MİA’dan Almanya’da aşırı sağ analizi: Yeni bir tanınma sorunu üretebilir

ASLIHAN ALTAY KARATAŞ Ankara - Baki Laleoğlu tarafından kaleme alınan analizde, aşırı sağın yükselişinin Batı dünyasında uzun süredir devam eden ve giderek derinleşen dönüşümün Almanya’daki yansıması olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. Almanya’da aşırı sağın yükselişinin liberal demokrasiler ile geleneksel siyasi aktörlerin temsil ve meşruiyet üretme kapasitesindeki zayıflamanın bir sonucu olduğu vurgulandı.
Seçiçi ortaklık modeli
Aşırı sağın yükselişinin Türkiye ile ilişkilere etkisi değerlendirilirken, AfD’nin Türkiye’yi kültürel olarak Avrupa’ya ait görmediği, buna karşılık “önemli bir stratejik ve ekonomik ortak” olarak tanımlandığı kaydedilerek bu durumla ilgili “Avrupalı aktörler nezdinde üyelik ve normatif bütünleşme perspektifinin gerilemesi; ticaret, göç, güvenlik, enerji ve bölgesel krizlerin yönetimi gibi daha sınırlı alanlara dayanan seçici bir ortaklık modelini güçlendirebilir” tespitinde bulunuldu.
Asıl risk
Almanya’da yaşayan Türk ve Müslüman topluluklar açısından ise asıl riskin, fiziksel saldırılardan daha ziyade hukuki vatandaşlık ile kültürel aidiyet arasına mesafe koyan söylemin normalleşmesi olduğu kaydedilirken çifte vatandaşlık, aile birleşimi ve yabancı ülkelerle sürdürülen bağların güvenlik tartışmalarına dâhil edilmesinin, özellikle ikinci ve üçüncü kuşak göçmen kökenli vatandaşlar açısından yeni bir tanınma sorunu üretme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. AfD’nin yaklaşımın siyasal ile toplumsal düzeyde normalleşmesinin İslamofobi’yi kurumsallaştırdığı ve Müslümanların kamusal görünürlüğünün başlı başına bir güvenlik problemi olarak değerlendirilmesine yol açtığı kaydedildi.
Categories: MİA’dan Almanya’da aşırı sağ analizi: Yeni bir tanınma sorunu üretebilir
Sende Yorum yap