8 korumayla gezen foncu

Eskiler ne güzel demiş..
Çok laf yalansız çok mal haramsız olmaz.
Türkiye’yi sarsan fon soruşturmasının bir numaralı ismi Emre Tezmen ve eski bir siyasetçi olan babasının kişisel servetlerinin 2,4 milyar dolar olduğunu anlatan haberleri okurken niyeyse aklıma ilk gelen bu söz oldu.
Dile kolay… 2,4 milyar dolardan bahsediyoruz. Dünyanın en zenginlerin sıralandığı listelere adlarını yazdıracak bu servete nasıl ulaşmış olabilirler?
Dün güvendiğim bir haber kaynağımdan Tezmen’in 8 korumayla gezdiği bilgisini alınca açıkçası şaşırmadım. Bu kadar para, yarım milyondan fazla insanın mağduriyeti ve akıbeti belirsiz 831 milyarlık varlığı düşününce 8 koruma çok da tuhaf gelmiyor kulağa.
Efendim tek suçlu foncular mı? Devlet neden denetleme görevini yapmamış? Güzel soru.. Özellikle FETÖ medyası ve onların etkisinde kalan çevreler meseleye buradan yaklaşıyor. Hatta işi operasyonun düğmesine basan Adalet Bakanını hedefe koyarak sürüklemeye çalışıyorlar! Yani her zamanki gibi bulanık suda balık avlama derdindeler.
Neden mi? Anlatalım…
Bu süreci başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu’nun 19 Ağustos 2026’da SPK’ya “gizli” ibareli gönderdiği müzekkere.
Üstelik ortada henüz bugünkü operasyonlar yokken…Savcılık 5 hisseyi ve bu hisselerde işlem yapan fonları mercek altına alıyor.
Bazı hisselerin yaklaşık 100 kata varan yükselişlerini tespit ediyor. Şirketlerin sermayesi, öz sermayesi ve kârlılığı ile borsada ulaştıkları değerler arasında “uçurum niteliğinde” fark bulunduğunu değerlendiriyor. Daha önemlisi, fonlar üzerinden işlediği düşünülen mekanizmayı sorguluyor.
Bazı fon sahiplerinin hisseleri önce bireysel olarak aldığı, oluşan taleple fiyatın yükseldiği, ardından hisselerin fonlara satıldığı; böylece hem hisse hem de fon değerinin arttığı ihtimali üzerinde duruyor.
Ve SPK’ya son derece kritik bir soru yöneltiyor: Bu şirketler ve fonlar hakkında daha önce bir inceleme başlatıldı mı?
Yoksa inceleme yapılmasını istiyor. Hukuki adresi de açıkça gösteriyor: Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107’nci maddesi… Yani piyasa dolandırıcılığı.
Bu nedenle bugün soruşturmayı tartışırken eleştirinin merkezine yargıyı koymak tabloyu tersinden okumak olur. Olağan dışı hareketleri soruşturma konusu yapan, SPK’dan inceleme isteyen ve sürecin derinleşmesinin önünü açan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı.
Asıl üzerinde durulması gereken nokta bu aşamaya neden ihtiyaç duyulduğu. 100 kata yaklaşan fiyat hareketleri yaşanırken sermaye piyasalarının kendi denetim mekanizmaları ne yaptı? 19 Ağustos’tan önce bu şirketler ve fonlar hakkında bir inceleme var mıydı?
Varsa hangi aşamadaydı? Yoksa neden yoktu?
Yargı bugün bu soruların cevabını arıyor.
Ve eleştiri de tam bu noktadan başlamalı:
Yargı harekete geçmeden önce denetim mekanizmaları harekete geçmiş miydi?
Sende Yorum yap