Krizi kadınlar yaşıyor kararları erkekler veriyor

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin (UN DESA) yeni yayımlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2026 Durum Raporu, krizin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerine ve kadınların iklim kararlarına ne ölçüde katılabildiğini çarpıcı verilerle ortaya koyuyor.
- Dünya genelinde yaklaşık 2,9 milyar kadın ve kız çocuğu, iklim değişikliği ve jeofiziksel afetlere yüksek veya çok yüksek düzeyde maruz kalan ülkelerde yaşıyor.
- 1 milyar kadın ve kız çocuğu orta düzeyde riskli bölgelerde yaşıyor.
- Düşük veya çok düşük düzeyde riskli ülke ve bölgelerde yaşayan kadın ve kız çocuklarının sayısı ise 224,9 milyon. Bu, tüm kadın ve kız çocuklarının yüzde 5,5’ine denk geliyor.
- Artan sıcaklıklar özellikle yaşlı kadınlar için hayati bir tehdide dönüşüyor. Avrupa’da 2022 yazındaki sıcak hava dalgalarında yaşamını yitirenler arasında yaşlı kadınların payı orantısız biçimde yüksek.
Eşit katılım şart
Bu sorunların üstesinden gelmek, kadınların karar alma süreçlerine eşit katılımını gerektiriyor. Uluslararası iklim müzakerelerinde kadınların temsilinin son yıllarda arttığı görülüyor. 2008’deki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nda (COP14) delegelerin yüzde 31’i kadınken, bu oran 2025’teki COP30’da yüzde 40’a yükseldi. Bakanlıklarda ise tablo aynı hızla değişmedi. 2026 itibarıyla dünyada çevreden sorumlu bakanların yalnızca yüzde 27’si kadın. Enerji, doğal kaynaklar, yakıt ve madencilikten sorumlu bakanlarda bu oran yüzde 12’ye düşüyor. Diğer yandan kadınlar, iklim değişikliği ile mücadelede önemli rol oynuyor. 2026 yılında dünyada çevre ile ilgili gerçekleşen mücadelelerin dörtte birinde kadın çevre hakları savunucuları yer alıyordu. Başka bir deyişle, iklim dönüşümüne yön veren kararlar, kadınların sesi yeterince duyulmadan alınıyor.
Bir adalet meselesi
Sosyal İklim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Tuğrulöz, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “İklim krizi herkesi aynı şekilde etkilemiyor. Kadınlar ve kız çocukları bu krizden çok daha ağır etkileniyor. Ama asıl gördüğümüz şu: krizden en çok etkilenenlerle, çözüm için karar alma yetkisi olanlar aynı kişiler değil. Bunu Katılımdan Güce projemizde defalarca gördük; genç kadınlar bir araya geldiğinde, yaşadıkları sorunları kısa sürede somut politika önerilerine dönüştürüyor ve bu önerileri yerel yönetimlerle doğrudan masaya yatırıyorlar. Demek ki sorun kadınların çözüm üretememesi değil, ürettikleri çözümlerin karar mekanizmalarına hiç taşınmaması. Sosyal İklim Derneği olarak bunu bir eksiklik değil, çözülmesi gereken bir adalet meselesi olarak görüyoruz. Kadınlar iklim politikalarının konusu değil, kurucusu olmalı.”
Milliyet-UN Women işbirliği
Milliyet, küresel medya birliği Media Compact üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile iklim krizinin çok boyutlu etkilerini ele alan yazı dizisine devam ediyor. Dizi, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) kadar sürecek.
COP31 yolunda gençlerin sesi
Katılımdan Güce projesi, Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle UN Women tarafından uygulanan sivil toplum programı kapsamında hayata geçiriliyor. Proje, genç kadınların demokratik karar alma süreçlerine katılımını güçlendirmeyi, onları kamu politikalarını ve toplumsal dönüşümü şekillendiren sivil ve siyasi aktörler olarak desteklemeyi hedefliyor. COP31 Başkanlığı Gençlik İklim Şampiyonu Sally Higgins, Türkiye ziyareti kapsamında BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond ile bir araya geldi. Avustralya’nın Queensland eyaletindeki küçük Allora kasabasında çiftçilik yapan Higgins, kendi yaşadığı bölgede gördüklerini şöyle anlatıyor: “Doğal afetlerde, yaşadığım yerdeki kadınların her şeyi bir arada tuttuğunu gördüm. Toparlanmamızda ve yeniden inşa sürecinde kritik bir rol üstleniyorlar. Bu, pek çok yer için geçerli. Genç kadınlar masada kendilerine yer açılmasını beklemiyor, bu işi zaten yapıyorlar ve kararların alındığı yerlerde olmaları gerekiyor. Sadece doğru olan bu olduğu için değil, daha iyi politikalar ve daha güçlü toplumsal sonuçlar getireceği için.”
Sende Yorum yap