler sundum. Spor AŞ'den alacağım ödemeleri ya alamıyordum ya da çok geç alıyordum. Ayrıca yine aynı dönemde devam eden faturalandırdığım işlerim vardı." dedi.
Aynı dönemde birisinin Emrah Bağdatlı'nın (sanık) adını vererek kendisiyle iletişime geçtiğini, ismen bu kişiyi hatırlamadığını ifade eden sanık Saraç, süreçle ilgili şunları söyledi:
"Bana mevcut ödemelerimi alabilmem ve işlerimin de devam edebilmesi için yönlendirilecek faturaları ödemem gerektiğini söyledi. Ben hem devam eden işlerimin tehlikeye girmemesi hem de kalan ödemelerimi alabilmek adına mecburen ödemeleri yaptım. Bana bileklik faturası kesmişler, benim bu kadar bileklikle ne işim olabilir? 'Yılbaşı hediyesi diye aldı' demişler, faturalar ağustos ve eylül aylarına ait. '4 ay önceden yılbaşı hediyesi alındığı nerede görülmüştür?' sormak isterim. Şirketim bu işlemler karşılığında hiçbir maddi ya da manevi fayda sağlamamıştır, ödeme dışında herhangi bir yönlendirici rolüm veya bilgi sahibi olduğum bir husus yoktur. Tarafımıza yöneltilen bu işlemler dışında faturaların hazırlanış süreci, içerik denetimi, organizatör yapısı ya da paranın akıbetine, ne için kullanıldığına ilişkin herhangi bir bilgiye de sahip değilim."
İlgili firmanın o dönem içerisinde kime ait olduğunu ve Zeynep Ayten Gözdem Ongun (sanık) isimli şahsı da tanımadığını belirten sanık Saraç, Ongun'un her ne kadar "aramızda ticari ilişki olduğunu" belirtse de bu savunmaların gerçeği yansıtmadığını, Ongun’un da faturalandırılan ürünlerin varlığına ve teslimine ilişkin de herhangi bir belge sunamayacağını aktardı.
Aslen mağdur olan ve zarar gören kişinin kendisini olduğunu dile getiren sanık Saraç, "Ödemelerimde aksama olamaması için bir EFT yaptım, istemeden de olsa helal şirketime haram bulaştırmış gibi hissediyorum kendimi. Kendileri göndermedikleri bir ürün faturasını kesip ödemesini alıp, sonra da masummuş gibi burada firmamın adını boy boy servis ettiler. Kaşemin başka yerde çıktığını belirterek bana ait olan şirketimiz sanki başkasınınmış, daha doğrusu Muhittin Palazoğlu'nunmuş (sanık) gibi lansman ettirdiler." dedi.
Saraç, hakkındaki tüm suçlamaları reddederek, tahliyesini istedi.
SARAÇ'IN ÇAPRAZ SORGUSU
Soru sormak için söz alan tutuklu sanık Murat Ongun, "Emrah Bağdatlı'ya hangi gerekçeyle yönlendirildiniz?" sorusunu sordu.
Sanık Saraç da "Emrah Bağdatlı vasıtasıyla ulaştığını söyleyen bir telefon aldım. Bu telefonda da devam eden işlerimle alakalı ödemelerin ve devam edecek işlerin akıbetiyle alakalı açıkçası tehdit edildim. Bunun sağlamasını da şu şekilde yaptım, telefonda bana çalışmış olduğum kurumdaki yöneticilerin ismi verildi. Yani ben bir telefona istinaden bu adamı aramadım. Telefonu kapattıktan sonra yaptığım araştırmalarda o kurumlarda bana söylenen isimlerin olduğunu tek tek teyit aldıktan sonra mevcut yapacağım işlerin ve arkada bekleyen yüksek meblağdaki tutarların riske girmemesi adına bu adımı attım. O dönemde ben Spor AŞ ile çalışıyordum. Oradan bekleyen yüksek meblağda tutarlar vardı. Aldığım parça parça ödemeler vardı, lakin geride bekleyen çok yüksek meblağlarda ödemeler vardı bu sebeple." şeklinde cevap verdi.
Sanık Ongun'un Spor AŞ'den alacağınız ödemelerin yapılmaması tehdidi karşısında ilgili firmadan alışveriş yapmak mecburiyetinde bırakıldınız, onu mu diyorsunuz?" sorusuna sanık Saraç, "Doğrudur, aldığım telefon da bu minvalde bir görüşmeydi." dedi.
Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın "Ürün teslimi almadınız, öyle mi?" sorusuna sanık Saraç, "Kesinlikle. Herhangi bir mal teslimi, teslim tutanağı yok." diye cevap verdi.
Sanık Ongun'un "Firmanın sahibinin eşim olduğunu ne zaman öğrendin?" sorusuna sanık, "Bu süreçte mevcut yargılanma sürecinden sonra. Şahsın ismine dair bile bir bilgim yoktu." dedi. Ongun da, "Yani sizi tanımadığınız biri aradı, 'Şu firmaya ödeme yap.' dedi, siz de yaptınız." deyince sanık Saraç da "Evet, bir baskı ve tehdit karşısında yapmak durumunda kaldım." şeklinde konuştu.
"FATİH KELEŞ'İ TANIMIYORUM"
Tutuksuz sanık İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal, iddianameye konu iki ihalede komisyon üyesi olması ve ihale onay belgesini imzalamasından dolayı "ihaleye fesat karıştırma" suçundan cezalandırılmasının istendiğini söyledi.
İhalelerin, İBB'nin Makine İkmal Şube Müdürlüğü'nden aldıkları iş kapsamında yapıldığını anlatan Uysal, tutuksuz sanık eski İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay'ın, sanıklardan Fatih Keleş'in kendisinin üstünden tablo aldığıyla ilgili bir ifadesi olduğunu kaydetti.
Keleş'i tanımadığını ve hiçbir zaman görmediğini belirten Uysal, beraatını istedi. Sanığın çapraz sorgusu sırasında söz alan Fatih Keleş'in "Beni tanıyor musunuz?" sorusu üzerine Uysal, "Yok, tanımıyorum." dedi. Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam etti.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz sanık iş insanı Tamer Gümüş savunma yaptı. Sanık Gümüş, uzun yıllardır fidancılık sektöründe faaliyet gösterdiklerini, sonrasında şirketini devrettiğini söyledi. İddianamede, sanıklardan Ümit Polat'a rüşvet verdiği iddiasıyla suçlandığını belirten Gümüş, parayı verdiğini inkar etmediğini ancak daha fazla ihale almak için para vermediğini savundu. Gümüş, bu paranın kendisinden nasıl istendiğini, nerede teslim ettiğini ve neden karşı koyamadığını anlatmak istediğini belirterek, şu beyanda bulundu:
"Ümit Polat'ı 2003 yılından beri Ağaç AŞ'den tanıyorum. Ali Sukas göreve gelmeden önce de kendisi satın alma müdürlüğü yapıyordu. Bir dönem başka birimlerde çalıştıktan sonra yeniden satın alma müdürlüğü görevine döndü. Ben de kuruma ürün satan bir tedarikçi olarak kendisiyle yeniden görüşmeye başladım. Bu süreçte benden çeşitli talepleri oldu. Eşine elit üyelik, uçak bileti, market ve kıyafet kartları istedi. Savcılıkta da anlattığım üzere, taleplerini karşılamadığımda ödemelerimi geciktireceğini söylüyordu. Karşımda sıradan bir tanıdığımın ricası yoktu. Nitekim teklifimin alınıp alınmamasında, ürünümün değerlendirilmesinde yetkili olan satın alma müdürünün talepleri vardı."
Sanık Gümüş, "Seçim için istenen para ise 2024 seçimlerinden önce Ağaç AŞ'ye yaptığım bir ziyarette bana açıkça Ümit Polat, 'Yukarıdan bir baskı geliyor, seçim için para isteniyor, destek vermeniz lazım, aksi takdirde Ağaç AŞ ile ticaretim biter.' dedi. Bu sözleri savcılıkta da anlattım. O tarihte Ağaç AŞ'den yaklaşık 30-40 milyon lira alacağım vardı. Ürünlerimi teslim etmiş, masraflarımı yapmıştım. Karşılığında paramı bekliyordum. Ümit Polat'ın bu sözü karşısında hem alacağımın hem de yıllardır sürdürdüğüm ticaretimin tehlikeye gireceğinden korktum açıkçası." ifadelerini kullandı.
"30 BİN AVROYU ELDEN TESLİM ETTİM"
Sanıklardan Polat'a 30 bin avroyu elden teslim ettiğini ve bu parayı bir seçimi finanse etmek amacıyla vermediğini savunan Gümüş, seçimi gerekçe gösterenin Ümit Polat olduğunu, paranın gerçekten seçim için kullanılıp kullanılmadığını, bir başkasına verilip verilmediğini bilmediğini ve kendi adına kullanmış olabileceğine ilişkin şüphesini de daha öncesinde savcılıkta beyan ettiğini anlattı.
Sanık Gümüş, Ümit Polat'ın kurumda 20 yılı aşkın süredir çalışan, çalışanları ve bütün satın alma süreçlerini bilen biri olduğunu, duruşmada da kendisini açıkça güçlü bir isim olarak tarif ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Teklif alacak firmaları kendisinin belirlediğini, ayrıca da açıkça benim işlerimi engellemek için de uğraştığından bahsetti. Ali Bey, Ağaç AŞ'nin genel müdürüdür ancak tedarikçi listesine girecek firmaların uygun olup olmadığının kontrolünü yapmaz. Bir ihale için firma gezip teklif almaz, bunlar satın almanın görevidir. Ancak Ali Sukas bir firma için 'Bundan da teklif alalım.' diyebilir. Ama satın alma birimi 'İnceledik, ürünleri uygun değil.' dediğinde genel müdür gidip de her ağacı yeniden incelemez. Ben eğer bu hususları şikayet etseydim konunun Ümit Polat'a döneceğinden ve sonrasında işlerimde sorun çıkacağından korkuyordum açıkçası. İddianame, şikayet yapmamış olmamı ve sonrasında çalışmaya devam etmemi de aleyhime değerlendiriyor. Oysa benim anlattığım korku tam olarak budur. Şikayet edersem alacağımın ve ticaretimin daha da sıkıntıya girmesi."
Alışveriş kartlarının kendisine, çalışanlara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılacağı söylendiği için hayır ve zekat düşüncesiyle karşıladığı talepler olduğunu dile getiren Gümüş, "Görevinden ayrılmasının ardından geçen iki bayramda aynı talep gelmeyince kartların gerçekten söylendiği yerlere ulaşıp ulaşmadığından şüphelendim. Kartların sonrasında kimler tarafından kullanıldığını görmedim." beyanında bulundu
Gümüş, savunmasına şu şekilde devam etti:
"Ümit Polat ve avukatı, eşine sağladığım elit üyelik için ısrarla 'Ücretsizdi, maddi bir karşılığı yoktu.' diyor. Ben bu işlem sırasında ayrıca nakit bir para ödemedim ancak hesabımdan 40 bin mil eksildi. Yalnızca üç kişiye kullandırabildiğim hakkımdan da biri kullanılmış oldu. Ümit Polat, duruşmalarda, firmalardan bunu kendisinin talep ettiğini söylüyor. Şahıs kendi kabul ediyor zaten ne yaptığını. Bu birikimin parasal karşılığı da var. Benim hesabımdan çıkan 40 bin mili bugün yerine koymak istersem 2 bin 800 dolar ödemem gerekiyor. Dolayısıyla o gün cebimden nakit çıkmadı diye hiçbir değer vermemiş olmuyorum. Bugünkü satın alma bedeliyle 2 bin 800 dolara karşılık gelen mil birikimim eksildi."
Ümit Polat'ın kendisinden aldığı para ve diğer taleplerinin seçim finansmanı veya tarafına ihale verilmesinin karşılığı olduğu şeklindeki değerlendirmeyi kabul etmediğini söyleyen Gümüş, dosyaya bakıldığında bu parayı verdikten sonra iş alamadığının da görüleceğini belirtti.
TOPLAM 232 TUTUKSUZ SANIK SAVUNMA YAPTI
Tutuksuz sanık Kadir Gümüş de savunmasında, 40 yıldır peyzaj ve fidancılık sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı olduğunu, Ağaç AŞ ile 24-25 yıldır devam eden bir ticari ilişkisinin bulunduğunu belirtti.
Gümüş, iddianamede yer alan söz konusu paraları herhangi bir ihaleyi almak, haksız bir menfaat elde etmek veya herhangi bir seçim faaliyetini desteklemek amacıyla vermediği ifade ederek, şu savunmayı yaptı:
"Amacım yeni bir menfaat elde etmek değil, zaten hak etmiş olduğum ve yaptığım işlerden doğan ticari alacaklarımı tahsil edebilmekti. Bu süreçte para talep edilen ve alacağını tahsil edebilmek için ödeme yapmak zorunda kalan taraf benim. Nitekim söz konusu ödemelerin ardından Ağaç AŞ tarafından tarafıma ödemeler yapılmış ve alacaklarıma karşılık çekler verilmiştir. Bu hususun banka kayıtları, şirket kayıtları ve Ağaç AŞ'nin ödeme kayıtları üzerinden ortaya konulabileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla benim açımdan mesele herhangi bir suçtan menfaat sağlamak değil, mevcut ticari alacağımı tahsil edebilmekti."
İhalelerin ne şekilde hazırlandığını bilmediğini söyleyen sanık Gümüş, herhangi bir seçim desteğinde bulunmadığını ve haksız bir menfaat elde etmek amacıyla hareket etmediğini savundu. Sanık Gümüş, "Yaptığım ticari faaliyetlerden doğan ve tahsil etmekte güçlük çektiğim alacağımı almaya çalıştım. Bu nedenle dosyada bana isnat edilen fiiller bakımından suç işleyen kişi değil, aksine irtikap suçunun mağduruyum." ifadelerini kullandı. Diğer savunma yapan tutuksuz sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları reddetti. Duruşmada 14 tutuksuz sanığın savunmasının da alınmasıyla, davada toplam 232 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu. Duruşma yarına ertelendi.
Sende Yorum yap