s

Asistan mı fazla yetkili bir çalışan mı?

Bir chatbot yanlış bilgi verdiğinde onu kapatırsınız. Bir yapay zekâ ajanı yanlış karar verdiğinde ise sonuç gerçek hayatta karşınıza çıkabilir.

Artık herkesin bir yapay zekâ ajanı var, hatta bir değil birden daha çok. Bu yapay ajanlar özenle eğitiliyor, gerçek bir yönetici asistanı kadar iddialı bir hale getiriliyor. Tabii bunu yaparken izinsiz özel mesajlarınızı da okuyabiliyor, ona göre hamlelerde bulunabiliyor ama elbette gerçek bir yönetici asistanı gibi duygusal zekâyı işin içine katmayı henüz başaramıyor. İşte bu durumda aynı yapay zekâyla yapılmış pazarlama kampanyalarından metinlere kadar her yerde aynı cümle kalıplarıyla karşılaşıyoruz.

Farkında mısınız, artık çay fincanı da otomobil de sadece çay fincanı ya da otomobil değil, “daha fazlası!” Yapay zekâ her konu hakkında fincan fincan değil, ısrarla “fincandan daha fazlası” diyor. Otomobil artık sadece otomobil değil, yaşam alanı. Telefon sadece telefon değil, kişisel asistan. Yapay zekâ asistanı ise artık sadece size cevap veren bir chatbot değil, sizin yerinize hareket eden bir “ajan!”

Tam da böyle bir dönemde, yapay zekâ yarışına bir miktar geç kalan Meta, OpenAI ve Google DeepMind gibi şirketlerin ardından bu kez sahneye oldukça agresif biçimde çıkıyor ve yeni AI ajanı Muse’u hayatımızın merkezine yerleştirmeye çalışıyor.

Muse’un iddiası basit ama sonuçları büyük. Ona bir görev veriyorsunuz, o görevin nasıl yapılacağını kendi planlıyor, internet sitelerinde dolaşıyor, formları dolduruyor, alışveriş ediyor, seyahat planlıyor, e-posta gönderiyor, takviminize bakıyor, bazı uygulamalarla bağlantı kuruyor ve siz başka bir şeyle uğraşırken arka planda çalışmaya devam ediyor.

ChatGPT’ye “Bana Paris’te üç otel bul” demek başka, Muse’a “Paris seyahatimi organize et, uygun oteli bul, uçuşları karşılaştır ve satın almadan önce bana sor” demek başka.

İşler nasıl karışıyor?

Aradaki fark, yapay zekânın artık sadece bilgi üretmesi değil, gerçek dünyada sizin adınıza işlem yapabilmesi. İşte tam burada işler biraz karışıyor.

Bir chatbot yanlış bilgi verdiğinde onu kapatırsınız. Bir yapay zekâ ajanı yanlış karar verdiğinde ise sonuç gerçek hayatta karşınıza çıkabilir. Yanlış kişiye e-posta gönderebilir, yanlış ürünü satın alabilir, yanlış rezervasyon yapabilir veya sizin özel bilgilerinizden hiç beklemediğiniz sonuçlar çıkarabilir.

Meta bu nedenle Muse’un güvenlik tarafına özellikle vurgu yapıyor. Muse Secure, VM adı verilen özel bir sanal makinede çalışıyor; internet erişimini kontrol eden Sentinel adlı ayrı bir güvenlik katmanı bulunuyor ve Meta, parolaların ve ödeme bilgilerinin model tarafından doğrudan görülmediğini söylüyor.

Şirket ayrıca ileride Muse Confidential VM ile Meta’nın bile bu verilere erişemeyeceği bir sistem kurmayı hedefliyor. Kulağa oldukça güvenli geliyor. Ancak yapay zekâ dünyasında güvenlik sunumları ile gerçek hayat arasında her zaman bir mesafe var.

İnsanların yerine tıklıyor

Nitekim Muse’un daha ilk döneminde bir kullanıcının özel mesajlarıyla ilgili yaşadığı olay, ajanın hangi verilere eriştiği ve bunu kullanıcıya nasıl açıkladığı konusunda soru işaretleri yarattı. Meta’nın güvenlik mimarisinin ayrıntılı olması önemli ama kullanıcı açısından daha basit bir soru var: Ben sana izin vermediysem sen bunu nereden biliyorsun? Muse’un asıl sınavı da bu! Üstelik konu sadece kullanıcı ile Meta arasında değil. Amazon’un Muse’u kendi platformunda engellemesi, yapay zekâ ajanlarının önündeki başka büyük sorunu ortaya çıkardı.

Meta “Kullanıcı bana alışveriş etme yetkisi verdi” diyor. Amazon ise “Bu benim sistemim, benim müşterim ve benim kurallarım, buraya üçüncü taraf bir ajanla gireceksen benim de iznimi alman gerekiyor” diyor. Bu tartışma önümüzdeki yıllarda çok daha büyüyecek. Çünkü internet bugüne kadar insanların tıklaması üzerine kuruluydu. Şimdi ise insanların yerine tıklayan makineler geliyor.

Muse Amazon’a giremeyebilir ama Shopify, PayPal, Stripe ve farklı perakendecilerle kurulan bağlantılar sayesinde başka yerlerde alışveriş edebiliyor. Meta, Walmart, Best Buy, Sephora, Instacart ve Expedia gibi servisleri de Muse ekosistemine dâhil etmeye çalışıyor.

Gelecekte seçimlerimizi yaparken benim ajanım hangi şirketlerle konuşabiliyor, diye bakacağız. Üstelik Meta Muse’u telefon ekranında bırakmak istemiyor. Muse yakında Meta’nın yapay zekâ gözlüklerine, bilgisayarlara ve Muse Charm adı verilen küçük bir cihaza taşınacak. Bir süre sonra telefonunuzu çıkarıp bir uygulama açmak yerine, yanınızdaki yapay zekâ ajanına doğrudan konuşmanız hedefleniyor.

Asıl soru geliyor

Mark Zuckerberg’in büyük vizyonu da burada ortaya çıkıyor. Muse, bir yapay zekâ uygulamasının yanı sıra milyarlarca insanın günlük hayatındaki kişisel ajan olarak kurgulanıyor. Ama burada biraz durup düşünmek gerekiyor. Çünkü gerçek bir yönetici asistanı sadece çok şey yapabildiği için iyi değil. Hangi e-postaya hemen cevap verilmesi, hangisine iki gün sonra dönülmesi gerektiğini zaman içinde öğrenir elbette. Patronunuzla konuşurken sesinizin tonundan ne düşündüğünüzü anlayabilir. Bir toplantının aslında gereksiz olduğunu fark edebilir. Daha önemlisi, bazen hiçbir şey yapmaması gerektiğini bilir. Yapay zekâ ajanlarının en büyük açığı hâlâ burada. Çok şey biliyorlar, çok hızlı çalışıyorlar, çok fazla uygulamaya bağlanabiliyorlar, ama insanın o tarif edilmesi zor sosyal sezgisine henüz sahip değiller.

Tam da bu nedenle Muse’un başarısını yalnızca kaç kişinin uygulamayı indirdiğiyle ölçmemek gerekiyor. Önemli olan, zamanla ona ne kadar yetki vereceğimiz. Çünkü bir yapay zekâ ajanının gerçek gücü, ne kadar çok şey yapabildiğiyle değil, ona ne kadarını emanet etmek istediğinizle ölçülecek.

Bugün Meta Muse’u agresif biçimde pazarlıyor, rakipleri benzer sistemler geliştiriyor, perakendeciler kimine kapıyı açıp kimine kapıyı kapatıyor. Kullanıcılar ise bütün bunların ortasında yeni bir alışkanlığa hazırlanıyor, kendi adına internette dolaşan dijital çalışanlara sahip olmaya. Bundan sonra teknoloji şirketlerinin bize “fincandan daha fazlası” demeyi bırakıp başka bir soruya cevap vermesi gerekecek. Bu ajan gerçekten benim hayatımı kolaylaştırıyor mu yoksa hayatımı kolaylaştırmak bahanesiyle hayatımın içine biraz fazla mı giriyor? Muse’un geleceğini belirleyecek asıl soru bu.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.